İçeriğe atla
Mâide 7Cüz 6 · Sayfa 108

Mâide Sûresi 7. Âyet

المائدة

Sohbete sor

Veżkurû ni'meta(A)llâhi ‘aleykum vemîśâkahu-lleżî vâśekakum bihi iż kultum semi'nâ veata'nâ(s) vettekû(A)llâh(e)(c) inna(A)llâhe ‘alîmun biżâti-ssudûr(i)

Allah'ın üzerinizdeki nimetini ve "işittik, itaat ettik" dediğinizde ona verdiğiniz ve sizi kendisiyle bağladığı sağlam sözü hatırlayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.

Mâide Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(7) (Vezküru nı'metAllahi aleyküm ve mîsaka HUllezî vasekaküm Bihi iz kultüm semi'nâ ve eta'nâ* vettekullah* innAllahe Alîmün Bi zâtis sudur;)

“Allah'ın, üzerinizdeki nîmetini ve "İşittik, itaat ettik" dediğinizde sizden aldığı ve kendisiyle sizi bağladığı ahdini hatırlayın. Allah'tan korkun, çünkü Allah göğüslerin özünü çok iyi bilir.”

“İslâm dininin gelmesi, Hz. Resûlüllah’ın (s.a.v) gelmesi, Cenâb-ı Hakkın bize hayatı bahşetmesi, Kûr’ân-ı Kerîm’in gelmesi, hadisi şeriflerin bize ulaşması, dünyanın ve ahiretin varlığı hepsi büyük birer nîmettir. O kadar çok

nîmetleri var ki Cenâb-ı Hakk’ın bizim üzerimizde, bizi insân yapması ve insânda zuhûrda olması en büyük nîmettir. Bu misâktan kasıt olarak bazıları “elestü biRabbiküm” hitâbını söylemişlerdir, bazıları da “amener rasulü” Âyetindeki semi’nâ ve eta’nâ” kısmının olduğunu ifâde etmişlerdir. Sudur’larda olanı zâten orada olan kendisi olduğu için çok iyi bilir, işte bizim sadrımız ne kadar genişlerse Cenâb-ı Hakk’ı idrâk etmemiz de o kadar genişliyor. Bizim yapmamız gereken ilimle, zikirle, tespihlerle sadrımızı genişletmektir yâni gönül âlemimizi açabildiğimiz kadar açmaktır, mevcut hâlinde beşeriyyet ile dolu vaziyette olduğundan oraya yeni bir şey koymak mümkün değildir.

Bütün bu muhabbetler, sohbetler dinledik, duyduk ve itaat ettik sözü kapsamı içindedir. Bunların hepsi ahirette hakîkatleriyle zuhûr edecektir ve o anda “biz bu meyveleri dünyada yemiştik, yâni bu sözleri dünyada iken duymuştuk” diyecekler ve bunların katkısıyla o gün orada görülenler çok kolay idrâk edilecekler. Burada bu genişliği idrâk edemeyenlerin akıl yapıları o dar sınırda kalacağından oradaki genişliği görseler de idrâk edemeyecekler ve o sahayı kullanamayacaklardır. Burada hür olamamışsa orada da hür olamayacak ve orada ilâhî varlığın genişliğine açılamayacaktır.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)