Fekeferû bih(i)(s) fesevfe ya'lemûn(e)
Fakat (kitap gelince) onu inkar ettiler. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler.
Fakat şimdi onu inkâr ettiler. Ama ilerde bileceklerdir.
Bu ayet, Sâffât Suresi'nin 170. ayeti olup, inkâr edenlerin akıbetini bildirmektedir. Temel olarak 'inkâr etme' fiili ve bunun sonucunda 'bilecek olma' durumu üzerine odaklanarak, ilahi uyarıya rağmen gerçeği reddedenlerin karşılaşacakları sonuca işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): K-f-r kökü, bir şeyi örtmek, gizlemek anlamına gelir. Bu ayetteki 'kefere' fiili ise, Allah'ın nimetlerini veya hakikati örtmek, yani inkâr etmek anlamında kullanılmıştır. Ayette, daha önceki ayetlerde bahsedilen peygamberlere iman etme beklentisine rağmen, bu gerçeği reddetmeleri ifade edilmektedir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İzutsu, 'küfr' kavramını, Allah'ın lütfunu ve nimetlerini görmezden gelme, nankörlük etme ve nihayetinde O'nun varlığını ve birliğini reddetme olarak açıklar. Ayetteki 'fekefarû' ifadesi, ilahi vahye karşı takınılan bu olumsuz tavrı, yani gerçeği bile bile reddetmeyi vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'küfr'ü bazen 'nimetleri örtmek' olarak yorumlar. Bu ayetteki kullanımında ise, Allah'ın varlığına ve birliğine dair delilleri görmezden gelerek, O'nu ve O'nun gönderdiklerini reddetme anlamında mecazi bir kullanımdır. İnkâr edenlerin bu tutumu, gerçeği bilmelerine rağmen onu gizlemeleri olarak anlaşılır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): A-l-m kökü, bir şeyin hakikatini idrak etmek, bilgi sahibi olmak anlamına gelir. Bu ayetteki 'ya'lemûne' fiili, gelecekteki bir zaman diliminde, inkârlarının kötü sonuçlarını kesin bir şekilde öğreneceklerini, idrak edeceklerini belirtir. Bu, sadece bir bilgi edinme değil, aynı zamanda bir tecrübe etme ve acı bir gerçekle yüzleşme anlamı taşır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'ilm'in, bir şeyin hakikatini şüpheye yer bırakmayacak şekilde kavramak olduğunu belirtir. Ayetteki 'fesevfe ya'lemûne' ifadesi, inkâr edenlerin şu anki bilgisizliklerinin veya inkârlarının aksine, gelecekte kesin ve kaçınılmaz bir bilgiye, yani azabın gerçekliğine ulaşacaklarını vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ilm'in Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını ve bu ayetteki kullanımının, inkâr edenlerin gelecekteki akıbetlerini, yani cezalarını kesin bir şekilde bilecekleri anlamına geldiğini ifade eder. Bu bilgi, dünyadaki inkârlarının bir sonucu olarak ahirette yaşayacakları durumu kapsar ve bir tehdit unsuru taşır.
Sâffât Sûresi
Hakk’ın kitabı zât mertebesinden önceki mertebeleride kapsadığı halde geldiği halde saflıkları olmadığı için. Nefsi emmareleri, hayal ve vehim ile inkar ettirdi. (Murat Derûni)