İçeriğe atla
Sâd 87Cüz 23 · Sayfa 458

Sâd Sûresi 87. Âyet

ص

Sohbete sor

İn huve illâ żikrun lil'âlemîn(e)

"Bu Kur'an, alemler için ancak bir öğüttür."

Sâd Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Resûlullah’ın risâleti, insanlığa bahşedilmiş en büyük ve en şerefli nimettir. Kur’ân, yalnızca belli bir topluluğa değil, ins ve cin bütün âlemlere hitap eden ilâhî bir öğüt, zikir, rahmet ve hatırlatmadır. Çünkü Peygamberimiz, “Âlemlere rahmet” olarak gönderilmiştir” (Enbiyâ, 21/107). Dolayısıyla hem Kur’ân hem de Efendimiz, hidâyet yollarını açan, tevhîd ve mârifetin kapılarını gösteren bir kılavuzdur.

Dolayısıyla Kur’ân, sadece lafızlardan ibaret bir söz değil, hakikatte ezelî zikrin yeryüzündeki tecellîsidir. O, gâfil kalpleri uyandırmak, unutanları Hakk’a döndürmek için indirilmiş; “zikr” ile diriltici bir nefes olmuştur. Zira, Allah’ın cemâl ve celâl sıfatlarının anlamlarını, zâtî isimlerinin ve sıfatlarının nurlarını mârifet ehline açar; gönüllerde ilâhî hakikatlerin tecellî etmesine vesile olur. Nitekim İbn Atâ: “Kur’ân, gafleti gidermek için gönderilmiştir; ta ki gaflet perdeleri onunla kalksın ve ibret almak isteyenler onunla ibret alsın” demiştir (Sülemî, Hakâik, 191).

Sûrenin başında geçen “Velkur-âni żî-żżikr” Zikr sahibi Kur’ân’a andolsun” (Sâd, 38/1) ifadesi de bu hakikati teyit etmekte; Kur’ân’ın hem lafız hem de mânâ itibarıyla ilâhî bir hatırlatma, kalpleri diri kılan bir öğüt olduğunu göstermektedir.


Âyet 88

وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَاَهُ بَعْدَ ح۪ينٍ

(38/88) Veleta’lemunne nebeehu ba’de hîn.

(38/88) “Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz.”


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)