İnnâ ce'alnâ fî a'nâkihim aġlâlen fehiye ilâ-l-eżkâni fehum mukmehûn(e)
Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.
Çünkü biz onların boyunlarına kelepçeler geçirmişiz. O kelepçeler çenelerine dayanmıştır da burunları yukarı, gözleri aşağı somurtmaktadırlar.
İnkârcıların boyunlarındaki mânevî bukağılar ve başlarının yukarı kaldırılmış hâli tasvir edilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât): Bu bukağılar fiziksel değil mânevîdir: kibir zinciri, cehalet bukağısı, gelenek boyunduruğu. İnsanı hakikati görememek üzere kilitler.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Mukmah, başı yukarı zorlanmış deve gibidir — başı yukarıda ama önünü, yani hakikati göremiyor.
Yâsîn Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Yukarıdaki Âyet-i Kerîme’lerde Cenâb-ı Hakk (c.c.) zâtını gizleyerek hitâplarını yaptıktan sonra burada yine zâtından ancak şiddetle açarak hitâp ediyor.
Zâhiren sevap-günah cetveli içerisinde olanların alacakları en uygun karşılık budur. Ve açık olarakta bu Âyet-i kerîme kapsamına girenlerin cehennem ehli olduğu bellidir.
Bâtınen baktığımızda ise, Cenâb-ı Hakk (c.c.) cehennem bekçisi değil ki cehenneme girecekleri alsın boyunlarına halka takıp tek tek işaretlesin, bu işi yapacak olanlar cehennemde görevli olan zebanilerdir ve Cenâb-ı Hakk (c.c.) bu cehennem zebanilerinin yapacağı bir işi neden “Ben yaptım!” desin ki.? Ayrıca Cenâb-ı Hakk (c.c.)’ın zâtıyla yaptığı bir işin zâtına yakışan bir şekilde ortaya çıkması gerekir. Ve Cenâb-ı Hakk (c.c.)’ın zâtıyla hitâp ettiği kişilere yakınlığı vardır ki bizzât hitâpta bulunuyordur, bizler dahi dünyevi işlerimizde yakın olduğumuz kişiler hakkında “şunu yaptım, ettim” gibi ifâdeler, bizden uzak olanlar hakkında ise “şöyle imiş, böyle olmuş” gibi ifâdeler kullanırız.
Bir kedi veya köpeğin dahi boynunda tasması var ise onun bir sahibi olduğunun işaretidir, hatta üzerine adres dahi yazılır ki, kaybolduğunda onu okuyan götürüp sahibine iade edebilir. Bu da onların muhafaza altında olduğunu gösterir. Halka ne kadar geniş ise takıldığı mahalli değerininde o kadar değerli olduğunu gösterir, çünkü ince bir ip ile boyna bağlanan tasma ile geniş sağlam bir tasma arasında değer farkı aşikârdır.
Boyunlarına kadar takılan bu halkalar nedeniyle onların asâletlerinden başları önlerine eğilmez. Onlar öyle bir nefislerine yenilmemiş asâlet sahibidirler ki eğilip toprağa bakmazlar sürekli göğe bakarlar.
Cenâb-ı Hakk (c.c.) işte “dünyâda iken daha onlara bu mükâfatı Biz verdik ve onları işaretledik artık ahirette onlara kimse bir şey yapamaz” diyor.
Cenâb-ı Hakk (c.c.) zâhirde kendisini Kahharriyet ve Cebbarîyyetinden ziyâde Rahmânîyyeti ile belirtmektedir. Bu nedenle Cenâb-ı Hakk (c.c.)’ı Rahmânîyyetine
dayanarak görmemiz gerekmektedir.