Kâle-lleżîne-stekberû innâ kullun fîhâ inna(A)llâhe kad hakeme beyne-l'ibâd(i)
Büyüklük taslayanlar ise şöyle derler: "Biz hepimiz ateşin içindeyiz. Şüphesiz Allah, kullar arasında (böyle) hüküm vermiştir."
Büyüklük taslayanlar da şöyle derler: "Evet, hepimiz onun içindeyiz. Allah kulları arasında hükmünü vermiştir."
Bu ayet, kıyamet gününde büyüklük taslayanların acizliğini ve Allah'ın mutlak hükmünü vurgulamaktadır. Seçilen anahtar kavramlar, kibir, hüküm ve kulluk gibi temel dini ve ahlaki temaları dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'k-b-r' kökünü 'büyüklük, azamet' olarak tanımlar. 'İstikbâr' ise, bir kimsenin kendisini büyük görmesi, başkalarına karşı üstünlük taslamasıdır. Ayetteki 'istekberû' fiili, dünyada Allah'ın emirlerine karşı kibirlenip büyüklük taslayanların ahiretteki pişmanlığını ve acizliğini dile getirir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'kibr' kavramını Kur'an'ın temel ahlaki kavramlarından biri olarak inceler. Ona göre 'istikbâr', Allah'a karşı isyanın ve O'nun ayetlerini reddetmenin bir tezahürüdür. Ayetteki kullanımı, bu kibirli tutumun ahiretteki kaçınılmaz sonucunu, yani cehennem azabını işaret eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'istikbâr'ı 'tekebbür' ile eş anlamlı olarak kullanır ve 'büyüklük taslamak' manasına geldiğini belirtir. Ayetteki 'istekberû' ifadesi, dünyada kendilerini büyük görenlerin, ahiretteki çaresizliğini ve Allah'ın hükmüne boyun eğmek zorunda kalışlarını mecazi bir dille anlatır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'h-k-m' kökünü 'ayırmak, karar vermek, hükmetmek' olarak açıklar. Ayetteki 'hüküm verdi' ifadesi, Allah'ın kıyamet gününde kullar arasında adaletle yargılayıp, cennetlikleri ve cehennemlikleri ayırarak nihai kararı verdiğini belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî'ye göre 'hüküm', bir şeyi diğerinden ayırmak ve kesin bir karara varmaktır. Allah'ın 'hükmetmesi', O'nun mutlak adaletini ve her şeyin nihai karar vericisinin O olduğunu gösterir. Ayetteki bağlamda, Allah'ın kullar arasındaki ihtilafları çözüp, haklıyı haksızdan ayırdığına işaret eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'hüküm' kelimesinin Kur'an'da hem 'yargılama' hem de 'kanun koyma' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'hüküm verdi' ifadesi, Allah'ın ahiretteki yargılayıcı rolünü ve kulların amellerine göre vereceği kesin kararı vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'abd' kelimesini 'köle, kul' olarak açıklar. 'İbâd' ise bunun çoğuludur ve Allah'ın yarattığı tüm insanları kapsar. Ayetteki 'kullar arasında' ifadesi, Allah'ın hükmünün istisnasız tüm insanları kapsayacağını ve herkesin O'nun huzurunda hesap vereceğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'abd' kelimesinin 'itaat eden, boyun eğen' anlamlarına geldiğini belirtir. 'İbâd', Allah'ın yaratmış olduğu ve O'na muhtaç olan tüm varlıkları ifade eder. Ayetteki kullanımı, Allah'ın hükmünün, O'na kulluk eden veya etmeyen herkesi kapsayan evrensel bir adalet olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'abd' kelimesinin hem 'köle' hem de 'Allah'a ibadet eden kişi' anlamlarına geldiğini belirtir. 'İbâd' kelimesi ise, bu ayette genel olarak tüm insanlığı ifade eder. Allah'ın 'kullar arasında hüküm vermesi', O'nun tüm insanlığa karşı adil ve mutlak bir otoriteye sahip olduğunu gösterir.
Mü'min (Ğâfir) Sûresi
Nefsi emmarenin mütekebbir vasıfları hepimiz ruhani vasfımızı kaybettik cehennemin malzeme-sinden olan maden sınıfına düştük. Şüphesiz uluhiyet mertebesinin hükmünü vermiştir. (Murat Deruni)