İçeriğe atla
Zâriyât 19Cüz 26 · Sayfa 521

Zâriyât Sûresi 19. Âyet

الذاريات

Sohbete sor

Vefî emvâlihim hakkun lissâ-ili velmahrûm(i)

Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.

Zâriyât Sûresi

SAİL, isteyen, dilenen, MAHRUM, iffetinden dolayı zengin zannedildiği için sadakadan dahi mahrum bulunan muhtaç demektir. Resul-i Ekrem (s.a.v)'den rivayet edilmiştir ki: "Miskîn bir yemek iki yemek ve bir lokma iki lokma ve bir hurma iki hurma, kendisini savacak olan değil" buyurmuş. O halde miskin kimdir? demişler, "Miskin; öyle bir kimsedir ki, bulamaz ve bilinip kendisine sadaka da verilemez." buyurmuş. İbnü Abbas'tan bir rivayette: Kazanamayan bedbaht denilmiş, bazıları da rızık sebepleri kendisine yaklaşmış olduğu halde uzaklaşmış, mahrum kalmış olan düşkün diye tefsir etmişler ise de önceki daha kapsamlıdır. "Hak" deyimi zahiren bunun vacib olduğunu ifade eder.[26]

Zâhiri malda bu kişilerin yardım hakk’ı olduğu gibi ilmi olarakta hakikat bilgilerinden yardım edilmeye hakk’ları vardır.

Sail, dileyen hakikat bilgisinden soru soran demektir. İrfan ehlinin hakikat ağacının meyvesini düşürmek için sallayan kişidir. Sorular ile bu bilgilerden isteyeyene yardım edilir.

Hakikatten mahrum olan yoksul ve miskinlere gelince;

Yoksullar; yoksul az bir miktar malı olup zekât miktarı mala sahip olmayandır… Yol ehli olup hala varlık emâreleri gösteren kişilerdir. Nefs-i Benlik, İzâfi Benlik ve İlâhi Benlik yani bu mertebedeki varlığa sahip çıkanlardır. Hakikatte malı olsa da yoksul-yoksundurlar. Bunlara verilen hakikat bilgileri ile bu hayali varlık kaldırılıp, yerine hakk’ın varlığı tahsis etmesi sağlanır.

Düşkünler, miskinler; Miskin ise Sekene halidir. Sekene ise sakin olmak, o mahallin sakini oturanı olmaktır. 5 hazret mertebesinin her bir mertebesinde sükûna ermişliği vardır. Bu mertebeden salik’in bir üst mertebeye çıkması için verilen yardım ile onu bir üst mertebenin sakini olmaya yöneltmektir. (Murat Derûni)