Kâlet yâ eyyuhâ-lmeleu innî ulkiye ileyye kitâbun kerîm(un)
Sebe kraliçesi Belkıs dedi ki: "Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup atıldı."
(Süleyman'ın mektubunu alan Sebe melikesi): "Beyler, ulular! Bana çok önemli bir mektup bırakıldı" dedi.
Neml Suresi 29. ayet, Sebe Melikesi'nin ileri gelenlere hitabını içermektedir. Ayet, Süleyman'dan gelen mektubun önemini ve içeriğini vurgularken, 'mele'' ve 'kitab' gibi kavramlar üzerinden sosyal hiyerarşi ve iletişimin gücünü dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'mele'' kelimesinin, bir topluluğun ileri gelenleri, seçkinleri anlamına geldiğini belirtir. Onların meclisleri doldurdukları veya görüşlerinin insanları etkilediği için bu ismi aldıklarını ifade eder. Ayetteki kullanımı, Melike'nin önemli bir meseleyi istişare etmek üzere topladığı danışmanlar grubunu işaret eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'mele'' kelimesini, bir topluluğun 'cemâati' ve 'eşrafı' olarak açıklar. Onların, görüşleriyle veya varlıklarıyla meclisi dolduran kişiler olduğunu vurgular. Bu ayette, Melike'nin devlet işlerinde kendisine yardımcı olan, sözü dinlenen kişilere hitabını ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'mele'' kavramının Kur'an'da genellikle bir topluluğun önde gelen, nüfuzlu ve karar alma mekanizmalarında yer alan kesimini ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, Sebe Melikesi'nin önemli bir siyasi meseleyi bu elit grupla paylaştığını ve onların görüşlerine değer verdiğini gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ulkıye' fiilinin 'atıldı, bırakıldı, ulaştırıldı' anlamlarına geldiğini belirtir. Burada mektubun, Melike'nin önüne konulması veya kendisine sunulması şeklinde bir ulaştırma eylemini ifade ettiğini açıklar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ilkâ'' masdarının 'bir şeyi atmak, bırakmak, ulaştırmak' anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'ulkıye' (edilgen) formu, mektubun bir başkası tarafından Melike'ye ulaştırıldığını, yani kendisine teslim edildiğini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ulkıye' fiilinin, bir nesnenin bir yere bırakılması veya bir kişiye ulaştırılması eylemini ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, Süleyman'dan gelen mektubun Melike'ye gizemli veya beklenmedik bir şekilde ulaştırılmasına işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kitab' kelimesinin aslen 'yazmak' fiilinden türediğini ve yazılı metin, mektup, kitap gibi anlamlara geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, Süleyman'ın mesajını içeren yazılı bir belgeyi ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'kitab' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını, bu ayette ise 'risale' yani mektup anlamında olduğunu açıklar. Süleyman'ın Melike'ye gönderdiği diplomatik bir yazışmayı temsil eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'kitab' kavramının Kur'an'da sadece yazılı metni değil, aynı zamanda ilahi mesajı ve kaderi de ifade ettiğini belirtir. Ancak bu ayette, somut bir iletişim aracı olan mektup anlamında kullanılarak, Süleyman'ın otoritesini ve mesajının ciddiyetini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kerîm' kelimesinin 'şerefli, değerli, cömert, iyi' gibi anlamlara geldiğini belirtir. Bir şeyin 'kerîm' olması, onun kendi türü içinde en üstün ve değerli olması demektir. Ayetteki 'kitâbun kerîm' ifadesi, mektubun içeriğinin ve göndericisinin yüceliğini, dolayısıyla mektubun önemini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'kerîm' sıfatının, bir şeyin zatında veya vasfında üstünlük ve değer taşıdığını ifade ettiğini açıklar. Bu ayette, Süleyman'dan gelen mektubun sadece yazılı bir belge olmadığını, aynı zamanda taşıdığı mesaj ve göndericisinin makamı itibarıyla büyük bir saygınlığa sahip olduğunu belirtir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'kerîm' kelimesinin, bir şeyin kıymetini, şerefini ve üstünlüğünü ifade ettiğini belirtir. 'Kitâbun kerîm' ifadesi, mektubun içeriğinin hikmetli, adil ve önemli olduğunu, aynı zamanda göndericisinin de yüce bir makama sahip olduğunu gösterir.
Neml Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
٣٠ إِنَّهُ مِن سُلَيْمَنَ وَإِنَّهُ بِسمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
(İnnehü min Süleymâne ve innehü bismillâhirrah-mânirrahîmi)