Żâlike netlûhu ‘aleyke mine-l-âyâti ve-żżikri-lhakîm(i)
(Ey Muhammed!) Bunu (bildirdiklerimizi) biz sana ayetlerden ve hikmet dolu Kur'an'dan okuyoruz.
İşte bu sana okuduğumuz, âyetlerden ve hikmetli Kur'ân'dandır.
Bu ayet, Hz. İsa kıssasının devamında, Kur'an'ın ilahi menşeini ve hikmet dolu bir öğüt (zikr-i hakîm) olduğunu vurgular. Ayetteki anahtar kavramlar, ilahi vahyin aktarılma biçimini ve içeriğini dilbilimsel olarak aydınlatmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Tilavet (تلاوة), bir şeyi takip etmek, izlemek demektir. Kur'an için kullanıldığında, lafızları ve manaları takip ederek okumak anlamına gelir. Ayetteki 'netlûhu' ifadesi, Allah'ın bu kıssaları ve ayetleri peygamberine lafız ve mana olarak bildirmesi, yani vahyederek okumasıdır. Bu, sadece lafızların okunması değil, aynı zamanda manalarının da aktarılmasıdır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'netlûhu' ifadesini 'nakrauhu' (okuruz) olarak tefsir eder. Burada Allah'ın fiili olarak, peygamberine bu ayetleri ve kıssaları okuyarak bildirmesi kastedilir. Bu, Kur'an'ın ilahi bir okuma ve aktarım süreciyle geldiğini gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ayet' kelimesinin Kur'an'da farklı anlamlarda kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'âyât' kelimesi, hem Allah'ın kudretine işaret eden delilleri hem de Kur'an'ın mucizevi cümlelerini ifade eder. Hz. İsa kıssası gibi anlatılanlar da Allah'ın kudretinin birer ayetidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Ayet (آية), açık bir alamet, işaret demektir. Kur'an'da ise, Allah'ın varlığına ve birliğine delalet eden her türlü delil, mucize ve Kur'an'ın bölümleri için kullanılır. Bu ayetteki 'âyât', hem anlatılan kıssanın kendisinin bir delil olması hem de Kur'an'ın her bir cümlesinin ilahi bir işaret taşıması anlamındadır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ayet' kavramının Kur'an'da 'işaret', 'alamet' ve 'mucize' anlamlarını taşıdığını vurgular. Özellikle Kur'an'ın kendisi de bir 'ayet' olarak sunulur; yani ilahi bir işaret ve mucizedir. Bu ayetteki 'âyât', Kur'an'ın ilahi menşeini ve mucizevi niteliğini pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Zikr (ذكر), bir şeyi zihinde tutmak, hatırlamak veya hatırlatmak demektir. Kur'an için kullanıldığında ise, insanlara doğru yolu hatırlatan, öğüt veren ve şeref kazandıran ilahi bir kitap anlamını taşır. Bu ayette 'el-zikr el-hakîm' olarak gelmesi, Kur'an'ın hikmet dolu bir öğüt ve hatırlatma kaynağı olduğunu vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'zikr' kelimesinin Kur'an'da 'kitap', 'vahiy', 'şeref' ve 'öğüt' gibi çeşitli anlamlara geldiğini belirtir. Bu ayette 'el-zikr el-hakîm' terkibi, Kur'an'ın sadece bir hatırlatma değil, aynı zamanda hikmetle dolu, sağlam ve doğru bilgi içeren bir kaynak olduğunu ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'zikr' kavramının Kur'an'da 'hatırlatma', 'uyarı' ve 'ilahi vahiy' anlamlarını içerdiğini belirtir. Kur'an'ın kendisi 'zikr' olarak adlandırılır çünkü insanlara unuttukları hakikatleri hatırlatır ve onları doğru yola yönlendirir. 'El-zikr el-hakîm' ifadesi, bu hatırlatmanın hikmetli ve sağlam temellere dayandığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hakîm (حكيم), hikmet sahibi demektir. Hikmet ise, bir şeyi en doğru ve sağlam şekilde bilmek ve yapmak anlamına gelir. 'El-zikr el-hakîm' terkibinde, Kur'an'ın içerdiği bilgilerin, hükümlerin ve öğütlerin sağlam, doğru, çelişkisiz ve yerli yerinde olduğunu ifade eder. Bu, Kur'an'ın ilahi menşeinden kaynaklanan mükemmelliğini gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): El-Kefevî, 'hakîm' kelimesinin hem 'hikmet sahibi' (Allah için) hem de 'sağlam, muhkem' (kitap için) anlamlarına geldiğini belirtir. 'El-zikr el-hakîm' ifadesinde, Kur'an'ın sağlam, çelişkisiz, hükümleri kesin ve hikmet dolu bir kitap olduğunu vurgular. Bu, onun ilahi bir kaynaktan geldiğinin delilidir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'hakîm' kelimesinin Kur'an'da 'hikmetli, sağlam, doğru hükümler içeren' anlamlarında kullanıldığını belirtir. 'El-zikr el-hakîm' terkibi, Kur'an'ın sadece bir öğüt değil, aynı zamanda her hükmü ve bilgisi hikmetle dolu, sağlam ve doğru bir rehber olduğunu ifade eder. Bu, Kur'an'ın insan hayatına yön veren üstün niteliğini gösterir.
Âl-i İmrân Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“İşte bu sana okuduğumuz, âyetlerden ve hikmetli Kur'ân'dandır.”