İçeriğe atla
Sâd 80Cüz 23 · Sayfa 457

Sâd Sûresi 80. Âyet

ص

Sohbete sor

Kâle fe-inneke mine-lmunzarîn(e)

(80-81) Allah, şöyle dedi: "Sen o bilinen vakte (kıyamet gününe) kadar mühlet verilenlerdensin."

Sâd Sûresi

Allah Teâlâ İblîs’e istediğini verdi. Zira kim O’na “Rab” ismiyle dua ederse, Hakk o duayı mutlaka cevapsız bırakmaz. Nitekim Âdem (aleyhisselâm): “Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik.” (A‘râf, 7/23) dediğinde Allah duasını kabul etmiş, tövbesini kabul buyurmuştu. Aynı şekilde İblîs de “Rabbim!” diyerek niyazda bulundu, onun isteği de kabul edildi; fakat sonuçları farklı oldu. Âdem’e verilen cevap hidayet ve mağfiret oldu, İblîs’e verilen cevap ise şakâvetinin tamamlanmasına vesile kılındı. (Dâye, Te’vîlât, 5/198) Bu nedenle Cenâb-ı Hak ona şöyle buyurdu: “Sen mühlet verilenlerdensin; fakat bu mühlet vakt-i malûma, yani sûra ilk üfürülüş vaktine kadardır. Ondan öteye sana bir nefes dahi yoktur.” Allah, İblîs’in dileğini kabul etti, fakat bu kabul onun kurtuluşu için değil, azgınlığının ve şerrinin tamamlanması içindi.


Böylece İblîs insanların yaşamlarının sonuna kadar yer yüzünde onlarla beraber yaşayacak ve kıyametle birlikte ölecektir. Burada İblîs’ten kasıt, o ve onun neslidir. Âdem’den kasıt, Âdem ve onun da nesli olduğu gibi, yani tek bir İblîs kıyamete kadar yaşayacak demek değildir. Tek bir Âdem’in de kıyamete kadar yaşamasının mümkün olmadığı gibi.

Gerçekten de bu ifadelerden anlaşıldığı üzere İblîsin, Âdem ve nesli hakkında oldukça geniş bilgi sahibi olduğu anlaşılmaktadır.

Anlatılan bu sahneler her bir Âdem neslinin, bilse de bilmese de başından geçmektedir. Bilerek geçerse tedbirini alır, uyanık davranır, ezelî mücadeleyi kazanır. Bilmeden geçerse gaflette kalarak mücadeleyi kaybetmiş olur. (Terzi Baba Necdet Ardıç, 213-Gökyüzü İnsânları Araştırması, 1/241)


Âyet 82-83