Veleta'lemunne nebeehu ba'de hîn(in)
"Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz."
"Herhalde onun haberini bir zaman sonra bileceksiniz."
Bu ayet, Kur'an'ın getirdiği haberin ve peygamberlik mesajının doğruluğunun zamanla ortaya çıkacağını vurgulamaktadır. Temel kavramlar, bilme eylemi, haberin mahiyeti ve zamanın rolü etrafında şekillenmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İlim, bir şeyin hakikatini idrak etmektir. Bu ayetteki 'ta'lemunne' fiili, gelecekte kesinlik ifade eden bir tekit ile kullanılarak, Kur'an'ın getirdiği haberin doğruluğunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkacağını belirtir. Bu, sadece bir bilgi edinme değil, aynı zamanda bir hakikatin vuku bulması ve idrak edilmesi sürecidir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): İlim, bir şeyi olduğu gibi bilmektir. Buradaki 'ta'lemunne' fiili, muhatapların başlangıçta şüphe duydukları veya inkâr ettikleri bir gerçeği, zaman geçtikçe ve olaylar vuku buldukça kesin olarak kavrayacaklarını ifade eder. Ayet, bu bilginin kaçınılmazlığını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'ilm' kavramı, genellikle Allah'ın mutlak bilgisi ve vahiy yoluyla insanlara ulaşan bilgi anlamında kullanılır. Bu ayetteki 'ta'lemunne' fiili, vahyin getirdiği 'nebe''nin (haber) doğruluğunun, zamanla tecrübe ve gözlem yoluyla insanlar tarafından da tasdik edileceğini, böylece ilahi bilginin insan idrakine açılacağını gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Nebe', önemli ve büyük haber demektir. Sıradan haberlere 'haber' denirken, 'nebe'' daha ciddi ve üzerinde durulması gereken bir haberi ifade eder. Burada kastedilen 'nebe'', Kur'an'ın ve Hz. Muhammed'in getirdiği peygamberlik mesajının, kıyametin ve ahiretin haberidir ki bu, insanlık için en büyük ve en önemli haberdir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nebe', faydalı, büyük ve doğru haberdir. Bu ayetteki 'nebe' kelimesi, Kur'an'ın ve peygamberliğin getirdiği, gelecekteki olayları ve ahiret hakikatlerini içeren haberleri ifade eder. Bu haberlerin doğruluğu, zamanla ve vaat edilen olayların gerçekleşmesiyle kesinleşecektir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Nebe' kelimesi, Kur'an'da genellikle Allah'tan gelen, büyük önem taşıyan ve geleceğe dair bilgi içeren haberler için kullanılır. Bu ayetteki 'nebe'hu' ifadesi, Kur'an'ın ve peygamberin bildirdiği ahiret, hesap ve ceza gibi konuların, zamanı geldiğinde kesin olarak gerçekleşeceğini ve bunun bir haberden öte bir gerçeklik olduğunu vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ba'd, zaman ve mekan zarfı olarak kullanılır. Bu ayette 'ba'de hînin' ifadesi, belirli bir zaman diliminin geçmesinden sonra anlamına gelir. Bu, haberin doğruluğunun hemen değil, belli bir süre sonra, yani kıyamet ve ahiret olayları vuku bulduğunda anlaşılacağını belirtir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Ba'd, bir şeyin ardından gelmeyi ifade eder. 'Ba'de hînin' terkibi, gelecekteki bir zaman dilimini işaret eder. Bu, Kur'an'ın haberlerinin doğruluğunun, vaat edilen olayların gerçekleşmesiyle, yani kıyametin kopması ve ahiret hayatının başlamasıyla kesin olarak ortaya çıkacağını gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Hîn, belirsiz bir zaman dilimini ifade eder. Bu ayette 'ba'de hînin' ifadesi, 'bir zaman sonra' veya 'belli bir müddet geçtikten sonra' anlamına gelir. Bu, haberin doğruluğunun hemen değil, Allah'ın takdir ettiği bir vakitte, yani kıyamet ve ahiret gibi olayların gerçekleşeceği zaman diliminde ortaya çıkacağını belirtir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Hîn, bazen kısa, bazen uzun bir zaman dilimini ifade edebilir. Ayetteki 'hîn' kelimesi, Allah katında belirlenmiş, ancak insanlar için belirsiz olan bir zamanı işaret eder. Bu, Kur'an'ın haberlerinin doğruluğunun, Allah'ın takdir ettiği o 'hîn' geldiğinde, yani kıyamet ve ahiret gerçekleştiğinde kesin olarak anlaşılacağını vurgular.
Sâd Sûresi
Böylece sûre, baştan sona “zikr” ve “tezkîr” (hatırlatma ve öğüt) temasıyla işlenmiş ve “Andolsun, onun haberini bir süre sonra mutlaka bileceksiniz” âyetiyle nihâyete erdirilmiştir. Buradaki “haber”den maksat, Kur’ân’ın içerdiği hakikatlerin ortaya çıkmasıdır. Bunun bir kısmı dünyada zuhur eder: Resûlullah’ın risâletinin tasdiki, dinin kemale erdirilmesi, kelimesinin yüceltilmesi, vaad ve tehditlerin gerçekleşmesi, kıssaların ve hükümlerinin hakikati, bâtınî işaretlerin ve sırların açığa çıkması, Allah’ın vaad ettiği yardımların tahakkuku gibi. Geri kalan ise âhirette tecellî edecektir; o gün kalplerde saklı olan sırlar ortaya çıkar, perdeler kalkar ve Kur’ân’ın vaat ettiği gerçekler apaçık görünür.
Risâletin hakikati ve nuru ise ümmet içinde Allah dostları, âlimler, Resûlullah’ın vârisleri ve rehber imamlar vasıtasıyla devam eder. Sâdık sâlikler, Resûlullah’ın izinde yürüyerek bu zikri diriltir, hakkı ayakta tutarlar. Çünkü hak asla gizli kalmaz; bâtıl da ebediyen devam edemez. (İbn Berrecân, Tefsir, 4/530; Baklî, Arâisü’l-Beyân, 3/200; Nahcuvânî, Fevâtihu’l-İlâhiyye, 239) Görüldüğü üzere Kur’ân’ın “zikr” olarak isimlendirilmesi, onun sadece lafızlarla okunacak bir kitap değil, gönülleri uyandıran ve hakikati hatırlatan ilâhî bir nefes olduğuna işaret eder. Hakikatte bu zikr, ezelî kelâmın yeryüzüne yansıyan bir tecellîsidir; kalpte gafleti giderir, perdeleri kaldırır ve kulun Rabbine yönelişini diriltir. Âyetin sonunda geçen “onun haberini bir süre sonra mutlaka bileceksiniz” ifadesi, insanın mana yolculuğuna da işaret eder. Zira kul, dünyada manevî tecrübeler ve hâller vasıtasıyla Kur’ân’ın hakikatlerinden bir kısmını idrak eder; fakat bütün sırların açılması âhirette, perdelerin kalkmasıyla mümkün olur.
Bu da bize, Kur’ân’ın hakikatlerinin yalnız akıl ve nazar ile değil, hâl ve zevk ile açılacağını gösterir. Zikrin diriltici tesiri sâlikin gönlünde uyanınca, kalbi mârifete yol bulur, sırlar yavaş yavaş keşfedilir. Sûfîlere göre bu yolculukta mürşid, Resûlullah’ın mirasını taşıyan bir rehberdir. Onun vazifesi, müridin kalbinde Kur’ân’ın zikrini diriltmek, onu gafletten kurtarmaktır. Zira hakikat nurunun tecellîsi mürşidlerin, âriflerin ve sâdık sâliklerin gönüllerinde kıyamete kadar parlamaya devam eder.
Sonunda âyetin verdiği hüküm şudur: Hak er geç ortaya çıkar, bâtıl ise ne kadar süslenirse süslensin, yok olmaya mahkûmdur. Bu hakikat, yalnız zahirde değil, her bir sâlikin iç dünyasında da tecellî eder. Kalbinde zikrin uyandığı kimse, bâtıl hevâ ve hayallerin birer birer yok olduğunu, hak nurunun ise daimî kaldığını zevken idrak eder.
Şu hâlde sâlikin ilk vazifesi, kendi iç dünyasında gizlenmiş düşmanlarını tanımaktır. Çünkü nefis ve şeytan, kişiyi daima kötülüğe sevk ederek ilâhî adalet yolundan saptırmaya çalışır. Sâlik, iradesini kullanarak hevâ ve süflî arzulara karşı sabır ve mücâhede ile savaş verir, nefsini terbiye etmeye çalışır. Böylece hak yoluna yönelme azmini ortaya koyar.
Ne var ki bu mücâhede, sadece kulun gücüyle tamamlanamaz. Hak Teâlâ’nın yardımı, tevfîki ve inayeti olmadan hiçbir nefis mağlup edilemez. Bu mertebede sâlik, zevken “lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” sırrını idrak eder. Artık kendi fiilinde değil, Hakk’ın kudretinde bir varlık olduğunu fark eder. Kulun çabası, ilâhî inayetle birleştiğinde nefis tasallutundan kurtulmaya başlar.
Nefis mağlup edildiğinde kalbin perdeleri kalkar ve vahdet denizinden fışkıran hikmet pınarları kaynamaya başlar. Bu aşama, mârifetullahın kalpte doğuşudur. Artık sâlikin dili Allah’ın söylettikleriyle konuşur; sözünde ve fiilinde Hakk’ın tasarrufu hâkim olur. Bu hâl, kulun kendi vehmî varlığından fânî, Hak ile bâkî olmasının işaretidir. Böylece sâlik benliğinden sıyrılır, Hak’la kaim olur; Allah onun kalbi, kulağı, gözü ve kuvveleri hâline gelir. Böylece hem Hak ile hem halk ile beraber bulunma sırrına erer.
Yine bu mertebede kul, cem ile farkı aynı anda idrak eder. Zâhir ile bâtın, evvel ile âhir, ezel ile ebed onun hakikatinde birleşir. Bu makam, Hakk’ın kuşatıcı ilminde bütün varlıkların tek bir hakikat içinde toplanıp görülmesidir. Sâlik hem birliğin sırrını hem de çokluğun hikmetini zevk eder. Nihayetinde ise yalnızca Hay ve Kayyûm olan Allah’ın hakikî varlık olduğunu müşâhede eder. Böylece “O’ndan başka hakikî varlık yoktur” sözü, sadece dilinde değil, kalbinde ve hatta tüm varlığında gerçekleşmiş olur. Sâlik bu idrake ulaştığında irşad için halka döner ve onların arasında Hakk’ın nuru ile hareket eder.
Bu sûreyi tamamlama kudretini verdiği için rabbime hamd ediyorum. Fahri kainat efendimiz Hazreti Muhammed Musatafa sav efendimize ehline kamillerine salat ve selamlar olsun.
Gayret bizden, muvaffakiyet Hakk’tandır.
Hürmet ve muhabbetlerimle, Abdurrezzak Tek Muhtefi.
01/10/2025, BURSA
Terzi Baba kitapları.
Terzi Baba Baskısı olan kitaplar.
1. Necdet Divanı:
2. Hacc Divanı:
3. İrfan Mektebi, Hakk Yolu’nun Seyr defteri:
4. Lübb’ül Lübb Özün Özü, (Osmanlıca’dan çeviri):
5. Salât- Namaz ve Ezan-ı muhammedi’de Bazı hakikatler: “İngilizce, İspanyolca”
6. İslâm’da Mübarek Geceler, bayramlar ve Hakikatleri: (Fransızca)
7. İslâm, İmân, İhsân, İkân, (Cibril Hadîs’i):
8. Tuhfetu’l Uşşâkiyye, (Osmanlıca’dan çeviri):
9. Sûre-i Rahmân ve Rahmâniyyet:
10. Kelime-i Tevhid, değişik yönleriyle:
11. Vâhy ve Cebrâil:
12. Terzi Baba (1) ve Necm Sûresi:
13. (13) On üç ve Hakikat-i İlâhiyye:
14. İrfan mektebi, “Hakk yolu”nun seyr defteri ve şerhi
15. 6 Pey- (1) Hz. Âdem Safiyyullah (a.s.)
16. Divân (3)
19. Sûre-i Feth ve fethin hakikat-i.
21. 6 Pey-(2) Hz. Nûh Neciyyullah: (a.s.)
22. Sûre-i Yûsuf ve dervişlik:
24. 6 Pey-(3) Hz. İbrâhîm Halîlûllah: (a.s.)
35. Fâtiha Sûresi:
39. Terzi Baba: (2)
41. İnci tezgâhı:
49. 36-Yâ’sîn, Sûresi:
59. 6 Pey-(4) Hz. Mûsâ Kelîlmullah: (a.s.)
60. 6 Pey-(5) Hz. Îsâ Rûhullah: (a.s.)
61. 6 Pey-(6) Hz. Muhammed: (s.a.v.)
63. İnci mercan tezgâhı
67. 067-Mülk Sûresi:
68. 1-namaz sureleri
69. 2-namaz sureleri
88- Nusret Tura-Divanı. Erler demine.
91-Terzi Baba (7) Biismi has “Selâm” (13)
95- Terzi Baba-(8) (19/53)
96- 41-Fussilet Sûresi.
103-terzi Baba yüksek lisans tezi.
118- 52-Tûr suresi. Ve M. Nusret tura.
129-Terzi Baba divanı. “Tüm şiirlerim.”
177- Terzi Baba, “14-İrfan mektebi” İlâhiyat tezi.
213-1-Gökyüzü İnsanları araştırması.
214-2-Gökyüzü İnsanları araştırması.
(H) Yayınları tarafından basılan kitaplarımız:
6. İslâm’da Mübarek Geceler, bayramlar ve hakikatleri:
14. İrfan mektebi, “Hakk yolu”nun seyr defteri.
15. 6 Pey- (1) Hz. Âdem-safiyeti. Safiyyullah. (a.s.)
88- Nusret Tura-Divanı. Erler demine.
Terzi Baba kitapları sıra listesi
KAYNAKÇA
1. KÛR’ÂN VE HADîS :
2. VEHB : Hakk’ın hibe yoluyla verdiği ilim.
3. KESB : Çalışılarak kazanılan ilim.
4. NAKİL : Muhtelif eserlerden, Mesnevi’i şerif, İnsân-ı Kâmil, Fusûsu’l Hikem ve sohbetlemizden müşahede ile toplanan ilim.
(Gönülden Esintiler)
1. Necdet Divanı:
2. Hacc Divanı:
3. İrfan Mektebi, Hakk Yolu’nun Seyr defteri:
4. Lübb’ül Lübb Özün Özü, (Osmanlıca’dan çeviri):
5. Salât- Namaz ve Ezan-ı muhammedi’de Bazı hakikatler: “İngilizce, İspanyolca”
6. İslâm’da Mübarek Geceler, bayramlar ve Hakikatleri: (Fransızca)
7. İslâm, İmân, İhsân, İkân, (Cibril Hadîs’i):
8. Tuhfetu’l Uşşâkiyye, (Osmanlıca’dan çeviri):
9. Sûre-i Rahmân ve Rahmâniyyet:
10. Kelime-i Tevhid, değişik yönleriyle:
11. Vâhy ve Cebrâil:
12. Terzi Baba (1) ve Necm Sûresi:
13. (13) On üç ve Hakikat-i İlâhiyye:
14. İrfan mektebi, “Hakk yolu”nun seyr defteri ve şerhi
15. 6 Pey- (1) Hz. Âdem Safiyyullah (a.s.)
16. Divân (3)
17. Kevkeb. Kayan yıldızlar.
18. Peygamberimizi rû’ya-da görmek.
19. Sûre-i Feth ve fethin hakikat-i.
20. Terzi Baba Umre (2009)
21. 6 Pey-(2) Hz. Nûh Neciyyullah: (a.s.)
22. Sûre-i Yûsuf ve dervişlik:
23. Değmez dosyası:
24. 6 Pey-(3) Hz. İbrâhîm Halîlûllah: (a.s.)
25. -1-Köle ve incir dosyası:
26. Bir zuhûrât’ın düşündürdükleri:
27. -2-Genç ve elmas dosyası:
28. Kûr’ân’da Tesbîh ve Zikr:
29. Karınca, Neml Sûresi:
30. Meryem Sûresi:
31. Kehf Sûresi:
32. 3-Terzi Baba İstişare dosyası:
33. Terzi Baba Umre dosyası: (2010)
34. -3-Bakara dosyası:
35. Fâtiha Sûresi:
36. Bakara Sûresi:
37. Necm Sûresi:
38. İsrâ Sûresi:
39. Terzi Baba: (2)
40. Âl-i İmrân Sûresi:
41. İnci tezgâhı:
42. 4-Nisâ Sûresi:
43. 5-Mâide Sûresi:
44. 7-A’raf Sûresi:
45. 14-İbrâhîm Sûresi:
46. İngilizce, Salât-Namaz:
47. İspanyolca, Salât-Namaz:
48. Fransızca İrfan mektebi:
49. 36-Yâ’sîn, Sûresi:
50. 76-İnsân, Sûresi:
51. 81-Tekvir, Sûresi:
52. 89-Fecr, Sûresi:
53. Hazmi Tura:
54. 95-Beled-Tîn, Sûresi:
55. 28- Kasas, Sûresi:
56. İrfan-Mek-Şer-Fransızca-Baba:
57. 20-TÂ HÂ Sûresi:
58. Mirat-ül-İrfan-ve-şerhi:
59. 6 Pey-(4) Hz. Mûsâ Kelîlmullah: (a.s.)
60. 6 Pey-(5) Hz. Îsâ Rûhullah: (a.s.)
61. 6 Pey-(6) Hz. Muhammed: (s.a.v.)
62. -4-Bir ressam hikâyesi:
63. İnci mercan tezgâhı
64. Ölüm hakkında:
65. Reşehatt’an bölümler:
66. Risâle-i Gavsiyye:
67. 067-Mülk Sûresi:
68. 1-Namaz Sûrereleri:
69. 2-Namaz Sûrereleri:
70. Yahova Şahitleri:
71. Mü-Geceler-Fran-les-nuits:
72. Îman bahsi:
73. Celâl cemâl Celâl:
74. 2012 Umre dosyası:
75. Gülşen-i Râz şerhi:
76. -5-Doğdular, yaşadılar hikâyesi:
77. Aşk ve muhabbet yolu:
78. A’yân-ı sâbite. Kazâ ve kader:
79- Terzi Baba-(4) İstişare dosyası.
80- Terzi Baba-(5) İstişare dosyası.
81- Hayal vâdîsi’nin çıkmaz sokakları: