İçeriğe atla
Kamer 49Cüz 27 · Sayfa 530

Kamer Sûresi 49. Âyet

القمر

Sohbete sor

İnnâ kulle şey-in ḣaleknâhu bikader(in)

Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık.

Kamer Sûresi

Kadere inanmamak hakkında hadis-i şerifler:

2243. Hadis. Nafiden rivayet edilmiştir Abdullan bin Ömer (r.a) ya bir adam gelerek falanın sana selâmı var dedi, bunun üzerine Abdullah bin Ömer şöyle konuştu, bana ulaştığına göre o şahıs dine bidad sokmuş kaderi inkâr etmiştir. Şayet gerçekten dine bidad sokmuş ise, ona benden selâm söyleme, çünkü ben Rasulullah (s.a.v) den bu ümmette veya ümmetimde şek kendisinden gelmektedir, kaderciler yüzünden mutlaka yere batma veya şekil değiştirme veya taşlanma olacaktır buyurduğunu işittim diye ilâve etmiştir.

Abdül Vahid bin Süleyman’dan rivayet edilmiştir, dedi ki Mekke’ye geldim Ve Ata bin Ebi Rabah ile karşılaştığımda kendisine Ya eba Muhammed dedim, Basra’lılar kaderi inkar ediyorlar, bana evlatçığım Kur’an okuyor musun dedi, evet dedim o halde ez Zuhr suresini oku, ben de ayetlerini okudum, Ümm’ül Kitap nedir bilirmisin, dedi Allah ve Rasulu bilir dedim, O göğü yaratmadan ve yeryüzünü yaratmadan önce Allah’ın yazmış takdir etmiş olduğu bir kitaptır, ki firavunun Cehennem ehlinden olduğu onda mevcuttur.

Übade bin es Samidden oğlu Velid ile karşılaştım ve kendisine ölümüne yakın babasının sana vasiyetin ne idi diye sordum, dedi ki beni yanına çağırdı şöyle dedi, “Ey evlatçığım Allah’ın gazabını mucib hareketlerden sakın bilmiş ol ki Allah’a inanmadıkça ve bütün kadere, hayrına ve şerrine iman etmedikçe, Allah’tan ittika etmiş olmazsın, şayet bundan başka itikad üzere ölürsen, cehenneme girersin, çünkü ben Rasulullah (sav) den şöyle buyurduğunu işittim, “Allah en önce kâlemi halk etti, ona yaz buyurdu, kâlem ne yazayım dedi, Allah kaderi, olanı, ve ebediyete kadar olacağı yaz buyurdu.

2245. Hadis: Rivayet edilmiştir diyor ki Rasul (s.a.v.) den şöyle buyurduğunu işittim, “Gökleri ve yerleri yaratmadan 50 bin sene önce Allah ölçüleri takdir etmiştir.

Ebu Hüreyre (r.a) dan rivayet edilmiştir dedi ki; Kureyş müşrikleri kader mevzuunda dava görmek üzere Rasulullah (sav) a geldiler bunun üzerine 54/47-48-49 ayetleri nazil oldu.[140] “ İz- -T-B- ” Cenâb-ı Hakk ezelde kullarının hepsinin bir kazası ve kaderi vardır. Kazasına hükmeder ömrünün sonuna kadar ne yapacağını bildiğinden öylece de yazar, ancak sen benim dediğim gibi mutlak hareket edeceksin demez, peki neden yazar, kulunun ne yapacağını daha evvelden bildiği için onun kazasını yani hükmünü yazar, bu kaza hüküm ma’nâsına, program ma’nâsı’nadır. Dünyaya geldiğinden itibaren her gün birer bölüm, kader olarak hayatını sürdürür.

Yani insanın programının toplu haline “kazâ” denmekte, bu programın açığa çıkmasına da “kader” denmektedir. Kader miktar demektir, bölüm bölüm zuhura çıkması demektir. Her birerlerimizin böyle bir kazâ’mız vardır, biz şu anda dahi şu kazâ’nın kaderini yaşamaktayız. Sadece şu an değil, her an, yani yaşadığımız saatlerin dakikaların saniyelerin bir tık, tık geçişi bir kaderdir. İşte ehli sünnet vel cemaat akidesi Cenâb-ı Hakk kişinin kaderini yazar, bu kader de iki türlüdür, birisi kazâ-ı mübrem de denilen kazâ-ı mutlak, diğeri de kazâ-ı muallâk, yani boşta olan hüküm kesin olmayan hüküm diye belirtilmektedir. Kesin olan hükümler den sorumluluğumuz yoktur, ama muallâk olan, boşta olan kader yani bölümlerden sorumluluğumuz vardır.

İşte bizi insan yapan ve mes’uliyet sahibi yapan bu bölümlerdir. Bir başka mahlûkatta, hayvanlarda bitkiler de madenlerde, göklerde semâlarda böyle bir sorumluluk yoktur. Çünkü onların kaderlerinin her bölümü, yani yaşam sahalarının her bölümleri kazayı mutlaktır, onların kazayı muallâkları yoktur. Yani ne yapacaklarsa yapacaklardır. Şimdi şu teypler içindeki kasetler çalışıyor, bu kazayı mutlaktır, bunun dışına çıkamazlar, bozulması, cereyanının kesilmesi, ayrı konudur. Kendiliğinden kendini değiştiremez. O salâhiyet onlarda yoktur, ama insanda böyle bir selâhiyet vardır. Kendi fikriyle yeni bir şeyler üretme hususiyeti vardır. Bu da kendisine tanınan hürriyet bölümündedir.[141]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)