İçeriğe atla
Sâffât 40Cüz 23 · Sayfa 447

Sâffât Sûresi 40. Âyet

الصافات

Sohbete sor

İllâ ‘ibâda(A)llâhi-lmuḣlesîn(e)

Ancak Allah'ın halis kulları başka.

Sâffât Sûresi

Halis sözlük anlamı, Hâlis olan. İhlâsı kazanmak için gayret gösteren, samimi ve itikadı doğru olan. Her hâli içten ve riyâsız olan. Katıksız.

Bilindiği gibi Kûr’ân-ı Kerimde 112. Sûre İhlas sûresidir. İhlâsı anlamak için;

(69) Namaz sûreleri (2) kitabında Oz… Sa… karrdeşimizin ilgili çalışmasını anlamak faydalı olacaktır.

Bismillahirrahmânirrahîm.

“Kul hüvallâhü ehad.”

“De ki: O Allah Ahad’tır.”  Burda “O” üçüncü tekil şahıs ve İnsan-ı Kamil’in yerine kullanılmış.

“İnsan-ı Kamil olan Allah Ahad’tır.”

“Allâhüssamed.”

“İnsan-ı Kamil olan Allah Samed’tir.” İhlas Suresini incelediğimizde, “Ahad ve Samed”, ismi Allah’ın nokta zuhur mahalli olan İnsan-ı Kamil’i tarif ediyor, bundan dolayı öncelikle  sıfat olarak görev yapar-ken aynı zamanda bir an sonra İnsan-ı Kamil’in diğer isimleri olarak sıfattan isme dönüşüyor.

“Lem yelid ve lem yûled.

” O doğurmadı ve doğrulmadı” İnsan-ı Kamili tanımlar-ken olumsuz anlamda kullanılan iki fiil ile ezelden ebede sabit olan varlığı ifade ediliyor. Bu ifadeden Evvel ve Ahir isimleri hayat buluyor.

İhlas Suresi ile İnsan-ı Kamil’in Zat’ı, sıfatları, isimleri ve sabit varlığını ifade eden  iki olumsuz anlamlı fiil ile tanımlanması yapılıyor.


Allah’ (c.c.) ın halis kulları saf kulluğu ile Abdiyyet idrak ve anlayışı kendine hal edinmiş. Ve ubudiyeti ile birlikte olan ve bu suret üzere yaşayan Arifibillahlar olarak düşünülebilir. (Murat Derûni)

"Kâmil insan, Hakk'ın 'Muhlis' isminin tecellîgâhıdır. Onda ne şeytanın vesvesesi ne nefsin hevâsı eser bırakabilir."[52]


أُوْلَئِكَ لَهُمْ رِزْقٌ مَّعْلُومٌ {الصافات/41}

“Ulâ-ike lehum rizkun ma’lûm(un)”

فَوَاكِهُ وَهُم مُّكْرَمُونَ {الصافات/42}

“Fevâkih(u) vehum mukramûn(e)”

(37/41-42) İşte onlar için belli bir rızık, meyveler vardır. Onlar ikram gören kimselerdir.


Buradaki rızık batini ma’nâ âlemi rızıklarıdır. Ve bu meyvâlar Tevhid-i esmâ ilminin meyvalarıdır. Onlar nefsaniyetlerinden arınıp, saf hakikatleri ile kalıp ikram gören kimselerdir. (Murat Derûni)

"Ârifin rızkı, Hakk'ın 'Rezzâk' isminin sırr-ı mahsûs tecellîsidir. Bu, cennetin maddî meyvelerinden öte 'hakikat meyveleri'dir."[53]