İçeriğe atla
Tûr 48Cüz 27 · Sayfa 525

Tûr Sûresi 48. Âyet

الطور

Sohbete sor

Vasbir lihukmi rabbike fe-inneke bi-a'yuninâ(s) ve sebbih bihamdi rabbike hîne tekûm(u)

Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin, kalktığında Rabbini hamd ile tespih et.

Tûr Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

~ ~ ~
52.48 - Vasbir lihukmi rabbike feinneke biağyuninâ ve sebbıh bihamdi rabbike hîne tekûm.

52.48 – “Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin, kalktığında Rabbini hamd ile tespih et.”


Aklı cüz’ün ile düşündüğün kararlar verdiğin bazı tasarıların olmaz ise, “Rabbinin hükmüne sabret.” Bütün âlemi kendi varlığı içinde, ihata etmiş olan Cenâb-ı Hakk, “Çünkü sen gözlerimizin önündesin,” hükmü ile açık olarak yalnız başına olmadığını bildirmektedir. O halde, “kalktığında” yani gaflet uykusundan veya beden uykusundan kalktığında, “Rabbini hamd ile tespih et.” Yani, Rabb’ı nın hamdıyla hamdet, Rabb’ı nın hamdıyle hamdetmek ise, bütün varlığın Rahmaniyyet mertebesin-den zuhur etmesiyle, her mahalde Rububiyyet esma mertebesinden zuhura geldiklerinde, kendi özellik ve hakikatlerini ortaya getirmeleri, onların hamdıdır, bu hakikat-i idrak edebilen sâlik-yolcu da Rabb’ı nın hamdı ile hamdetmiş olmaktadır.


---- 18 - Kehf Suresi - Ayet 28
~~18.28~
وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذٖينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدٰوةِ وَالْعَشِىِّ يُرٖيدُونَ وَجْهَهُ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْ تُرٖيدُ زٖينَةَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَلَا تُطِعْ مَنْ اَغْفَلْنَا قَلْبَهُ عَنْ ذِكْرِنَا وَاتَّبَعَ هَوٰیهُ وَكَانَ اَمْرُهُ فُرُطًا
~ ~ ~
18.28 - Vasbir nefseke meallezîne yed'ûne rabbehum bil ğadâti vel aşiyyi yurîdûne vechehû ve lâ tağdu aynâke anhum, turîdu zînetel hayâtid dunyâ ve lâ tutığ men

ağfelnâ kalbehû an zikrinâ vettebea hevâhu ve kâne emruhû furutâ.

18.28 - Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme.


İki âyet-i kerîme de “Vasbir-sabret” diye başlamakta-dır, bu sebebten, faydalı olur düşüncesi ile, (31) sıra nolu kitabımızdan. (18 – Kehf suresi 28 Ayet)ini de buraya ilâve etmeyi uygun buldum.


Bu Ayeti Kerim’e çok dikkatimi çeken bir Ayeti Kerim’e idi, bu Ayeti Kerime’nin yaşantısını kendime düstur edindim ve halâ da devam ediyor.

Nefsinle sabret, nefsinle sabretmesini öğren, sabrın nefsle yapılmasını tavsiye ediyor Cenâb-ı Hakk, o nefsinle sabreden kimselerle birlikte, demek ki sabretmenin özelliklerinden birisi sabredenleri bulup onlarla ünsiyet edip birlikte sabretme yolunu seçmek ve onlardan dayanak almak, insan kolay kolay yalnız başına yapamaz, yapsa da çok ileri götüremez. O kimselerle ki onlar Rablarını davet ediyorlar, sabah ve akşam ve Rab’larının vechini talep ediyorlar, bakın cenneti değil ve sakın onlardan gözlerini ayırma. Sıkıntılı zamanlarda okunduğunda hemen faaliyete geçen bir Âyettir, herkesin ezberleyip okumasını tavsiye ederim, çünkü ne cennet, ne mal ne mülk var, sadece Rabbının vechi var ve nefsi, yani kişinin bütün varlığını devreye sokuyor. Dünyayı talep eden ve kalbi gaflette olan kimselere uyma, zikrimizden gaflette olanlara uyma, onlar hevasına tabi olan kimselerdir, o zaman işinde aşırı gitmiş olursun, yani İlâh-î hükümlerin dışına çıkmış olursun. Nefis mertebesinde, nefis eğitiminde bu Âyeti Kerime çok büyük yol göstericidir.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)