Ve lekad fetennâ kablehum kavme fir'avne ve câehum rasûlun kerîm(un)
Andolsun, onlardan önce Firavun kavmini sınamıştık. Onlara değerli bir peygamber (Musa) gelmişti.
Andolsun ki, biz onlardan önce Firavun kavmini de denemiştik. Onlara çok kıymetli bir peygamber gelmişti.
Duhân Suresi 17. ayet, Firavun kavminin imtihan edilişini ve onlara gönderilen 'kerim' bir peygamberin gelişini anlatır. Ayet, geçmiş ümmetlerin peygamberlere karşı tutumları üzerinden bir uyarı niteliği taşımaktadır. Dilbilimsel olarak 'fetennâ' fiili imtihanın derinliğini, 'kavm' toplumsal yapıyı, 'resûl' ilahi elçiliği ve 'kerîm' ise bu elçinin niteliğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'fetn' kelimesinin aslının altını ateşe sokarak saflığını ortaya çıkarmak olduğunu belirtir. Ayetteki 'fetennâ' ifadesi, Firavun kavminin çeşitli musibetler ve peygamber aracılığıyla sınanmasını, onların iman edip etmeyeceklerinin ortaya çıkarılmasını ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'fetennâ' kelimesini 'imtihan ettik' ve 'sınadık' olarak açıklar. Bu bağlamda, Allah'ın Firavun kavmini peygamber göndererek ve çeşitli olaylarla sınayarak onların tepkilerini gözlemlediğini ve böylece hakikati ortaya çıkardığını belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'fitne' kavramının Kur'an'da genellikle bir deneme, sınama ve bazen de bu deneme sonucunda ortaya çıkan kargaşa anlamında kullanıldığını belirtir. 'Fetennâ' fiili, Firavun kavminin ilahi bir sınava tabi tutulduğunu, bu sınavın onların inançlarını ve ahlaki duruşlarını açığa çıkarmayı amaçladığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kavm' kelimesinin ayakta duran, bir araya gelmiş topluluk anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'kavme Fir'avn' ifadesi, Firavun'un liderliği altında toplanmış, onun ideolojisini benimsemiş ve onunla birlikte hareket eden Mısır halkını ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'kavm' kelimesinin belirli bir amaç veya lider etrafında toplanmış insan topluluğu için kullanıldığını açıklar. Burada Firavun'un kavmi, onun otoritesi altında yaşayan ve onunla özdeşleşen bir topluluk olarak sunulur.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'resûl' kelimesinin 'irsâl' kökünden geldiğini ve 'göndermek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'resûl' ifadesi, Allah'ın Firavun kavmine, ilahi mesajını ve uyarısını iletmek üzere özel olarak görevlendirdiği bir elçiyi (Hz. Musa'yı) kasteder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'resûl'ün, bir mesajı iletmek üzere gönderilen kişi olduğunu ve Kur'an'da genellikle ilahi vahyi tebliğ eden peygamberler için kullanıldığını ifade eder. Bu ayetteki 'resûl', Allah'ın Firavun kavmine gönderdiği, onlara doğru yolu göstermekle görevli olan elçidir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'resûl' kavramının Kur'an'da sadece bir haberci olmanın ötesinde, ilahi bir misyonu ve otoriteyi temsil ettiğini vurgular. Ayetteki 'resûl', Firavun kavmine Allah'ın emirlerini ve yasaklarını getiren, onları uyaran ve doğru yola davet eden bir elçidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kerîm' kelimesinin, kendisinde övgüye değer ve yüce nitelikler barındıran şey için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'resûlün kerîm' ifadesi, gönderilen peygamberin (Hz. Musa'nın) Allah katında değerli, şerefli, güvenilir ve üstün ahlaki vasıflara sahip olduğunu vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'kerîm' kelimesinin hem maddi hem de manevi cömertliği, asaleti ve yüceliği ifade ettiğini açıklar. Peygamberin 'kerîm' olarak nitelendirilmesi, onun sadece ilahi mesajı getiren bir elçi olmakla kalmayıp, aynı zamanda ahlaki ve manevi açıdan da en üstün vasıflara sahip olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'kerîm' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın sıfatı olarak cömertlik ve lütufkarlığı ifade ettiğini, ancak insanlar için kullanıldığında şeref, itibar ve ahlaki yüceliği simgelediğini belirtir. 'Resûlün kerîm' ifadesi, peygamberin ilahi bir lütuf olarak gönderildiğini ve kendisinin de bu lütfa layık, şerefli bir şahsiyet olduğunu vurgular.
Duhân Sûresi
(Ve câehüm Rasûlün keriym)
“onlara çok şerefli bir peygamber gelmişti.” Bu Âyet-i Keriyme’de de dikkat çeken kelime (keriym) dir. Bu kelimenin sayı değerleri (20+200+10+ 40=270) tir toplarsak, (2+7=9) eder ki, Mûseviyyet mertebesinin sayısal değeridir. Bu ikram da o mertebeye haki- kat-i Muhammed-î ertebesinden verildiğinden bu yönüylede oraya, (13) e bağlıdır diyebiliriz.[19] “ İz- -T-B- ”