İnne żâlike lehakkun teḣâsumu ehli-nnâr(i)
Şüphesiz bu, cehennemliklerin birbirleriyle çekişmesi kesin bir gerçektir.
Sâd Sûresi
Cenâb-ı Hak, Resûl-i Ekrem’e hitaben, cehennem ehli arasında yaşanacak tartışmaların ve karşılıklı suçlamaların hakikatte vuku bulacak kesin bir olay olduğunu haber vermektedir. Bu sahneler, onların dünyada işledikleri fiillerin âhirette nasıl sûret bulacağını gösteren, inkârın kaçınılmaz akıbetini tasvir eden manzaralardır. Burada anlatılanlar birer hayal değil, ilâhî va‘din muhakkak gerçekleşecek tecellileridir.
Aynı zamanda bu haber, Resûlullah’ın nübüvvetine de apaçık bir delildir. Zira O, kendi aklıyla bilinmesi mümkün olmayan bir gaybî hakikati ümmetine haber vermiştir. Böylece Kur’ân, bir yandan cehennem ehlinin hâllerini gözler önüne sererken, diğer yandan Hz. Peygamber’e de asli vazifesi olan tebliğ ve uyarı görevini hatırlatmaktadır:
Ben Sadece Bir Uyarıcıyım
قُلْ اِنَّمَٓا اَنَا۬ مُنْذِرٌۗ وَمَا مِنْ اِلٰهٍ اِلَّا اللّٰهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُۚ
(38/65) Kul innemâ enâ munżirun vemâ min ilâhin illa(A)llâhu-lvâhidu-lkahhâr.
(38/65) (Ey Muhammed!) De ki: “Ben ancak bir uyarıcıyım. Her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan bir Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur.”