Velev terâ iż fezi'û felâ fevte veuḣiżû min mekânin karîb(in)
Sen onları, dehşetli bir korkuya kapılıp da kaçıp kurtulamayacakları ve yakın bir yerden yakalanacakları zaman bir görsen!
Sebe' Sûresi
İçlerindekiler dışarıya çıkarılmış olarak nefis ateşlerinin kendilerini sardığı azab içinde kıvrandıkları zamanı bir görsen! Kendi amellerinin suretlenerek kendilerini istila ettikleri o zamanı bir görsen! Nefislerine yaptıkları zulumden dolayı çektikleri o azabı bir bilsen! Ah, keşke dünyaya geri gönderilseydik de rabbimizin ayetlerini yalanlamadan idrak ve şuur ile müşahede edip gelseydik deyişlerini bir görsen! şeklinde bunun anlatılamayacak dehşetli bir durum olduğu belirtilerek bu günden tedbir almamız için beyan ediliyor.
Ayet’de geçen yakın bir yer “Mekânin karîb”, Yakîn halinin kişiye ulaşması halidir. Kendindeki bâtıl gidip hakk’ın zahir olmasıdır. Bu gelecekteki kıyamet günü mutlaka oluşur ancak irfan sahipleri daha bu günden bu ayetin tecellilerini nefislerinde müşahede ederler. ÇHU
وَقَالُوا اٰمَنَّا بِهٖ وَاَنّٰى لَهُمُ التَّنَاوُشُ مِنْ مَكَانٍ بَعٖيدٍ
34.52 - Ve gâlû âmennâ bih, ve ennâ lehumut tenâvuşu mim mekânim beîd.
Diyanet Meali:
34/52 (Azabı görünce), "ona inandık derler" ama onlar için, artık uzak bir yerden (dünyadan) iman elde etmek nasıl mümkün olur?
Elmalılı Hamdi Yazır:
34/52 Ve «iyman ettik ona» demektedirler, fakat onlara uzak yerden el sunmak nerede?