Veżkur ismâ'île ve-lyese'a ve żâ-lkifl(i)(s) vekullun mine-l-aḣyâr(i)
(Ey Muhammed!) İsmail, el-Yesa' ve Zülkifl'i de an. Onların her biri iyi kimselerdi.
İsmail'i, Elyasa'yı, Zü'lKifl'i de an. Hepsi de en hayırlı kimselerdendir.
Bu ayet, peygamberlerin anılması ve onların 'iyilerden' olduklarının vurgulanması üzerine kuruludur. Anahtar kavramlar, anma eylemi ve anılan şahsiyetlerin niteliğini ifade eden 'iyiler' kelimesidir. Ayet, geçmiş peygamberlerin örnekliğini ve faziletini öne çıkarır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'zikr' kelimesinin hem kalple hatırlama hem de dille ifade etme anlamlarını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'vezkur' emri, bu peygamberlerin kıssalarını ve faziletlerini hem zihinde canlı tutmayı hem de insanlara anlatmayı ifade eder. Bu, onların örnek alınması ve unutulmaması gerektiğini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'zikr'in bazen 'anlatmak' ve 'haber vermek' anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki bağlamda, İsmail, Elyesa ve Zülkifl'in anılması, onların peygamberlik misyonlarının ve Allah katındaki değerlerinin insanlara duyurulması anlamına gelir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'zikr'in Kur'an'da geniş bir semantik alana sahip olduğunu ve 'hatırlama, anma, öğüt alma, şükretme' gibi anlamları içerdiğini belirtir. Bu ayetteki 'vezkur' emri, sadece isimlerini anmakla kalmayıp, onların hayatlarından dersler çıkarmayı ve faziletlerini idrak etmeyi de kapsar.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, İsmail isminin Arapça kökenli olmadığını, İbranice'den geldiğini ve 'Allah işitti' anlamına geldiğini belirtir. Ayette bu ismin zikredilmesi, onun peygamberlik makamına ve Allah katındaki seçkinliğine işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, İsmail'in Kur'an'da adı geçen peygamberlerden biri olduğunu ve özellikle İbrahim ile olan ilişkisi ve Kâbe'nin inşasındaki rolüyle öne çıktığını belirtir. Ayetteki anma, onun örnek şahsiyetini ve Allah'a teslimiyetini vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, Elyesa'nın Kur'an'da zikredilen peygamberlerden biri olduğunu ve genellikle İlyas peygamberle birlikte anıldığını belirtir. Ayetteki anma, onun da Allah tarafından seçilmiş ve örnek alınması gereken bir şahsiyet olduğunu gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, Elyesa isminin Arapça olmadığını ve 'Allah kurtarır' veya 'Allah'ın kurtuluşu' gibi anlamlara geldiğini ifade eder. Bu ayetteki zikri, onun da diğer peygamberler gibi Allah'ın rahmetine mazhar olduğunu ve insanlara doğru yolu gösterdiğini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'Zülkifl'in 'kefil olan' veya 'sorumluluk üstlenen' anlamına geldiğini ve bazı rivayetlere göre Eyyub peygamberin oğlu veya başka bir peygamber olduğunu belirtir. Ayetteki anma, onun da Allah'ın seçkin kullarından olduğunu ve üstlendiği sorumluluğu hakkıyla yerine getirdiğini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kefl' kelimesinin 'bir şeyi üstlenmek, garanti etmek' anlamlarına geldiğini ve 'Zülkifl'in de bu vasfıyla anıldığını belirtir. Ayetteki zikri, onun da diğer peygamberler gibi güvenilir ve sorumluluk sahibi bir şahsiyet olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki peygamber kıssalarının ahlaki ve didaktik bir amaca hizmet ettiğini belirtir. Zülkifl'in anılması da, onun üstlendiği sorumluluk ve gösterdiği sabır gibi ahlaki erdemlerin müminler için bir örnek teşkil ettiğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hayr' kelimesinin 'istenilen, beğenilen, faydalı olan' anlamlarına geldiğini ve 'ahyâr'ın da bu vasıflara sahip olan seçkin kimseleri ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'küllün mine'l-ahyâr' ifadesi, anılan peygamberlerin Allah katında en iyi ve en faziletli kullardan olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'hayr'ın zıddının 'şerr' olduğunu ve 'ahyâr'ın da her türlü kötülükten uzak, iyilik ve güzelliklerle donanmış kimseleri ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki kullanım, peygamberlerin ahlaki üstünlüklerini ve örnek şahsiyetlerini pekiştirir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'ahyâr' kelimesinin 'hayırlı olanlar, seçilmişler' anlamında kullanıldığını ve bu bağlamda peygamberlerin Allah tarafından seçilmiş, üstün vasıflara sahip kişiler olduğunu ifade ettiğini belirtir. Ayet, onların bu seçkin konumunu tesciller.
Sâd Sûresi
Âyette İsmail, Elyesa ve Zülkifl’in isimleri zikredilmekte ve onların hayırlı kullar oldukları vurgulanmaktadır. İsmail, Hz. İbrahim’in oğludur; ancak İsrailoğullarının atası değil de Kureyş Araplarının atası olarak kabul edildiğinden, 45. âyette zikredilen İsrailoğulları peygamberlerinden ayrı olarak anılmıştır.
Kur’ân’da ayrıca “İsmail, Elyesa, Yunus ve Lût’a da yol gösterdik; hepsini âlemlere üstün kıldık” (En‘âm 6/86) buyrulur. Burada adı geçen Elyesa hakkında İslâmî kaynaklarda fazla bilgi bulunmamaktadır. Fakat Ahd-i Atîk’e göre Elyesa, milâttan önce 8. yüzyılda İsrail Krallığı’nda yaşamış, Şafat’ın oğlu olup peygamber İlyas’ın halefi olarak seçilmiştir.
Zülkifl ismi Kur’ân’da iki yerde geçmektedir (Enbiyâ 21/85; Sâd 38/48). Enbiyâ sûresinde sabreden peygamberler arasında zikredilmiş, burada ise hayırlı kullar arasında anılmıştır. Bu da onun bir sıfat veya lakap değil, tarihî bir şahsiyet ve peygamber olduğunu göstermektedir. Ancak kimliği, hayatı ve peygamberliği konusundaki detaylar kesin olarak bilinmemektedir.
Zülkifl’in bu isimle anılmasının sebebi farklı şekillerde açıklanmıştır. İbn Abbas’tan nakledilen bir rivayete göre, İsrâiloğulları’na gönderilen bir peygamber, Allah’ın emriyle yerine geçecek kişiyi aramış ve şart olarak gündüzleri oruç tutmayı, geceleri ibadetle geçirmeyi ve insanlar arasında hükmederken öfkelenmemeyi koymuştur. Bu şartları yerine getireceğini vadeden genç, şeytanın engellemelerine rağmen sebat göstermiş ve Allah’ın lütfu sayesinde vazifeyi hakkıyla yerine getirmiştir. Bu sebeple de “yükümlülüğü yerine getiren” anlamında Zülkifl lakabıyla anılmıştır. (Harman, DİA, 44/569-570)