İçeriğe atla
Ankebût 61Cüz 21 · Sayfa 403

Ankebût Sûresi 61. Âyet

العنكبوت

Sohbete sor

Vele-in seeltehum men ḣaleka-ssemâvâti vel-arda veseḣḣara-şşemse velkamera leyekûlunna(A)llâh(u)(s) feennâ yu/fekûn(e)

Andolsun, eğer onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?" diye soracak olsan mutlaka, "Allah" diyeceklerdir. O halde nasıl (haktan) döndürülüyorlar?

Ankebût Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Vele-in seeltehum men haleka-ssemâvâti vel-arda vesehhara-şşemse velkamera leyekûlunna(A)llâh(u) feennâ yu/fekûn(e)” (29/61) Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim halk etti, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. O hâlde nasıl (haktan) döndürülüyorlar? (29/61)


Dünyamızın yeryüzü ve gökyüzü olduğu gibi bizlerinde bedenimiz yeryüzümüz ve gönlümüzde göyüzümüzdür. Ve bu gönül göğünde Güneş, Ay ve yıldızlar vardır. (Murat Derûni “Şems” kelimesinin ifade ettiği ma’nânın ne olduğuna bakalım, Arapça “Şems” Türkçe “güneş” Farça “afitab” kelimeleri ile ifade edilmektedir. Gökyüzünde bizim şems-güneşimiz benzeri birçok şems olduğu anlaşılmıştır. Nasıl ki, şems-güneş bizim dünyamızı aydınlatmakta ve ona hayat vermektedir.

Eğer güneş olmasaydı dünya olmazdı ve bizlerde olmazdık varlık sebebimiz şems-güneştir.

Ğüneş İlâh-î benliği kamer, İzâfi benliği, bunların zuhur mahalli ve yüklenicisi olan kendiside Nefsi benliğidir.

Varlığımızda güneş Rûh-u, Ay kalbi, beden nefsimizi, ifade etmektedir. İlmi İlâhiye olan Güneş-Şems, fecr’den itibaren ilmi İlâhiye gecesinde lâtif olan varlık ilimleri ve onların zuhur mahalleri doğmaya ve aydınlanmaya başlar varlıkalrın tam ma’nâsıyle tesbit edilmesi kuşluk vaktinde olurki yeminin bir Hâli de varlıkların kemâli ile ortaya çıkıp zuhur ettikleri zamandır. Bundan sonra ikindiye kadar bu ilân ve şehâdet devam eder sonra zevale dönerek, artık yavaş, yavaş gene kendi bâtın hakikatlerine doğru yola çıkarlar. Bu tecelli ve zuhur o kadar şiddetlidir ki, beşer gözü perdesiz-vasıtasız ilmi İâhiyye güneşine bakamaz, eğer ısrarla bakmaya devam ederse gözleri bozulur.

İşte bu bakış ve müşahedenin daha kemalli olması için Zât-ı mutlak, mutlak tecelli ve zuhur mahalli olacak ve daha kolay idrak edilebilinmesi için kendisinin yansıtıcısı olan “Kamer-ay”ı devreye sokar ve oradan “Nûr-u Muhammed-î” olarak, daha kolay gözlenecektir, haliyle gene âlemleri aydınlatmaya devam edecektir.[55] “ İz- -T-B- ”


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)