Rabbu-lmeşrikayni ve rabbu-lmaġribeyn(i)
O, iki doğunun ve iki batının Rabbidir.
(O) iki doğunun ve iki batının Rabbidir.
Rahmân Suresi'nin 17. ayeti, Allah'ın evrensel egemenliğini ve kudretini, doğu ve batı kavramlarının çoğul kullanımıyla vurgulamaktadır. Bu çoğul kullanım, farklı zaman ve mekanlardaki doğuş ve batış noktalarına işaret ederek ilahi yaratılışın genişliğini ve sürekliliğini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Rab' kelimesinin aslen terbiye etmek, bir şeyi kemale erdirmek anlamına geldiğini belirtir. Allah için kullanıldığında ise, yaratan, sahip olan, yöneten ve terbiye eden anlamlarını kapsar. Ayetteki 'Rabbu'l-meşrikayn ve'l-mağribayn' ifadesi, Allah'ın sadece yaratıcı değil, aynı zamanda bu doğuş ve batış noktalarını ve onlarla ilgili tüm düzeni idare eden olduğunu gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'Rab' kelimesinin lügatte 'malik, seyyid, müdebbir, mürebbi' (sahip, efendi, idareci, terbiye edici) anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayetteki kullanımı, Allah'ın iki doğu ve iki batı üzerindeki mutlak egemenliğini, onların varlığını ve işleyişini düzenleyen tek güç olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Rab' kavramının Kur'an'da Allah'ın mutlak egemenliğini, yaratıcılığını ve evreni yönetme gücünü ifade eden merkezi bir kavram olduğunu belirtir. Bu ayetteki 'Rabbu'l-meşrikayn ve'l-mağribayn' ifadesi, Allah'ın sadece belirli bir bölgenin değil, tüm evrenin, tüm doğuş ve batış noktalarının ve dolayısıyla zamanın ve mekanın tek hakimi olduğunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'el-meşrikayn' ifadesinin genellikle yaz ve kış mevsimlerinde güneşin doğduğu iki farklı noktaya işaret ettiğini belirtir. Bu, Allah'ın yaratılışındaki hassasiyeti ve mevsimsel döngüleri düzenleme kudretini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'el-meşrikayn' ifadesinin mecazi olarak tüm doğuş noktalarını kapsadığını, yani güneşin her gün farklı bir noktadan doğduğunu ve bu çokluğun ikil formda ifade edildiğini belirtir. Bu, Allah'ın her an ve her yerde var olan kudretini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'şark' kökünün 'doğmak, aydınlanmak' anlamlarına geldiğini ve 'meşrik'in doğuş yeri olduğunu açıklar. 'el-meşrikayn' ifadesinin, güneşin yaz ve kış ekinokslarındaki doğuş noktaları olabileceği gibi, genel olarak doğuş noktalarının çokluğunu ifade eden bir ikil form olduğunu belirtir. Bu, Allah'ın evrensel düzenindeki çeşitliliği ve sürekliliği vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'el-mağribayn' ifadesinin, 'el-meşrikayn' gibi, yaz ve kış mevsimlerinde güneşin battığı iki farklı noktayı ifade ettiğini belirtir. Bu, Allah'ın evrendeki hassas ölçü ve düzenini gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'el-mağribayn'ın da mecazi olarak tüm batış noktalarını kapsadığını, yani güneşin her gün farklı bir noktadan battığını ve bu çokluğun ikil formda ifade edildiğini belirtir. Bu, Allah'ın yaratılışındaki sürekliliği ve her an yenilenen kudretini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ğarb' kökünün 'batmak, kaybolmak' anlamlarına geldiğini ve 'mağrib'in batış yeri olduğunu açıklar. 'el-mağribayn' ifadesinin, güneşin yaz ve kış ekinokslarındaki batış noktaları olabileceği gibi, genel olarak batış noktalarının çokluğunu ifade eden bir ikil form olduğunu belirtir. Bu, Allah'ın evrensel düzenindeki çeşitliliği ve mükemmelliği vurgular.
Er-Rahmân
Terzibaba - Necdet Ardıç
rabbül meşrikayni ve rabbül mağribeyni “iki meşrik/doğunun Rabbidir ve iki mağrib/batının Rabbidir.”
“O iki doğunun da Rabbidir, iki batının da Rabbidir.” Genel olarak bu ayet hakkında tefsirlerde özetle şöyle ifadeler vardır:
En uzun ve en kısa günlerde güneşin doğduğu ve battığı yerler değişiklik arz etmektedir.
İşte doğuda bu iki sınır “maşrikayni” (iki doğuş), batıda ise “mağribeyni” (iki batış) olarak ifade edilmektedir.
Bu kısa izahtan sonra biz bu ayetin batini manasını anlamaya çalışalım.
“İki doğu ve iki batı” Bu oluşumların zahirde zuhur yerleri olduğu gibi batında da zuhur yerleri vardır, İki doğu veya “doğuş”tan ikincisi gerçek;
tasarruf yaşantısında, “Nur-u Muhammedi”nin bir bedenden, bir de ruhtan (gönülden) doğuşudur.
Yani “Nur-u Muhammedi”yi bedensel olarak algılamaya ve bedensel mertebede faaliyete geçirmeye çalışmamız;
bir de ruhsal olarak (gönül mertebesinde) idrak etmeye ve faaliyete geçirmeye çalışmamızdır.
İşte bunlardan birisi “salsalın maşrıkı”, birisi de yukarıda bahsedilen “ruhaniyetin maşrıkı”dır.
1 - Bedensel doğan “Hakikat-i Muhammedi”;
îman etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, haccetmek, zekat vermek, çevre ile iyi muamelede bulunmak, anne babaya karşı hürmetli olmak, çocuklara sevgi ve muhabbet beslemek vs.
Bunları yaparak yaşayan insanın beden güneşi, “şark”tan doğmuştur. Bunun akşamı da güzel olur. Güzel yaşanan bir ömrün sonu da güzel olur ki; buna da “hüsnü hatime” (güzel son) denir.
2 - Ruhaniyetimizin, gerçek ruhumuzun Hakk’ın ruhundan olduğunu idrak ettiğimizde de “ruhani maşrık” yani (ruhani doğuş) gerçekleşmiş olur.
Bunun neticesinde hayatını bu istikamet üzere sona erdiren kimse de “ruhani batıya” ulaşmış olur.
İki doğunun ve iki batının Rabbi:
Bedensel ve ruhsal doğuş;
bedensel ve ruhsal varış. Hakk’ın huzuruna eren, Hakk’a ulaşan sondur.
Bu hal ayrıca “doğusuz” ve “batısız” bir alemin de başlangıcıdır.
Elmalı’lı Hamdi Yazır bu ayet hakkında özetle şöyle diyor:
[O yaratıcı Rahman, yani yalnız insan ve cinin başlangıcından yaratıcı olmakla kalmayıp, bütün varlık yönlerinin hatta varlık ve yokluk nimetlerinin hepsinin sahibi ve bütün tekamül (gelişme) mertebelerinin Rabbi’dir.
Ayetteki iki doğunun ve iki batının manaları şöyle de açıklanabilir:
1 – “Güneş ve ay bir hesap iledir.” ayetinden anlaşılacağı gibi güneş ve ayın doğuları ve batıları demektir.
2 - Yukarıda da denildiği gibi yaz ve kış mevsimlerinde günlerin uzayıp kısalmasına göre olan doğular ve batılar, en son noktalarını zikretmekle aralarındakileri de içine aldığı anlaşılmaktadır.
Nitekim, “bütün doğu ve batı O’nundur.” denildiği vakit, bunlar arasında kalan bütün yönler kastedilmiş olmaktadır.
3 – Nev’i kastedilerek gerek güneş ve gerek diğerlerinin doğuşu demek olabilir ki bununla bütün cisimlerin doğu ve batısına işaret edilmiş olur.
4 - Arz’ın yukarıda da değinildiği gibi kürevî olması nedeniyle her yarısına nazaran bir doğu ve batıya işaret edilmiş olur, ki bunda doğu kabul edilen nokta da aynı zamanda batı; batı kabul edilen nokta da doğu olmuş olur.
5 - Güneş ve ay gibi görünen ışıklarla, akıl ve şuur gibi görünmeyen ışıkların doğuş ve batış noktalarına işaret olabilir, ki bunu bir yönüyle üçüncü kısma dahil etmek mümkündür.
Bunlardan hangisi olursa olsun asıl kastedilen mana; Allah’ın var olan ve olmayan bütün nimetlerin sahibi ve yöneticisi olduğunu beyan etmektedir.
Görülüyor ki bu ayetler hem nimeti hem kudreti hatırlatmaktadır.
“Nimet”i tenbih şükrü gerektirir; “kudret”i tenbih de nankörlüğe karşı kınamayı takviye eder.]