Ve-inne lehu ‘indenâ lezulfâ ve husne meâb(in)
Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır.
Sâd Sûresi
Allah Teâlâ, kurbiyyet (yakınlık) mertebesini nasıl ki 25. âyette Hz. Dâvûd’a bahşetmişse, aynı lütfu Hz. Süleyman’a da ihsan etmiş ve onun ihsan ve nimetlerle kendisine sürekli bir yakınlık içinde olduğunu beyan etmiştir. Âyetin tefsiri için ilgili bölüme bakılabilir.
Hz. Süleyman, kendisine verilen bu büyük zenginlik ve ihtişamlı saltanata rağmen, daima huşû, tevâzu ve vecd içinde bir kulluk hayatı yaşamış; kalbini dünya sevgisinden müstağni kılmayı bilmiştir. Bu hâl, aynı zamanda kendisinden sonra gelecek krallar ve dünya ehli için bir hüccet (delil) ve uyarıcı bir hatırlatma olmuştur.
وَاذْكُرْ عَبْدَنَٓا اَيُّوبَۢ اِذْ نَادٰى رَبَّهُٓ اَنّ۪ي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍۜ
(38/41) Veżkur ‘abdenâ Eyyûbe iż nâdâ rabbehu ennî messeniye-şşeytânu binusbin ve ’ażâb.
(38/41) (Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyûb’u da an. Hani o, Rabbine, “Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu” diye seslenmişti.