İçeriğe atla
Neml 60Cüz 20 · Sayfa 382

Neml Sûresi 60. Âyet

النمل

Sohbete sor

Emmen ḣaleka-ssemâvâti vel-arda ve enzele lekum mine-ssemâ-i mâen feenbetnâ bihi hadâ-ika żâte behcetin mâ kâne lekum en tunbitû şecerahâ(k) e-ilâhun me'a(A)llâh(i)(c) bel hum kavmun ya'dilûn(e)

Yahut gökleri ve yeri yaratan ve size gökten yağmur indirip, onunla, ağaçlarını sizin yetiştiremeyeceğiniz gönül alıcı güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Hayır, onlar (Allah'a) eş tutan bir kavimdir.

Neml Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

O Allah öyle bir Allah ki semavat ve arzı halk etti ve size gökten su indirdi. Bakın yukarıdaki Âyette Lût (a.s.) a gökten indirilen yağmur, mataran. Burada ise su, maen olarak bahs ediliyor. Yağmur diye söz edilmiyor. Neden? Çünkü o gelen yağmur azap yağmuru idi. Burada gelen su, rahmet yağmuru. Gönüllerimize feyz veren rahmet yağmurdur. “Halâkassemavati,” bizim de gördüğümüz bu zâhirdeki, semavatı halk etti. Bizim de gönül gögümüzü, semavatımızı halk etti. İçimizde öyle geniş bir semavat var ki; Hani tebarekellezi de geçiyor. Mülk Sûresi 5. Âyet:

İşte o bizim gönül semamız, gönül göğümüz. Onun içinde güneş var, aylar var, yıldızlar var, her şey var. ve sema-vati halk etti. Ve yeryüzünü halk etti ve semadan bize su indirdi. Onunla her türlü ihtiyacımızı görürüz. İşte gönül semasından inen su rahmeti İlâhiyye, ilâh-î rahmet. O da su rahmeti gönlümüzü gönül arzımızı besliyor.

Ve o suyla bahçeler, nebatlar bitirdi. O sudan indirdiğiyle. Güzel, güzel hoş kokulu bahçeler. O bahçe-lerden meyveler yetiştirdi. Semadan inen suyla. Bizim her birerlerimiz, her bir ilmi konudan, her bir ilim demet çicektir. Burada dinlediğimiz okuduğumuz Kûr’ân-ı Kerîmden aldiğımız, o güzel demetlerdir. İlim, muhabbet demetleri. Hz. Muhammed, muhabbet gül, kendisi biliyorsunuz. Onu temsil eden çicekler içerisinde güldür. O güllerden, yasemenlerden bir bahçe bitirdi. Eğer biz burada bu gönül bahçesini yetiştiremezsek ahirette bizim cennetimiz oluşmaz. Zor oluşur. Ne yapıyorsak biz buradan yapıyoruz, götürüyoruz. İşte burada gönül yağmurlarıyla oluşturduğumuz, gönül bahçesimizi oraya nakil ediyoruz.

Biz üretmişsek bizim bir şeyimiz olur. Ama Allah verdi, Allah verdi de, Allah onun koruyucusu düzenleyicisi. Biz burada emanet gönderiyoruz, gönderiyoruz, onlar orada oluşuyorlar. Bizim yaşayacak sahamızı meydana getiri-yorlar. Ahirette lâzım olacak gönül ve irfan bahçelerimizi burada hazırlarsak, iyi olur. Hani ne deniyordu: Bugün ki cennati irfan’a dahil olmazsa, uşşak, yarın ki vadolunan huri gılmani neylerler.” Yani irfaniyyet, her bir kelâm,her bir bilgi, her bir şey bir çicek timsalinde. Gönlümüzü açan, gönlümüzü genişleten, huzur veren, güzel, güzel kokulardan meydana gelen o gönül bahçesini, oranın şartları içerisinde daha genişleyerek bize sunulmakta. Her yaptığımız bir ibadet bir ağaca, bir huriye dönüşüyor. Her yaptığımız ibadet bir binaya dönüşüyor. Yaptığımız ibadetlerin, biz şu anda neler ürettiğinin farkında değiliz. Eğer yaptığımız ibadetlerden meydana gelen ürettiğimiz şeyleri C. Hakk bize göstermiş olsa bu dünya ile irtiba-tımız kalmazdı.

Çünkü küçücük şeylerden çok büyük şeyler hasıl ol-makta. oluyor. Onu bize göstermiyor C. Hakk, göstermiş olsa dünyadan koparız. Ne eş, ne iş, ne çocuk görür o zaman gözümüz. Daha çok ibadet edelim diye ahretimizi daha mamur edelim diye çalışırız. İşte C. Hakk o yönden bizi biraz gaflette bırakıyor ki dünyayı da ihmal etmeyelim. Çünkü biz dünyayı kurmak için geldik. Eğer Bilsek ki dünyada Hakk yaşantısından başka bir şey değildir, o zaman işte iki tarafı da dengeli yapmaya çalışıyoruz. Çünkü Efendimiz öyle dediler: Ne dünya için ahreti terk, ne ahiret için dünyayı terk, ikisine de aynı değeri vererek hayatımızı sürdürmemiz gerekiyor. Güzel güzel bahçeler halk etti. O suyla Yine orada işte güzel güzel ağaçlar bitirdi. Bu nimetleri size veren Alahla birlikte İlâhlar mı edineceksiniz? Diye ikaz ediyor. böylece misaller vererek ne yapmamız gerektiğini de ifade etmektedir.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)