Veemmâ-lleżîne keferû vekeżżebû bi-âyâtinâ velikâ-i-l-âḣirati feulâ-ike fî-l'ażâbi muhdarûn(e)
İnkar edip ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar azabın içine atılacaklardır.
Âyetlerimizi ve âhiret buluşmasını yalan sayıp da küfredenlere gelince, işte onlar o zaman azab içinde hazır bulundurulurlar.
Rûm Suresi 16. ayet, inkarcıların ve ahiret inancını yalanlayanların karşılaşacakları azabı tasvir etmektedir. Ayet, küfür, yalanlama, ayetler ve ahiret kavramları üzerinden ilahi adaletin tecellisini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): K-f-r kökü, bir şeyi örtmek anlamına gelir. Şeriat dilinde ise Allah'ın birliğini, peygamberliğini veya ahireti inkar etmek, gerçeği örtmek demektir. Ayetteki 'keferû' ifadesi, Allah'ın ayetlerini ve ahiret gününü reddedenlerin bu örtme eylemini gerçekleştirdiğini belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): K-f-r kavramı, Kur'an'da sadece bir inançsızlık durumu değil, aynı zamanda bir nankörlük ve ilahi lütufları reddetme eylemi olarak da ele alınır. Bu ayette, Allah'ın ayetlerini ve ahiret buluşmasını yalanlamak, en büyük nankörlük ve küfür olarak sunulur.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): K-z-b fiili, bir sözün veya haberin aksini iddia etmek, onu doğru kabul etmemektir. Ayette 'ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanladılar' ifadesi, bu kişilerin Allah'ın gönderdiği delilleri ve ahiret gerçeğini reddettiklerini açıkça ortaya koyar.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): K-z-b fiili, mecazi olarak bir şeyi inkar etmek, ona inanmamak anlamında da kullanılır. Burada ayetleri ve ahireti yalanlamak, sadece sözle değil, aynı zamanda kalben ve fiilen reddetmeyi ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Âyet kelimesi, açık alamet, işaret ve delil anlamına gelir. Kur'an'da hem evrendeki yaratılış delilleri hem de peygamberlere verilen mucizeler ve Kur'an'ın kendi ayetleri için kullanılır. Bu ayette 'ayetlerimizi' ifadesi, Allah'ın gönderdiği tüm delilleri ve vahiyleri kapsar.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Âyet kavramı, Kur'an'da çok katmanlı bir anlama sahiptir. Hem kozmik işaretleri hem de ilahi kelamı ifade eder. Ayetteki bağlamda, inkarcıların yalanladığı 'ayetler', Allah'ın varlığını ve ahiretin gerçekliğini ispatlayan hem evrensel delilleri hem de vahyedilmiş hükümleri içerir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): L-k-y kökü, bir şeyle karşılaşmak, ona ulaşmak anlamına gelir. 'Likaü'l-âhiret' ifadesi, ahiret gününe ulaşmayı, onunla yüzleşmeyi ve orada Allah'ın huzurunda bulunmayı ifade eder. Bu, sadece bir zaman dilimi değil, aynı zamanda bir hesap ve ceza/mükafat yeridir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Lika' kelimesi, burada 'kavuşma' veya 'karşılaşma' anlamındadır. Ahiretle karşılaşmayı yalanlamak, ahiret gününün varlığını, orada olacakları ve Allah'ın huzuruna çıkılacağını inkar etmek demektir. Bu, imanın temel şartlarından birini reddetmektir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): A-z-b kökü, bir şeyi engellemek, alıkoymak ve tatlı sudan mahrum bırakmak anlamına gelir. Mecazi olarak ise, bir kişiyi rahatından ve huzurundan mahrum bırakan her türlü sıkıntı ve cezayı ifade eder. Ayetteki 'fi'l-azâb' ifadesi, inkarcıların sürekli ve kuşatıcı bir ceza içinde olacaklarını belirtir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Azap, bedene veya ruha verilen acı ve sıkıntıdır. Kur'an'da genellikle ahiretteki ilahi cezayı ifade eder. Bu ayette, Allah'ın ayetlerini ve ahireti yalanlayanların, bu inkar ve yalanlamalarının karşılığı olarak şiddetli bir azaba duçar olacakları vurgulanır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): H-d-r kökü, bir yerde bulunmak, hazır olmak anlamına gelir. 'Muhdarûn' ise pasif fiil olup, bir yere zorla getirilmek, hazır bulundurulmak demektir. Ayetteki kullanımı, inkarcıların azabın içine kendi istekleriyle değil, zorla sevk edileceklerini ve oradan kaçamayacaklarını ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): İhdar, bir şeyi bir yere getirmek ve orada tutmaktır. 'Muhdarûn' kelimesi, azabın içine hapsedilmiş, oradan çıkmaları mümkün olmayan bir durumu tasvir eder. Bu, azabın kaçınılmazlığını ve sürekli olacağını gösterir.
Rûm Sûresi
İnkar edenler bu dünyada celal esmâlarının tasarrufu altındadır. Şeytanın esmâları aziz, cabbar ve mütekebbirdir. İnkar edenler bu esmâların terbiyesi altında olduklarından sonlarında da bu celâl esmâsını tahtında olan cehenneme atılacaklarır. (Murat Derûni)