Veyevme yahşuruhum cemî'an śümme yekûlu lilmelâ-iketi ehâulâ-i iyyâkum kânû ya'budûn(e)
Allah'ın, onları hep birden toplayacağı, sonra da meleklere, "Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?" diyeceği günü bir hatırla!
O gün Allah, onları hep birlikte mahşere toplayacak, sonra meleklere: "Şunlar size mi tapıyorlardı?" diyecektir.
Bu ayet, kıyamet gününde Allah'ın insanları ve melekleri bir araya getirmesini ve müşriklerin meleklere tapınma iddialarının sorgulanmasını konu almaktadır. Ayetteki anahtar kavramlar, toplanma, melekler ve ibadet etme fiilleri etrafında şekillenmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Haşr (حشر), bir topluluğu bir yerden kaldırıp başka bir yere sevk etmektir. Ayetteki 'yahşuruhum' ifadesi, Allah'ın kıyamet günü tüm insanları hesap için bir araya getirmesini, onları toplamasını ifade eder. Bu, sadece fiziki bir toplama değil, aynı zamanda bir araya getirilip sorguya çekilme anlamını da içerir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Haşr, bir şeyi bir yerden başka bir yere toplamak ve sevk etmektir. Kur'an'da genellikle kıyamet günü insanların diriltilip hesap için toplanması bağlamında kullanılır. Bu ayette de Allah'ın, müşrikleri ve melekleri bir araya getirerek sorgulama eylemini anlatır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Haşr kelimesi, Kur'an'da genellikle ahiret bağlamında, insanların kabirlerinden kalkıp hesap yerine toplanması anlamında kullanılır. Ayetteki 'yahşuruhum' fiili, Allah'ın kudretini ve kıyamet gününün kaçınılmazlığını vurgulayarak, tüm varlıkların O'nun huzurunda toplanacağını belirtir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Cemî'an (جميعًا), bir şeyin tamamını, bütününü ifade eder. Ayetteki kullanımı, Allah'ın kıyamet günü hiçbir istisna olmaksızın tüm insanları bir araya toplayacağını vurgular. Bu, ilahi adaletin ve hesap gününün evrenselliğini gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Cem' (جمع), dağınık olan şeyleri bir araya getirmektir. Cemî'an ise, bu bir araya getirmenin kapsamlılığını, yani herkesi kapsadığını belirtir. Ayetteki 'yahşuruhum cemî'an' ifadesi, Allah'ın toplayacağı kimselerin sayısının çokluğunu ve bu toplamanın eksiksizliğini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Melek (ملك), 'elçilik' anlamındaki 'el-elûke' kökünden türemiştir. Melekler, Allah ile peygamberleri veya insanlar arasında elçilik görevi yapan, nurdan yaratılmış varlıklardır. Ayetteki 'lilmelâiketi' ifadesi, Allah'ın müşriklere tapınma isnadında bulunduğu varlıklar olarak melekleri işaret eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Melekler, Allah'ın emirlerini yerine getiren, O'na isyan etmeyen varlıklardır. Ayetteki bağlamda, müşriklerin kendilerine taptığı zannıyla anılan, ancak aslında ibadete layık olmayan ve bundan habersiz olan varlıklar olarak zikredilirler.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da melekler, Allah'ın iradesinin mutlak icracıları olarak tasvir edilir. Onlar, Allah'ın emirlerine kayıtsız şartsız itaat eden, O'nun kudretinin bir tezahürüdür. Bu ayette melekler, müşriklerin yanlış yönlendirilmiş ibadetlerinin nesnesi olarak sunulur ve onların bu ibadetten beri oldukları vurgulanır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İbadet (عبادة), en üst düzeyde boyun eğme ve tevazu göstermektir. Ayetteki 'ya'budûn' fiili, müşriklerin meleklere karşı gösterdikleri aşırı saygı ve tapınma eylemini ifade eder. Bu, Allah'a özgü olan kulluk makamının başkalarına yöneltilmesi anlamına gelir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): İbadet, Allah'a karşı tam bir teslimiyet ve boyun eğme halidir. Ayetteki 'ya'budûn' fiili, müşriklerin meleklere yönelik tapınma eylemlerini sorgulamak için kullanılır. Bu sorgulama, meleklerin böyle bir ibadeti kabul etmediklerini ve bundan beri olduklarını ortaya koyar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'ibadet' kavramı, sadece ritüelistik eylemleri değil, aynı zamanda tam bir teslimiyet ve itaat ruhunu da kapsar. 'Ya'budûn' fiili, müşriklerin meleklere yönelik bu teslimiyet ve itaatini ifade ederken, ayet bu ibadetin yanlış adreslendiğini ve meleklerin bundan habersiz olduğunu vurgular.
Sebe' Sûresi
34/ 40-41 “O gün ki hep onları birlikte mahşere toplıyacağız,”
O gün, kıyamet günüdür. En büyük toplanma gününde, mutlak varlığın cem aynında onları topladığımızda, kişinin kendisini hakikati üzre bildiği gün kendisi için o gündür. Kişideki sıfat hükümranlığının son bulup zat’ın âşikar olduğu gün’dür.
“Sonra Melâikeye diyeceğiz: şunlar size mi tapıyorlardı” Melekler, kişide oluşan ruhani güçler ve kuvvetlerdir. Yapılan her bir ibadet, salih amel kişde meleki güçlerin oluşmasını sağlar melekler vasıtasıyla insanda ve alemde fiiller zuhura çıkar, namazlarımızdan, oruçlarımızdan, haccımızdan, zekâtımızdan, Kelime-i Tevhid’ten zikirlerimizden riyazat ve sohbetlerimizden meydana gelmiş olan melekler grubu meleki güçlerimiz kuvvetlerimizdir. Alemin ve insanın işleyişinde her bir fiil bu meleki güçler vasıtasıyla ortaya getirilir. Hakk ilahi isim ve sıfatları ile meleki kuvvetlerini kullanarak zuhura çıkarır. “Külli şeyin kadiyr” O her şeye kâdir’dir” Her şeye Kâdir olması meleki kuvvetler kanalıyla olmaktadır.
O gün yani kıyamet günü “Allah meleklere, müşrikleri kastederek bunlar size mi tapıyordu? Diye niye sormaktadır.
Fiiller meleki kuvvetlerle zuhura çıktığından melekler de kuldan çıkan eksi ya da artı fiillere şahit olmaktadırlar. “Ameli salih” veya “ameli şer” olarak çıkan fiillere tanıklık etmektedirler. Çıkan bıu fiiller hepsi ahrette suretlenir Fiillerdeki niyet ve irade kula ait olduğu için sorumlulukta kişiye aittir. Her fiildeki “ameli salih”, ve “ameli şerri” kişi kendi tercihi ile talep eder hakk’da meleki kuvvetleri ile halkeder. Nefs’teki özellikler melekler ile yani nefse sirayet eden meleki güçler kuvvetler ile zuhura çıkarlar. Nefsteki bu bilgiler zuhur ettiğinde kişinin niyet ve gayreti ile meleki nur olduğu gibi şeytani zulmet’de olabilir. Bunların hepsi ahrette suret alarak sahibine rücu ederler. Böylece insan kendi nurani meleğini veya şeytani zulmetini kendi talep etmiş olup hakk’da halketmiş olur. O gün müşrikler meleklere bunun sorulma nedeni de onların yaptıklarının kendi irade ve niyetleri ile olduğunu ortaya koymak, onların putperst fiillerinin meleklerle bir ilgisi olmadığını ortaya koymak içindir.