Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû lâ tes-elû ‘an eşyâe in tubde lekum tesu/kum ve-in tes-elû ‘anhâ hîne yunezzelu-lkur-ânu tubde lekum ‘afa(A)llâhu ‘anhâ(c) va(A)llâhu ġafûrun halîm(un)
Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde, sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur'an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. (Halbuki) Allah onları bağışlamıştır. Allah, çok bağışlayandır, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)
Mâide Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(101) (Ya eyyühellezîne âmenu lâ tes'elu an eşyae in tübde leküm tesü'küm* ve in tes'elu anha hîne yünezzelül Kûr'ânu tübde leküm* afAllahu anha* vAllahu Ğafurun Hâlîm;)
“Ey imân edenler! Açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek olan şeylerden sormayın. Eğer onları Kur'ân indirilirken sorarsanız size açıklanır. Halbuki Allah onlardan geçmiştir. Allah çok bağışlayan ve çok yumuşak davranandır.” Kûr’ân zâttır ve o anda bunlar idrâk edilemeyeceğin-den dolayı sormayın deniliyor.