Vemâ yenzuru hâulâ-i illâ sayhaten vâhideten mâ lehâ min fevâk(in)
Bunlar da (müşrikler de) ancak (vakti gelince) asla geri kalmayacak korkunç bir ses bekliyorlar.
Onlar da bir tek haykırışa bakıyorlar. Öyle ki onun gecikmesi de yoktur.
Sâd Suresi 15. ayet, kıyametin aniden ve kaçınılmaz bir şekilde gerçekleşeceğini vurgulamak için 'sayha' (çığlık) ve 'fevâk' (gecikme) kavramlarını kullanır. Bu kavramlar, olayın tekliğini, şiddetini ve geri döndürülemezliğini dilbilimsel olarak pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nazar' kelimesinin genellikle 'basiret' (içgörü) veya 'tefekkür' (düşünme) anlamlarına geldiğini belirtir. Ancak bu ayetteki 'yenẓuru' fiili, bir şeyin vuku bulmasını beklemek, gözlemek anlamında kullanılmıştır. Yani, kıyametin kopuşunu beklemektedirler (s. 497).
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'nazar' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını ve bu ayetteki 'yenẓuru'nun 'yenteẓıru' (beklemek) manasına geldiğini ifade eder. Onlar, kendilerine gelecek olan o çığlığı beklemektedirler (c. 2, s. 182).
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'sayha' kelimesinin Kur'an'da genellikle helak edici, yok edici bir ses olarak geçtiğini belirtir. Bu ayetteki 'sayha vâhide' (tek bir çığlık), kıyametin aniden ve tek bir olayla gerçekleşeceğini vurgular (s. 376).
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sayha'nın yüksek sesle bağırmak olduğunu ve Kur'an'da genellikle helak edici bir azap sesi olarak kullanıldığını açıklar. Bu ayetteki 'sayha', kıyametin kopuşunu ve inkârcıların helakını simgeleyen tek ve şiddetli bir sesi ifade eder (s. 476).
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'sayha' kavramının genellikle ilahi bir müdahale ile gelen ani ve yıkıcı bir sonu ifade ettiğini belirtir. Bu, insan iradesi dışında gerçekleşen, kaçınılmaz ve evrensel bir felaketi temsil eder (s. 189).
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'vâhide' kelimesinin 'tek' ve 'benzersiz' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'sayha vâhide', kıyametin tek bir olayla, bir daha tekrar etmeyecek şekilde gerçekleşeceğini ifade eder (s. 556).
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'vâhid' kelimesinin sayısal olarak 'bir' anlamına geldiğini ve burada 'sayha'yı niteleyerek onun tekliğini, eşsizliğini ve aniden vuku bulacağını pekiştirdiğini açıklar. Bu, olayın şiddetini ve geri dönülmezliğini vurgular (c. 4, s. 182).
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'fevâk' kelimesinin, devenin memesinden süt sağma arasındaki kısa bekleme süresi veya bir nefes alma süresi anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'mâ lehâ min fevâk' ifadesi, o çığlığın hiçbir gecikme veya ara vermeye tahammülü olmadığını, aniden ve kesintisiz geleceğini ifade eder (c. 2, s. 182).
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'fevâk'ın, bir şeyin geri dönmesi veya bir nefes alma süresi olduğunu açıklar. Bu ayetteki kullanımı, kıyamet çığlığının hiçbir gecikme, erteleme veya geri dönüş olmaksızın anında gerçekleşeceğini vurgular (s. 644).
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'fevâk'ın, bir şeyin vuku bulması ile diğeri arasındaki kısa zaman dilimi olduğunu belirtir. Ayetteki 'mâ lehâ min fevâk' ifadesi, kıyamet çığlığının o kadar ani olacağını ki, bir anlık bile gecikme veya bekleme süresi olmayacağını anlatır (s. 696).
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.