Ve śemûdu ve kavmu lûtin ve ashâbu-l-eyke(ti)(c) ulâ-ike-l-ahzâb(u)
(12-13) Onlardan önce de Nuh kavmi, Ad kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semud kavmi, Lut kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. İşte onlar da (böyle) gruplardı.
Semûd kavmi, Lut kavmi ve Eykeliler (Şuayb kavmi) de yalanlamışlardı. İşte o çeşitli partiler bunlardır.
Bu ayet, geçmiş ümmetlerin peygamberleri yalanlamalarını ve onların 'Ahzâb' yani birleşmiş topluluklar olmalarını vurgulamaktadır. Ayet, 'Semûd', 'Kavm-i Lût' ve 'Ashâbu'l-Eyke' gibi belirli toplulukları zikrederek, onların ortak vasfı olan 'Ahzâb' kavramını öne çıkarır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Semûd, Hicr bölgesinde yaşamış, Hz. Salih'e gönderilen bir kavimdir. İsmin kökeni hakkında farklı görüşler olsa da, Kur'an'da helak edilmiş bir topluluk olarak anılır ve genellikle 'Ad' kavmiyle birlikte zikredilir. Ayette, peygamberlerini yalanlayan ve helak olan kavimler zincirinin bir halkası olarak yer alır.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Semûd, 'semd' kökünden türemiş olup, 'suyu az olan yer' veya 'suyu çekilmiş kuyu' anlamına gelebilir. Bu, onların yaşadığı coğrafyanın kuraklığına veya helak edilişlerinin bir sonucu olarak su kaynaklarının kurumasına işaret edebilir. Ayette, Allah'ın ayetlerini yalanlayan ve bu yüzden cezalandırılan bir topluluk olarak anılır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kavm kelimesi, 'kıyâm' (ayakta durmak) kökünden gelir ve bir iş için bir araya gelen, birbiriyle dayanışma içinde olan insan topluluğunu ifade eder. Kur'an'da genellikle bir peygamberin gönderildiği veya belirli bir liderin etrafında toplanan topluluklar için kullanılır. Ayette 'Kavm-i Lût' olarak geçmesi, Hz. Lût'a karşı çıkan ve onun tebliğini reddeden topluluğu belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu'ya göre 'kavm', Kur'an'da genellikle belirli bir peygamberle ilişkilendirilen ve o peygamberin mesajına karşı çıkan veya onu kabul eden topluluğu ifade eder. Bu bağlamda 'Kavm-i Lût', Hz. Lût'un tebliğ ettiği değerlere karşı çıkan ve ahlaki yozlaşma içinde olan topluluğu temsil eder. Ayetteki kullanımı, onların peygamberlerini yalanlama eylemini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kavm, bir araya gelmiş, birbiriyle ilişkili olan insan topluluğudur. Genellikle erkekler için kullanılır, ancak bazen kadınları da kapsayabilir. Kur'an'da 'Kavm-i Lût' gibi kullanımlar, belirli bir peygamberin muhatap olduğu ve onunla çatışma yaşayan topluluğu ifade eder. Ayette, bu topluluğun da peygamberlerini yalanlayanlardan olduğu belirtilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Lût, Kur'an'da adı geçen peygamberlerden biridir. 'Lût' kelimesinin kökeni hakkında farklı görüşler olsa da, genellikle 'ilişmek, yapışmak' anlamındaki 'lâta' fiilinden türediği düşünülür. Ayette 'Kavm-i Lût' olarak geçmesi, onun tebliğ ettiği topluluğu ve onların ahlaki sapkınlıklarını ifade eder. Bu bağlamda, Lût'un kavminin de peygamberlerini yalanlayanlardan olduğu vurgulanır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Lût, Allah'ın elçilerinden biridir ve kavmi, eşcinsellik gibi büyük günahlar işlemiştir. Kur'an'da onun kıssası, peygamberleri yalanlayan ve bu yüzden helak olan kavimlere örnek olarak sıkça zikredilir. Ayetteki 'Kavm-i Lût' ifadesi, bu helak olan topluluğu işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Ashâb kelimesi, 'suhbe' (arkadaşlık, beraberlik) kökünden gelir. Bir şeye sürekli olarak eşlik eden, onunla birlikte bulunan veya ona sahip olan kişiler için kullanılır. 'Ashâbu'l-Eyke' ifadesi, Eyke denilen yerin sakinleri veya o bölgeyle ilişkili olan topluluğu ifade eder. Ayette, bu topluluğun da peygamberlerini yalanlayanlardan olduğu belirtilir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ashâb, bir şeyin ehli, sahipleri veya o şeyle birlikte olanlardır. 'Ashâbu'l-Eyke' ifadesi, Eyke ağaçlıklarının veya ormanlık alanının halkı anlamına gelir. Bu, onların yaşadıkları coğrafi bölgeye atıfta bulunarak, o bölgenin peygamberlerini yalanlayan topluluğunu tanımlar.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Ashâb, bir şeyle sürekli beraber olan veya ona sahip olan kimselerdir. 'Ashâbu'l-Eyke' terkibi, Eyke denilen yerin halkını, yani Hz. Şuayb'ın gönderildiği Medyen halkının bir kısmını ifade eder. Ayette, bu topluluğun da diğerleri gibi peygamberlerini yalanlama suçunu işlediği belirtilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Eyke, sık ağaçlık, ormanlık alan anlamına gelir. Kur'an'da 'Ashâbu'l-Eyke' olarak zikredilen topluluk, Hz. Şuayb'ın gönderildiği Medyen halkının bir kısmıdır ve bu isimle anılmaları, yaşadıkları coğrafyanın özelliğinden kaynaklanır. Ayette, bu topluluğun da peygamberlerini yalanlayanlardan olduğu belirtilir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Eyke, ağaçların birbirine girmiş olduğu sık ormanlık alandır. 'Ashâbu'l-Eyke', bu ormanlık alanda yaşayan ve Hz. Şuayb'ı yalanlayan kavimdir. Kur'an'da bu isimle anılmaları, onların yaşadıkları yerin belirgin bir özelliği olmasından kaynaklanır ve helak olan kavimler arasında zikredilirler.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Eyke, 'eyk' kökünden gelir ve 'sık ağaçlık, orman' demektir. 'Ashâbu'l-Eyke' ise bu ormanlık alanda yaşayan ve Hz. Şuayb'ı yalanlayan topluluktur. Ayette, bu topluluğun da diğerleri gibi peygamberlerini yalanlama eylemiyle anılması, onların da ilahi azaba uğradıklarını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hizb kelimesi, 'hizb' (grup, fırka) kökünden gelir ve bir amaç uğruna bir araya gelen topluluğu ifade eder. 'Ahzâb' ise bunun çoğuludur ve genellikle peygamberlere karşı birleşen, onlara düşmanlık eden grupları tanımlamak için kullanılır. Ayette, zikredilen kavimlerin (Semûd, Kavm-i Lût, Ashâbu'l-Eyke) peygamberlerini yalanlama konusunda birleşmiş, ortak bir cephe oluşturmuş olmalarını vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ahzâb, 'hizb' kelimesinin çoğuludur ve bir araya gelmiş, birbirine destek olan grupları ifade eder. Kur'an'da genellikle peygamberlere karşı birleşen, onlara düşmanlık eden topluluklar için kullanılır. Ayetteki 'Ülâike'l-Ahzâb' ifadesi, zikredilen tüm kavimlerin (Nuh, Ad, Firavun, Semûd, Lût, Eyke) peygamberlerini yalanlama konusunda ortak bir tavır sergilediklerini ve bu nedenle bir 'hizip' oluşturduklarını belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu'ya göre 'hizb' ve çoğulu 'ahzâb', Kur'an'da genellikle Allah'ın elçilerine karşı çıkan, onlara düşmanlık eden ve bu düşmanlıkta birleşen grupları ifade eder. Bu kavram, sadece siyasi bir gruplaşmayı değil, aynı zamanda ideolojik bir karşıtlığı da içerir. Ayetteki 'Ahzâb' kelimesi, geçmiş ümmetlerin peygamberlere karşı ortak bir cephe oluşturarak, ilahi mesajı reddetmelerini ve bu birleşmiş karşıtlıklarının sonucunda helak olmalarını vurgular.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.