Ve-inne cundenâ lehumu-lġâlibûn(e)
"Şüphesiz ordularımız galip gelecektir."
Andolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir."
Sâffât Suresi 173. ayet, Allah'ın ordusunun nihai zaferini vurgulamaktadır. Ayet, 'ordu' ve 'üstün gelme' kavramları üzerinden ilahi kudretin ve vaadin kesinliğini dilbilimsel bir kesinlikle ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Cünd (جند), bir araya gelmiş, toplanmış topluluk demektir. Askerler için kullanıldığında, bir komutanın emri altında toplanmış, savaşçı bir grubu ifade eder. Ayetteki 'cündünâ' (جندنا) ifadesi, Allah'ın emri altında olan, O'nun davasını savunan ve O'nun yardımına mazhar olan toplulukları, yani müminleri veya melekleri kapsar. Bu bağlamda, Allah'ın iradesini gerçekleştiren güçleri temsil eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Cünd (جند) kelimesi, Kur'an'da genellikle 'asker' veya 'ordu' anlamında kullanılır. Burada 'cündünâ' (جندنا) ifadesi, Allah'ın kendi tarafında olan, O'nun dinini yücelten ve düşmanlarına karşı mücadele eden toplulukları mecazi olarak ifade eder. Bu, Allah'ın desteklediği ve zafer vaat ettiği kesimi işaret eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'cünd' (جند) kavramı, sadece askeri bir birlik olmaktan öte, ilahi iradenin yeryüzündeki temsilcileri ve uygulayıcıları anlamını taşır. 'Cündullah' (Allah'ın ordusu) ifadesi, Allah'ın davasına hizmet eden, O'nun emirlerine uyan ve O'nun tarafından desteklenen her türlü gücü kapsar. Ayetteki 'cündünâ' (جندنا) da bu geniş anlamıyla, Allah'ın mutlak gücünü ve zaferini temsil eden varlıkları ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Galabe (غلب), bir şeye üstün gelmek, onu yenmek ve ona hakim olmak demektir. 'Ğâlibûn' (غالبون) ise, bu üstünlüğü elde eden, zafer kazanan kimselerdir. Ayetteki 'lehümü'l-ğâlibûn' (لهم الغالبون) ifadesi, Allah'ın ordusunun mutlak ve kesin bir şekilde düşmanlarına karşı zafer kazanacağını, onların yenilgiye uğratılacağını vurgular. Bu, ilahi bir vaadin gerçekleşeceğinin kesinliğidir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Ğalabe (غلب) fiili, bir şeyi mağlup etmek, ona baskın gelmek ve onu alt etmek anlamındadır. 'Ğâlibûn' (غالبون) kelimesi, bu fiilden türeyen ism-i fail olup, üstün gelenleri ifade eder. Ayetteki kullanımı, Allah'ın ordusunun, karşılarındaki tüm güçlere rağmen nihai olarak galip geleceğini, onların yenilmez olduğunu ve ilahi desteğin onlarla olduğunu açıkça belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Ğalabe (غلب) kökü, Kur'an'da genellikle 'üstün gelme', 'yenme' ve 'hakimiyet kurma' anlamlarında kullanılır. Bu kavram, sadece fiziksel bir zaferi değil, aynı zamanda ahlaki ve manevi bir üstünlüğü de ifade edebilir. Sâffât 173'teki 'el-ğâlibûn' (الغالبون) ifadesi, Allah'ın ordusunun hem dünyevi mücadelelerde hem de ahiretteki nihai hükümde mutlak galip olacağını, ilahi adaletin tecelli edeceğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Ğalabe (غلب), bir şeyin diğerine karşı üstünlük sağlaması, onu yenmesi ve ona hükmetmesidir. 'Ğâlibûn' (غالبون) ise, bu üstünlüğü elde edenlerdir. Ayetteki 'lehümü'l-ğâlibûn' (لهم الغالبون) ifadesi, Allah'ın ordusunun, düşmanlarına karşı her zaman ve her durumda üstün geleceğini, onların yenilmez bir güce sahip olduğunu ve ilahi vaadin kesinliğini gösterir.