Hunâlike de'â zekeriyyâ rabbeh(u)(s) kâle rabbi heb lî min ledunke żurriyyeten tayyibe(ten)(s) inneke semî'u-ddu'â/-(i)
Orada Zekeriya Rabbine dua etti: "Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin" dedi.
Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti: "Rabbim! Bana katından hayırlı bir nesil ver. Şüphesiz sen, duayı hakkıyle işitensin" dedi.
Bu ayet, Zekeriya peygamberin Allah'tan hayırlı bir nesil talep etmesini ve Allah'ın duaları işitici olduğunu vurgulayan önemli kavramlar içermektedir. Ayet, dua, bağışlama ve nesil gibi temel dini ve ahlaki kavramlar etrafında şekillenmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'دعاء' kelimesini 'bir şeyi kendine doğru çekmek, çağırmak' olarak tanımlar. Ayetteki 'دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُۥ' ifadesi, Zekeriya'nın Allah'a yönelerek O'ndan yardım ve istekte bulunmasını, yani O'nu çağırmasını ifade eder. Bu, sadece sözlü bir talep değil, aynı zamanda kalpten gelen bir yöneliştir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'دعاء' kelimesinin Kur'an'da 'ibadet' ve 'istek' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki kullanımı, Zekeriya'nın Allah'a olan ibadetinin bir parçası olarak, O'ndan bir talepte bulunmasıdır. Bu, mecazi olarak Allah'a sığınma ve O'ndan medet umma halidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'dua' kavramının Kur'an'da Allah ile kul arasındaki ilişkinin temel bir veçhesi olduğunu vurgular. Zekeriya'nın duası, Allah'ın mutlak kudretine ve lütfuna olan inancın bir ifadesidir. Bu, sadece bir dilek değil, aynı zamanda Allah'a teslimiyetin ve O'na güvenin bir göstergesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'هبة' kelimesini 'karşılıksız verilen şey' olarak açıklar. 'هَبْ لِى' ifadesi, Zekeriya'nın Allah'tan bir karşılık beklemeksizin, sadece O'nun lütfuyla bir evlat bahşetmesini dilemesidir. Bu, Allah'ın cömertliğine ve ihsanına bir atıftır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'هبة' kelimesinin 'Allah'ın kuluna karşılıksız olarak verdiği nimet' olduğunu belirtir. Ayetteki 'هَبْ لِى' emri, Zekeriya'nın Allah'tan, kendi çabası veya hakkı olmaksızın, sırf O'nun keremiyle bir lütuf olarak evlat talep etmesini ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'هبة'nin 'bir şeye karşılık olmaksızın verilen şey' olduğunu ve genellikle Allah'ın kullarına olan lütfunu ifade ettiğini söyler. Zekeriya'nın bu talebi, Allah'ın mutlak bağışlayıcılığını ve O'nun dilemesiyle her şeyin mümkün olduğunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ذرية' kelimesini 'nesil, evlat' olarak açıklar. Zekeriya'nın 'ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً' talebi, sadece bir çocuk değil, aynı zamanda hayırlı, salih ve temiz bir nesil arzusunu ifade eder. Bu, soyun devamlılığı ve niteliği açısından önemlidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ذرية' kelimesinin 'bir şeyden türeyen, yayılan' anlamından geldiğini ve genellikle 'nesil, soy' için kullanıldığını belirtir. Ayetteki kullanımı, Zekeriya'nın kendisinden sonra gelecek olan evlatlarını ve onların devamını ifade eder. Bu, sadece biyolojik bir nesil değil, aynı zamanda manevi bir mirasın taşıyıcısı olacak bir nesildir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ذرية' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'soy, nesil' anlamında kullanıldığını ve bazen 'çocuklar' anlamına geldiğini ifade eder. Zekeriya'nın bu talebi, soyunun kesilmemesi ve kendisinden sonra Allah'a ibadet edecek, hayırlı işler yapacak bir neslin devam etmesi arzusunu yansıtır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'طيب' kelimesini 'hoş, güzel, helal, temiz' gibi anlamlarla açıklar. 'ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً' ifadesi, Zekeriya'nın sadece bir evlat değil, aynı zamanda ahlaken temiz, salih ameller işleyen, Allah'a itaatkâr ve hayırlı bir nesil istediğini gösterir. Bu, neslin niteliğine yapılan bir vurgudur.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'طيب' kelimesinin 'helal ve güzel' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'طَيِّبَةً' kelimesi, Zekeriya'nın Allah'tan istediği neslin hem fiziksel hem de manevi olarak temiz, helal yollardan gelmiş ve güzel ahlaklı olmasını ifade eder. Bu, neslin bereketli ve makbul olmasının bir şartıdır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'tayyib' kavramının Kur'an'da genellikle 'iyi, güzel, helal' anlamlarında kullanıldığını ve 'habis'in zıttı olduğunu belirtir. Zekeriya'nın 'tayyibe' bir nesil istemesi, bu neslin Allah katında makbul, salih ve hayırlı olmasını dilemesidir. Bu, sadece biyolojik bir devamlılık değil, aynı zamanda manevi bir kalite arayışıdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'سمع' kelimesinin 'işitmek' anlamına geldiğini ve Allah için kullanıldığında 'her şeyi idrak eden, bilen' anlamını taşıdığını belirtir. 'إِنَّكَ سَمِيعُ ٱلدُّعَآءِ' ifadesi, Zekeriya'nın Allah'ın duaları işittiğine ve kabul ettiğine olan kesin inancını dile getirir. Bu, Allah'ın dualara icabet etme kudretini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'سميع' isminin Allah'ın sıfatlarından olduğunu ve 'her şeyi işiten, hiçbir şeyin O'ndan gizli kalmadığı' anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki bu kullanım, Zekeriya'nın duasının Allah tarafından duyulduğuna ve karşılık bulacağına dair tam bir güveni yansıtır. Bu, Allah'ın kullarına yakınlığını ve onların isteklerine duyarlılığını gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'semî'' kavramının Kur'an'da Allah'ın her şeyi işiten ve bilen sıfatını ifade ettiğini belirtir. Zekeriya'nın bu ifadesi, Allah'ın sadece sesleri değil, aynı zamanda kalplerdeki niyetleri ve samimi yakarışları da işittiğine olan inancını gösterir. Bu, dua ve Allah arasındaki ilişkinin temelini oluşturur.
Âl-i İmrân Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(38) (Hünâlike dea Zekeriyya Rabbehu, kâle Rabbi heb lî min ledünKE zürriyyeten tayyibeten, inneKE Semi'ud dua';) Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti: "Rabbim! Bana katından hayırlı bir nesil ver. Şüphesiz sen, duayı hakkıyle işitensin" dedi.