İçeriğe atla
Kâf 8Cüz 26 · Sayfa 518

Kâf Sûresi 8. Âyet

ق

Sohbete sor

Tebsiraten ve żikrâ likulli ‘abdin munîb(in)

Bütün bunlar, içtenlikle Allah'a yönelen her kulun gönül gözünü açmak ve ona öğüt ve ibret vermek içindir.

Kâf Sûresi

“Tebsirat” Basirettir ifadesi sonundaki ةً he üzerine iki nokta ilea te “Tai merbuta” kapalı te ifade olarak ifade edilmektedir.

https://hakkadavet.alimallah.com/ta2.jpg

Tai merbutanın devamına kelime gelip açık te ye dönüşse de burada “He” ile yazılan Te dir. Merbuta dan anlaşılacağı üzere bağ ve rabıta kökenlidir. Bağ ve rabıta kurulmuştur.

He de hüviyettir, Te de ki iki nokta ise Ene ve Ente benlik ve senlik noktalarıdır. Ente den ene ye geçilip Hakk’ın ilâhi benliği ve hüviyeti açılırsa içtenlik ile yani derinûnda bununan hakk’ın varlığı zikr edip yani hatırlıyara idrak edilip bağlantı kurulursa Basiret veya gönül gözü denilen o kapı açılır.

Bu da “Abd” denilen kavramın kısaca “kul” diye tarif edilen fazlasıdır.

Abd demek[10] zâhiri müslümanlıktan da ileri bir hâdisedir, müslümanım demek bir bakıma genel ifade olmasına karşı abd özel bir ifade olmaktadır, kelime-i tevhid’te abduHu ve rasûluHu diyor, Efendimizin (s.a.v.) abdiyyeti risaletinin önünde geliyor, abd demek, biz bunu direk olarak kul hükmünde çeviriyoruz oysa gerçek abd varlığının tamamını Hakk’a vermiş kendinde hiçbir zerre kadar kimliğinden bir şey kalmamış olandır ve artık onda faaliyette olan İlâh-î varlık orada tecelli etmektedir, hakiki abdiyyet bu ve ismi ubudet demektir.

Hz. Rasûllüllah’ın kendine ait bir varlığı olmadığından orada tamamen zuhurda olan Zati İlâh-î en geniş mânâ da zuhurda olduğundan onun yaptığı bütün fiiller abdiyyettir.

Yani gerçek abd, bu hakikati ve kendisinde olan İlâh-î hakikatleri de dışarıya iletmesi yani kendinden başkalarına iletmesi de risâlet’tir fakat evvelâ abdiyyet olacaktır, abdiyyet olmadan “ubudet” olmaz “ubudet” olmadan buraya ulaşılamaz ve risalet olmaz.[11] “ İz- -T-B- ”


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)