Kuli(A)llâhu yuhyîkum śümme yumîtukum śümme yecme'ukum ilâ yevmi-lkiyâmeti lâ raybe fîhi velâkinne ekśera-nnâsi lâ ya'lemûn(e)
De ki: "Allah sizi yaşatıyor. Sonra sizi öldürecek, sonra da kendisinde şüphe olmayan Kıyamet gününde sizi bir araya getirecek, ama insanların çoğu bilmezler."
(Ey Muhammed!) De ki: "Allah sizi diriltir. Sonra sizi o öldürür, sonra da geleceğinde şüphe olmayan kıyamet gününde (diriltip) bir araya toplar. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Bu ayet, Allah'ın hayat verme, öldürme ve yeniden diriltme kudretini vurgulayarak kıyamet gününün kaçınılmazlığını ve insanların bu hakikate karşı bilgisizliğini ele almaktadır. Temel kavramlar, ilahi kudretin tezahürleri ve insanın bu konudaki idrak eksikliği üzerine odaklanmıştır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hayat (حياة), ölümün zıddıdır ve Allah'ın sıfatlarından biridir. Bu ayetteki 'yuhyîküm' ifadesi, Allah'ın insanları yoktan var etmesi ve onlara can vermesi anlamındadır. Aynı zamanda, ölümden sonra tekrar diriltme gücünü de kapsar.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Hayat, ruhun bedene taalluk etmesiyle meydana gelen bir durumdur. 'Yuhyîküm' fiili, Allah'ın bu taalluku yaratma ve sürdürme kudretini gösterir. Ayette, başlangıçtaki yaratılış ve ahiretteki yeniden dirilişin her ikisini de ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Mevt (موت), hayatın zıddıdır ve ruhun bedenden ayrılmasıdır. 'Yumîtüküm' ifadesi, Allah'ın takdir ettiği ecel geldiğinde her canlıya ölümü tattırması ve hayatına son vermesi anlamındadır. Bu, Allah'ın mutlak kudretinin bir göstergesidir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Mevt, canlılığın sona ermesidir. Ayetteki 'yumîtüküm', Allah'ın insanları belirli bir süre yaşattıktan sonra ölüme sevk etmesi, yani onların hayatına son vermesidir. Bu, dünya hayatının geçiciliğini ve Allah'ın her şeye hükmettiğini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Cem' (جمع), dağınık olan şeyleri bir araya getirmektir. 'Yecme'uküm' ifadesi, Allah'ın ölen tüm insanları kıyamet gününde hesap için bir araya toplayacağını mecazi olarak anlatır. Bu, Allah'ın kudretinin ve adaletinin bir tezahürüdür.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Cem', ayrılık ve dağılmanın zıddıdır. Bu ayetteki 'yecme'uküm', Allah'ın ölümden sonra dağılan bedenleri ve ruhları yeniden birleştirerek tüm insanlığı mahşer yerinde bir araya getirmesi anlamındadır. Bu, ahiret inancının temel direklerinden biridir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kıyâmet (قيامة), 'kıyâm' (ayağa kalkma) kökünden türemiştir. Bu ayette, insanların kabirlerinden kalkıp Allah'ın huzurunda duracakları güne işaret eder. Bu gün, hesap ve ceza/mükafat günüdür ve şüphe götürmez bir hakikattir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'kıyâmet', kozmik bir felaket ve ardından gelen evrensel bir diriliş ve yargılama günü olarak merkezi bir kavramdır. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın mutlak egemenliğini ve ahiret inancının kaçınılmazlığını vurgular. İnsanların bu günde toplanması, ilahi adaletin tecelli edeceği anlamına gelir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): İlim (علم), bir şeyi olduğu gibi idrak etmektir. 'Lâ ya'lemûne' ifadesi, insanların çoğunun Allah'ın diriltme, öldürme ve toplama kudretinin tam anlamıyla farkında olmaması, bu hakikatleri gereği gibi idrak edememesi veya inkâr etmesi anlamına gelir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Kur'an'da 'ilim' ve 'cehl' (bilgisizlik) kavramları sıkça karşılaştırılır. Bu ayetteki 'lâ ya'lemûne', insanların kıyametin kesinliğini ve Allah'ın kudretini tam olarak kavrayamamalarını, bu konudaki gafletlerini veya inkârlarını ifade eder. Bu durum, onların ahiret için hazırlık yapmamalarına yol açar.
Câsiye Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
158) Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (26)