Emmen ḣaleka-ssemâvâti vel-arda ve enzele lekum mine-ssemâ-i mâen feenbetnâ bihi hadâ-ika żâte behcetin mâ kâne lekum en tunbitû şecerahâ(k) e-ilâhun me'a(A)llâh(i)(c) bel hum kavmun ya'dilûn(e)
Yahut gökleri ve yeri yaratan ve size gökten yağmur indirip, onunla, ağaçlarını sizin yetiştiremeyeceğiniz gönül alıcı güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Hayır, onlar (Allah'a) eş tutan bir kavimdir.
(Onlar mı hayırlı) yoksa, gökleri ve yeri yaratan, gökten size su indiren mi? Çünkü biz onunla, bir ağacını bile bitirmeye gücünüzün yetmediği güzel güzel bahçeler bitirmişizdir. Allah'la beraber başka bir ilâh mı var! Doğrusu onlar sapıklıkta devameden bir güruhtur.
Neml Suresi 60. ayet, Allah'ın yaratma ve rızık verme kudretini vurgulayarak O'nun birliğini ispatlamayı amaçlar. Ayet, göklerin ve yerin yaratılışı, suyun indirilmesi ve bahçelerin bitirilmesi gibi temel fiiller üzerinden ilahi kudreti ve eşsizliği ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'halk' kelimesini 'takdir etmek, ölçüye göre yapmak' ve 'yoktan var etmek' olarak iki ana anlamda açıklar. Ayetteki 'خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ' ifadesi, Allah'ın gökleri ve yeri, önceden bir örneği olmaksızın, belirli bir düzen ve ölçüyle yoktan var etme kudretini ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'halk'ı 'bir şeyi misalsiz olarak icat etmek' şeklinde tanımlar. Ayetteki kullanımı, Allah'ın gökleri ve yeri, hiçbir benzeri ve örneği olmaksızın, kendi iradesiyle ve benzersiz bir şekilde yaratmasını vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'inzâl' fiilini 'yukarıdan aşağıya indirmek' olarak açıklar. Ayetteki 'وَأَنزَلَ لَكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً' ifadesi, Allah'ın gökten yağmur suyunu, canlıların faydalanması için yeryüzüne indirmesini, yani rızık ve hayat kaynağı olarak göndermesini ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'inzâl'in maddi ve manevi inişleri kapsadığını belirtir. Ayetteki bağlamda, 'su'yun gökten indirilmesi, Allah'ın kudretinin ve lütfunun somut bir göstergesi olarak, hayatın devamlılığı için gerekli olan yağmurun yeryüzüne ulaştırılmasını anlatır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'enbete' fiilini 'bitirmek, yerden çıkarmak' olarak açıklar. Ayetteki 'فَأَنۢبَتْنَا بِهِۦ حَدَآئِقَ' ifadesi, Allah'ın indirdiği su vasıtasıyla, cansız topraktan canlı bitkileri ve bahçeleri yeşertme, büyütme kudretini mecazi bir anlatımla vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'nebt' kökünün Kur'an'da genellikle Allah'ın yaratıcı gücünün ve rızık vericiliğinin bir göstergesi olarak kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'فَأَنۢبَتْنَا' fiili, suyun sadece bir araç olduğunu, asıl bitirici gücün Allah'a ait olduğunu ve bu sayede 'bahçelerin' (حدائق) meydana geldiğini ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'hadîka' kelimesini 'etrafı duvarla çevrili bahçe' olarak tanımlar. Ayetteki 'حَدَآئِقَ ذَاتَ بَهْجَةٍ' ifadesi, Allah'ın kudretiyle meydana gelen bu bahçelerin sadece bitkilerden ibaret olmadığını, aynı zamanda estetik bir güzelliğe ve düzenlemeye sahip olduğunu, yani özel olarak tanzim edilmiş yerler olduğunu belirtir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'hadîka'nın 'etrafı çevrili, içinde ağaçlar ve hurmalıklar bulunan bahçe' anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki kullanım, Allah'ın indirdiği su ile oluşan bu bahçelerin, insanlara hem rızık hem de görsel bir zevk sunan, özenle yaratılmış mekanlar olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'behce'yi 'bir şeyin güzelliği ve parlaklığı' olarak açıklar. Ayetteki 'حَدَآئِقَ ذَاتَ بَهْجَةٍ' ifadesi, Allah'ın yarattığı bahçelerin sadece bitkisel bir varlık değil, aynı zamanda insan ruhuna huzur ve sevinç veren, göz kamaştırıcı bir estetiğe sahip olduğunu belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'behce'nin 'gözü ve gönlü okşayan güzellik, sevinç veren parlaklık' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, bu kelime, Allah'ın kudretiyle yeşeren bahçelerin sadece faydalı değil, aynı zamanda insanı hayran bırakan, estetik açıdan da mükemmel olduğunu vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'yâ'dilûn' fiilini 'Allah'a ortak koşmak, O'na denk tutmak' olarak açıklar. Ayetteki 'بَلْ هُمْ قَوْمٌ يَعْدِلُونَ' ifadesi, müşriklerin Allah'ın yaratma ve rızık verme kudretine rağmen, başka varlıkları O'na denk tutarak şirk koşmalarını, yani haktan sapmalarını eleştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'adl' kelimesinin 'bir şeyi başka bir şeye denk tutmak' ve 'haktan sapmak' gibi anlamlara geldiğini belirtir. Ayetteki 'yâ'dilûn' fiili, müşriklerin, Allah'ın eşsiz kudretine rağmen, O'nunla birlikte başka ilahlar edinerek, onları Allah'a denk görme ve böylece doğru yoldan sapma eylemlerini ifade eder.
Neml Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
O Allah öyle bir Allah ki semavat ve arzı halk etti ve size gökten su indirdi. Bakın yukarıdaki Âyette Lût (a.s.) a gökten indirilen yağmur, mataran. Burada ise su, maen olarak bahs ediliyor. Yağmur diye söz edilmiyor. Neden? Çünkü o gelen yağmur azap yağmuru idi. Burada gelen su, rahmet yağmuru. Gönüllerimize feyz veren rahmet yağmurdur. “Halâkassemavati,” bizim de gördüğümüz bu zâhirdeki, semavatı halk etti. Bizim de gönül gögümüzü, semavatımızı halk etti. İçimizde öyle geniş bir semavat var ki; Hani tebarekellezi de geçiyor. Mülk Sûresi 5. Âyet:
İşte o bizim gönül semamız, gönül göğümüz. Onun içinde güneş var, aylar var, yıldızlar var, her şey var. ve sema-vati halk etti. Ve yeryüzünü halk etti ve semadan bize su indirdi. Onunla her türlü ihtiyacımızı görürüz. İşte gönül semasından inen su rahmeti İlâhiyye, ilâh-î rahmet. O da su rahmeti gönlümüzü gönül arzımızı besliyor.
Ve o suyla bahçeler, nebatlar bitirdi. O sudan indirdiğiyle. Güzel, güzel hoş kokulu bahçeler. O bahçe-lerden meyveler yetiştirdi. Semadan inen suyla. Bizim her birerlerimiz, her bir ilmi konudan, her bir ilim demet çicektir. Burada dinlediğimiz okuduğumuz Kûr’ân-ı Kerîmden aldiğımız, o güzel demetlerdir. İlim, muhabbet demetleri. Hz. Muhammed, muhabbet gül, kendisi biliyorsunuz. Onu temsil eden çicekler içerisinde güldür. O güllerden, yasemenlerden bir bahçe bitirdi. Eğer biz burada bu gönül bahçesini yetiştiremezsek ahirette bizim cennetimiz oluşmaz. Zor oluşur. Ne yapıyorsak biz buradan yapıyoruz, götürüyoruz. İşte burada gönül yağmurlarıyla oluşturduğumuz, gönül bahçesimizi oraya nakil ediyoruz.
Biz üretmişsek bizim bir şeyimiz olur. Ama Allah verdi, Allah verdi de, Allah onun koruyucusu düzenleyicisi. Biz burada emanet gönderiyoruz, gönderiyoruz, onlar orada oluşuyorlar. Bizim yaşayacak sahamızı meydana getiri-yorlar. Ahirette lâzım olacak gönül ve irfan bahçelerimizi burada hazırlarsak, iyi olur. Hani ne deniyordu: Bugün ki cennati irfan’a dahil olmazsa, uşşak, yarın ki vadolunan huri gılmani neylerler.” Yani irfaniyyet, her bir kelâm,her bir bilgi, her bir şey bir çicek timsalinde. Gönlümüzü açan, gönlümüzü genişleten, huzur veren, güzel, güzel kokulardan meydana gelen o gönül bahçesini, oranın şartları içerisinde daha genişleyerek bize sunulmakta. Her yaptığımız bir ibadet bir ağaca, bir huriye dönüşüyor. Her yaptığımız ibadet bir binaya dönüşüyor. Yaptığımız ibadetlerin, biz şu anda neler ürettiğinin farkında değiliz. Eğer yaptığımız ibadetlerden meydana gelen ürettiğimiz şeyleri C. Hakk bize göstermiş olsa bu dünya ile irtiba-tımız kalmazdı.
Çünkü küçücük şeylerden çok büyük şeyler hasıl ol-makta. oluyor. Onu bize göstermiyor C. Hakk, göstermiş olsa dünyadan koparız. Ne eş, ne iş, ne çocuk görür o zaman gözümüz. Daha çok ibadet edelim diye ahretimizi daha mamur edelim diye çalışırız. İşte C. Hakk o yönden bizi biraz gaflette bırakıyor ki dünyayı da ihmal etmeyelim. Çünkü biz dünyayı kurmak için geldik. Eğer Bilsek ki dünyada Hakk yaşantısından başka bir şey değildir, o zaman işte iki tarafı da dengeli yapmaya çalışıyoruz. Çünkü Efendimiz öyle dediler: Ne dünya için ahreti terk, ne ahiret için dünyayı terk, ikisine de aynı değeri vererek hayatımızı sürdürmemiz gerekiyor. Güzel güzel bahçeler halk etti. O suyla Yine orada işte güzel güzel ağaçlar bitirdi. Bu nimetleri size veren Alahla birlikte İlâhlar mı edineceksiniz? Diye ikaz ediyor. böylece misaller vererek ne yapmamız gerektiğini de ifade etmektedir.