Fe-innekum vemâ ta'budûn(e)
(161-163) (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah'ın yolundan saptırabilirsiniz.
Sâffât Sûresi
“İlla men hüve” Ancak “hüve” kimliği haricinde olanları kandırabilirsiniz. Hüvesi Hüvesine ayna olmuş irfan ehlini kandırmanın imkanını bulamazsınız.
Sağdan, soldan, önden arkadan saldırıp ayak kaydırmaya çalışsanızda O (Hüve) yukardan vahiy (ilham) ve yerden ilmi ledün bilgileri alır. Nefis, Akıl, Vehim ve hayal yönlerinden gelen bilgileride ilham (vahiy) ve ilmi ledün ile şeriat süzgecinden geçirir ve “Sıratullah” tan ayrılmaz. (Murat Derûni)
وَمَا مِنَّا إِلَّا لَهُ مَقَامٌ مَّعْلُومٌ {الصافات/164}
(37/164) “Vemâ minnâ illâ lehu makâmun ma’lûm (un)”
(37/164) (Melekler derler ki:) “Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır.”
وَإِنَّا لَنَحْنُ الصَّافُّونَ {الصافات/165}
(37/165) “Ve-innâ lenahnu-ssâffûn(e)”
(37/165) “Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız.”
Yolumuza Fusûs’ül Hikem ile devam edelim