İçeriğe atla
Sâffât 95Cüz 23 · Sayfa 449

Sâffât Sûresi 95. Âyet

الصافات

Sohbete sor

Kâle eta'budûne mâ tenhitûn(e)

İbrahim, şöyle dedi: "Yonttuğunuz putlara mı tapıyorsunuz?"

Sâffât Sûresi

Bu hadise, (Konyalı Mehmed Vehbi) efendinin “büyük Kûr’ân tefsiri hülâsat’ül beyan” adlı eserinde cild 9 sahife 3443 te şöyle kayıtlıdır.

İş bu vakıa şöyle cereyan etmiştir; Bayram günü Hz. İbrâhîm’in pederi, “bizim bayram yerine gitsen beğenirsin beraber gidelim” demişse de Hz. İbrâhîm (a.s.) puthaneyi alt üst etmek için fırsata uygun olup bayram gününden daha ziyade bir fırsat olmadığından bu fırsatı kaçırmamak için pederine hasta olduğunu beyan ederek gitmedi. Ahâli âdetleri vechile puthane ve kasabayı terkederek bayram yerine gittiler.

Fakat âdetleri herkes bayram yerine gitmeden evvel putların önlerine nefis yemekler korlar ve bayram yerinden doğru puthaneye gelir, putlara secde eder ve kemâl-i ta’zimle o yemekleri yerlerdi. İşte onlar bayram yerine gidince Hz. İbrâhîm elinde balta ile puthaneye girer büyük puttan maadasını kırar ve puthaneyi demirci dükkânına döndürür, baltayı da büyük putun boynuna takarak bırakıp gider. Putlar kendi nefislerini muhafazaya muktedir olamayınca ibadet edenlere bir menfeat temin etmekten âciz olduklarını ahaliye bildirmekle ikaz etmek ister. Hepsinden ziyade ta’zim ettikleri büyük putu kırmamaktan maksadı; Ahalinin dikkatini çekmekti. Çünkü “bunları kim kırdı?” dedikleri zaman “balta kimin boynunda ise o kırmıştır.” Deyince onlar. “Büyük put bunları kıramaz” dedikleri zaman: “Bunları kırmaktan âciz olan bir şeye ne için ibâdet edersiniz?” demekle anlaşılması kolay olsun halis niyyet-ine binaen büyük putu kırmadan bıraktı. Bayram yerinden döndüklerinde İbrâhîm (a.s.) ın düşündüğü üzere hadise cereyan etmiştir.

* * *

Görüldüğü gibi burada, Nûh (a.s.) zamanında olan putlara verilen isimler gibi bu putlara çokluğundan dolayı isimler verilmemiştir. Seyrü sülûk’ta bu hadise oldukça mühim bir yer işgâl etmektedir. İbrâhîm (a.s.) ın geçlik yıllarında yaşadığı bu hadise de çok ibretler vardır. Oyıllarında “Tevhîd-i Ef’âl” anlayışını pekiştirmeğe çalışan İbrâhîm (a.s.) için bütün varlıkta ne varsa bunların hepsini gönlünden çıkarması gerekiyordu, işte bu yüzden gördüğü ve hissettiği her şey ona zâhirleri itibari ile perde olabilirdi. Küçüklüğünde azda olsa bunlara gönlünde bir değer vermişti. Daha sonra bunların hiç bir asılları olmadığını anladığında gönlünde olan o varlıkların hepsini gönül hanesinden parçalayarak çıkarıp attı. Kendisinde oluşan bu kudret gücünün ifadesi olan baltayı en büyük olan (hayâl) putunun boynuna astı.[89] “ İz- -T-B- ”


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)