İçeriğe atla
Sâffât 84Cüz 23 · Sayfa 449

Sâffât Sûresi 84. Âyet

الصافات

Sohbete sor

İż câe rabbehu bikalbin selîm(in)

Hani o, Rabbine temiz bir kalple gelmişti.

Sâffât Sûresi

Bu Âyet-i Keriym’mede de dikkat çeken kelime kalbi selim’dir. “Mazisi” (seleme) dir. Sayı değerleri, (60+30+ 40=130) dur, sıfırı kaldırırsak görüldüğü gibi çok açık (13) tür. İslâm kelimesi de bu üç harften türemiştir. (sin) (lâm) (mim) dir. Sayı değerleri yukarıda da belirtildiği gibi aslı (13) ve yine aslı (13) olan bir (elif) ilâvesiyle de (14) Nûr’u Muhammed-i olmaktadır.

Bilindiği gibi Hakk’ın indinde tek din islâm’dır. Diğer semâvî dinler diye çoğulluk yoktur, ancak diğer dinler diye, ifade edilmeye çalışılanlar (İslâm) dininin içinde birer bölümdür. Bütün Peygamberler baştan itibaren İslâm dinini kendi mertebeleri itibariyle vaaz ve talim etmeye çalışmışlardır.

Bu yüzden o mertebeleri anlatan, o günün şartları içinde o kitaplar gelmiştir, işte bu yüzden çoğul olarak semâvî kitaplar vardır, fakat dinler yoktur. Eğer dinler olsaydı, imânın şartları içinde mutlaka dinlere imânın da yeri olurdu.

Kitaplararına ve peygamberlerine imânı şart koşan bir sistem nasıl olurda onların varlık sebebi olan dinlere imânı şart koşmaz.? Eğer böyle bir şey olsa idi, evvelâ dinlere sonra meleklere sonra kitaplara ve sonra da sarûllare imânı şart koşmazmı idi? Görüldüğü gibi dinlere imân şart koşulmamıştır çünkü böyle bir şey söz konusu değildir.

Çünkü baştan sona tek din vardır o da (seleme) “selâmet”yani islâmdır. İşte bu yüzden Kûr’ân-ı Keriym’ de (ya ehlel kitap) (ey kitap ehli olanlar) yani (ey ehli kitap olan müslimanlar) diye hitab edilmektedir.

Ancak bu hitap hakikatleri itibariyle bozulmamış olanlaradır, kendilerini ehli kitap zanneden ve kitaplarını tahrif edenler için değildir.

Görüldüğü gibi din üzerinde (13) ün hakimiyet-i açık tır, nasıl olurda bu sayı değeri (uğursuz) olur! Anlamak mümkün değildir.

İnsânlık âlemi ancak İslâm dinini tatbik edebilmekle huzur ve sükûna (sûlha) ulaşabilecektir, aksi halde yeryüzünde fitne hiçbir zaman yok olmayacaktır.

Çare ve reçetesi İslâmın vaaz ettiği gerçek kurallarla kişilerin hayatlarını bir düzene sokmaları lâzım gelecektir’ki; bu da, (13) Ahadiyyet’in hükmü iledir, uyan kazanır uymayan ebedi ziyanda olur.

Bu yönüyle (13) hakikatinin ve uğurunun bütün insânlık âleminin tefekkür ve irfaniyyet ufkunun kurucusu ve mimarı olduğu ve onun hükmü altında bulunduğu açıktır.

Dileyen inkâr dileyen kabul eder insânlara belirli bir süre verilmiştir, bu süre dolunca her kes inancından ve yaptığından (13) hakikatine hesap verecektir.[87] “ İz- -T-B- ”


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)