Femâ zannukum birabbi-l'âlemîn(e)
"O halde, alemlerin Rabbi hakkında görüşünüz nedir?"
"Siz âlemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz?"
Bu ayet, 'zann' kavramı üzerinden Allah'ın rububiyetine dair insanların inanç ve tasavvurlarını sorgulamaktadır. 'Rabb' ve 'âlemîn' kelimeleriyle Allah'ın evrensel egemenliği ve yaratıcılığı vurgulanırken, 'zann' kelimesi bu yüce varlığa karşı beslenen düşüncelerin niteliğini irdelemektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'zann' kelimesini hem kesin bilgiye yakın bir kanaat hem de şüphe ve tereddüt içeren bir tahmin olarak açıklar. Bu ayetteki kullanımı, muhatapların Allah'a dair besledikleri inancın niteliğini, yani O'nun kudret ve azameti karşısındaki duruşlarını sorgulamaktadır. (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân, s. 310)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'zann'ın Kur'an'da genellikle olumsuz bir çağrışım taşıdığını, kesin bilgiye dayanmayan, spekülatif ve yanıltıcı düşünceleri ifade ettiğini belirtir. Ancak bazı durumlarda, özellikle Allah'a dair olumlu bir beklenti veya güçlü bir kanaat anlamında da kullanılabileceğini ifade eder. Bu ayette, muhatapların Allah hakkındaki 'zann'larının ne denli sağlam veya çürük olduğunun sorgulanması söz konusudur.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'zann'ın Kur'an'daki kullanımının bağlama göre değiştiğini, bazen kesin bilgiye yakın bir kanaati, bazen de şüphe ve tahmini ifade ettiğini vurgular. Bu ayetteki 'zann', muhatapların 'âlemlerin Rabbi'ne dair sahip oldukları temel inanç ve tasavvurları ifade etmekte, bu inancın doğruluğu veya yanlışlığı üzerine bir sorgulama içermektedir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'Rabb' kelimesinin 'sahip, malik' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'Rabbi'l-âlemîn' ifadesi, Allah'ın tüm âlemlerin yegâne sahibi ve yöneticisi olduğunu, onlara hükmettiğini ve onları terbiye ettiğini mecazi olarak ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Rabb' kelimesini 'terbiye eden, ıslah eden, malik olan' olarak açıklar. Allah için kullanıldığında, O'nun yaratma, rızık verme, yönetme ve terbiye etme gibi tüm ilahi sıfatlarını kapsadığını belirtir. Bu ayette, 'âlemlerin Rabbi' ifadesiyle Allah'ın evrensel egemenliği ve tüm varlıklar üzerindeki mutlak otoritesi vurgulanmaktadır. (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân, s. 185)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): el-Kefevî, 'Rabb'ın 'malik, seyyid, müdebbir, mürebbi' anlamlarına geldiğini ve Allah için kullanıldığında bu anlamların en mükemmel şekilde tecelli ettiğini ifade eder. Ayetteki 'Rabbi'l-âlemîn' terkibi, Allah'ın sadece insanlığın değil, tüm varlık âlemlerinin yegâne yaratıcısı, yöneticisi ve koruyucusu olduğunu belirtir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'âlem' kelimesinin 'insanlar, cinler ve melekler' gibi akıl sahibi varlıkları kapsadığını belirtir. 'Âlemîn' ise bu varlıkların tümünü ifade eder. Ayetteki 'Rabbi'l-âlemîn' ifadesi, Allah'ın sadece belirli bir topluluğun değil, tüm yaratılmışların Rabbi olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'âlem' kelimesinin 'alamet' (işaret) kökünden geldiğini ve varlıkların yaratıcının varlığına işaret etmesi sebebiyle bu adı aldığını belirtir. 'Âlemîn' ise Allah'tan başka her şeyi kapsayan geniş bir terimdir. Bu ayette, Allah'ın rububiyetinin evrenselliğini ve tüm varlıkları kuşatıcılığını ifade eder. (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân, s. 586)
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'âlemîn' kelimesinin çoğul bir isim olduğunu ve akıl sahibi varlıklar için kullanıldığını, ancak Kur'an'da bazen akıl sahibi olmayan varlıkları da kapsayacak şekilde geniş anlamda kullanıldığını belirtir. Bu ayette, 'âlemlerin Rabbi' ifadesiyle Allah'ın tüm yaratılmışlar üzerindeki mutlak egemenliği ve terbiye ediciliği vurgulanır.
Sâffât Sûresi
İbrahim (a.s.) aslında âlemlerin Rabbine karşı zan içindesiniz. Onun hakkındaki fikriniz ne olursa olsun bu zandan başka bir şey değildir. Hayal ve vehminiz uydurması ile ona ortak kabul ettiğiniz putları ortak koşuyorsunuz diye bildirmektedir. (Murat Derûni)
فَنَظَرَ نَظْرَةً فِي النُّجُومِ {الصافات/88}
“Fenezara nezraten fî-nnucûm(i)”
فَقَالَ إِنِّي سَقِيمٌ {الصافات/89}
“Fekâle innî sekîm(un)”
(37/88-89) İbrahim, yıldızlara baktı ve “Ben hastayım” dedi.