Huve-lleżî yurîkum âyâtihi ve yunezzilu lekum mine-ssemâ-i rizkâ(an)(c) vemâ yeteżekkeru illâ men yunîb(u)
O, size ayetlerini gösteren, sizin için gökten bir rızık indirendir. Ancak O'na yönelen, düşünüp ibret alır.
Size âyetlerini gösteren, sizin için gökten bir rızık indiren O'dur. Fakat onları ancak gönül verip düşünenler anlar.
Mü'min Suresi 13. ayet, Allah'ın kudretini ve lütfunu, mucizeler göstermesi ve rızık indirmesi üzerinden vurgular. Ayet, bu ilahi işaretlerden ancak Allah'a yönelenlerin ibret alabileceğini belirterek, tefekkür ve yönelişin önemini dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'rü'yet' kelimesinin hem gözle görmeyi hem de kalple idrak etmeyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'yurîkum' ifadesi, Allah'ın kudret delillerini hem duyusal hem de akli olarak insanlara açmasını, onları bu deliller üzerinde düşünmeye sevk etmesini anlatır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'rü'yet'in bazen 'bilmek' ve 'anlamak' anlamında kullanıldığını ifade eder. Bu ayetteki 'yurîkum' ise, Allah'ın ayetlerini insanlara göstererek onların bu ayetlerin ardındaki hakikati kavramalarını sağlamasıdır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ayet' kelimesinin Kur'an'da 'alamet', 'delil' ve 'mucize' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'âyâtihî' ifadesi, Allah'ın evrendeki yaratılışındaki harikaları ve peygamberler aracılığıyla gönderdiği mucizeleri kapsar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ayet'in 'açık alamet' ve 'delil' anlamına geldiğini, bir şeyin varlığına işaret eden her şeye 'ayet' denilebileceğini ifade eder. Ayetteki 'âyâtihî', Allah'ın kudretini ve birliğini gösteren, insanları tefekküre sevk eden tüm işaretleri ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ayet' kavramının Kur'an'da Allah'ın varlığını ve kudretini gösteren 'işaretler' veya 'deliller' olarak merkezi bir rol oynadığını vurgular. Bu ayetteki 'âyâtihî', Allah'ın insanlara sunduğu, O'nun gücünü ve hikmetini kanıtlayan somut ve soyut delillerdir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'rızk'ın hem dünyevi gıdaları hem de manevi faydaları kapsayan geniş bir anlam taşıdığını belirtir. Ayetteki 'rizkan' ifadesi, gökten indirilen yağmurla gelen bitkisel ve hayvansal gıdaları, yani yaşamın temelini oluşturan maddi nimetleri vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'rızk'ın Allah'ın kullarına bahşettiği her şey olduğunu, bunun hem helal hem de haram olabileceğini ancak Kur'an'da genellikle helal ve faydalı olanı ifade ettiğini belirtir. Bu ayette 'gökten indirilen rızık', Allah'ın lütfuyla gelen ve yaşamı sürdüren bereketli nimetlerdir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'tezekkür'ün unutulan bir şeyi hatırlamak veya bir şeyi zihinde canlı tutmak anlamına geldiğini, ancak Kur'an'da genellikle 'ibret almak', 'öğüt almak' ve 'derinlemesine düşünmek' anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'yetekezkeru', Allah'ın gösterdiği mucizeler ve indirdiği rızıklar üzerinde düşünerek hakikati idrak etmeyi ve ondan ders çıkarmayı ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'tezekkür'ün sadece hatırlamak değil, aynı zamanda 'düşünerek idrak etmek' ve 'öğüt almak' boyutunu içerdiğini belirtir. Bu ayette 'yetekezkeru', Allah'ın kudret delillerini görüp rızkını tecrübe eden insanın, bu olayların ardındaki ilahi mesajı kavrayıp ona göre hareket etmesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'inâbe'nin 'bir şeye tekrar tekrar dönmek' anlamına geldiğini, Kur'an'da ise 'Allah'a yönelmek', 'tövbe etmek' ve 'O'na itaat etmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'yunîbu', Allah'ın ayetlerinden ibret alabilmek için kalben ve amelen O'na yönelmenin, O'na teslim olmanın gerekliliğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'inâbe'yi 'Allah'a dönmek, O'na yönelmek ve O'nun rızasını talep etmek' olarak tanımlar. Bu ayette 'yunîbu', Allah'ın kudret delillerini idrak ettikten sonra kalbini O'na çeviren, O'na güvenen ve O'nun emirlerine uyan kişiyi ifade eder.
Mü'min (Ğâfir) Sûresi
Mü’min Sûresi 40/13.ayet (40 + 13) = 53
ve “hüve” o zat ki, kendi âyetlerini size rû’yet ettiriyor ve sema’dan rızkı sizin için inzal ediyor (indiriyor).
illa inabe edenler (Hak'ka dönenler) müstesna, tezekkür etmezler.
(53) İz-Efendi Babamın yolumuzdan verilmiş sıra numarası ve şifresidir.
“rû’yet ettiriyor” ile bağlantısından dolayı kapak resminde bulunan zâhir, bâtın bir hatıramı buraya almak istiyorum. Bundan yaklaşık 15 sene önce ve Üsküdar da daha önce oturduğumuz evde ön odadaydım. Ve İz-Efendi Babamın kitaplarını alıp okuyor ve inceliyordum. Bu kitap veya yakın bir seri kitap arkasında o yıllarda çekilmiş bir vesilalık bir fotağraf görünce günümüzden yaklaşık 35 sene önce görmüş olduğum bir rüya hatırıma geldi. Yaşamında unutmadığım hatırımda kalan ender rüyalardan biridir.
Askerden yeni dönmüş ve namaz ve dine yönelmiştim. Çevremizdeki arkadaşlardan da bir grubumuz vardı. Bugün hepsi farklı yaşantı ve yollara gittiler.
Peygamber efendimiz olduğunu düşündüğüm 50-55 li yaşlarda bir kişiyi takım elbise ile karşılıklı otururken görüyorum. Açıkçası takım elbisesinede biraz taaccüb ediyor ve şaşırıyorum. Ve efendim yaşantımız, okuduklarım, düşünce-tefekkürüm doğru mu? Diye soruyorum. Karşımda efendimiz olduğunu düşündüğüm kişi, evet doğru yoldasın halini bozmadan devam et diyor. Rüya bu kadardı.
Efendi Babamı zâhiri olarak 2-3 senedir tanıyordum. Haliyle rüya da 20 sene önce görüldüğü için yaşıda 20 sene ileri olduğu için rüyayıda bu fotağrafları görünce hatırlamış ve bir daha şaşırmıştım.
Bu zâhir ve bâtın rüyeti kendisine anlatınca yolumuzun ne kadar sağlıklı işlediğini ve fenafiresül mertebesinden bir hal olduğunu ifade etmişti. Rüyada görülen bu halin, zahirde tatbikatına geçmesi için 20 sene geçmişti.
Görüldüğü gibi yolumuzun bir salikin bâtın ma’na da eğittiğine de açık bir durumdur. (Murat Derûni) Bir başka zuhuratta ise,
85) Zuhurat -1:
Mu… Ca… / 25-05-2011 İstanbul Akşam saatlerinde Terzi Babamın Terzi Baba 1 adlı eserini okurken iki oğlunun olacağını zuhuratta gördüğünü okuyunca, bizimde evlenmeden eşimiz Serpil ve Kızımız Eslem Şurayı kucağında gördüğümüz zuhuratımız müşahademize geldi. Daha sonra Nusret Babayla zahiri ve batini görüşmelerini okuduk. Kitabı ön odaya alıp geçmiş idik ki Nüket Anneme Terzi Babamın yazmış olduğu kırk yıl şiiri bir hayli duygulanmamıza vesile oldu. Kitabı elimizdeyken bir anda bir tefekkür, yakaza ve müşahade hali oluştu. Bu halin olduğunu bildiğimiz halde, Babacığım biz de batini olarak görüşmekte miyiz? Derken oda sanki bir kabenin içinin havasına büründü.
Kabenin Hacer’ul evsedin köşesi ve marifet köşesinden Efendi Babam çok latif nurani bir suret şeklinde belirdi. Aynı zamanda batınımızdan canım yavrum biz her zaman sizinleyiz derken bizim yaklaşık 20 yıl önceki gençlik halimiz ve Efendi babamın daha genç hali müşahademizde suretlendi. Üzerimizde Uşşaki Cübbesi ve Tacı ile Efendi Babamın elini ve avuç içini öpüp diz dize oturup elimizi elinin içine aldı. Bu hal bir müddet devam ettikten sonra gözümüzden süzülen damlalar ile beşeri halimize dönebildik.
85) Zuhurat -1 Terzi Baba yorumu.
Bu yakaza türü zuhurat ve düşüncelerin yaşamı gerçek bir tefekkür halini yansıtmaktadır. Seyru sülûkta güzel bir haldir. Bir bakıma tarifi gerekirse, “fenafişşeyh” halidir. “25-05-2011” tarihinde oluşan bu müşaheden sonra bu günlere gelmiş olan bu yaşam seyri bu günlerde çok daha ileri seviyededir. Cenâb-ı Hakk hazmını versin.[20] “ İz- -T-B- ”
"Allah, âlemdeki her varlığı bir âyet (işaret) kılmıştır. Her âyet, bir ismin tecellîsidir. Görmek, Hakk’ı görmektir."[21]
Âyetler, perde kalktığında ‘Hakk’ın yüzü’nü gösterir. Ârif, her şeyde O’nu müşahede eder."[22]