İçeriğe atla
Rahmân 17Cüz 27 · Sayfa 531

Rahmân Sûresi 17. Âyet

الرحمن

Sohbete sor

Rabbu-lmeşrikayni ve rabbu-lmaġribeyn(i)

O, iki doğunun ve iki batının Rabbidir.

Er-Rahmân

Terzibaba - Necdet Ardıç

rabbül meşrikayni ve rabbül mağri­beyni “iki meşrik/doğunun Rabbidir ve iki mağri­b/batının Rabbidir.”

“O iki doğunun da Rabbidir, iki batının da Rabbidir.” Genel olarak bu ayet hakkında tefsirlerde özetle şöyle ifadeler vardır:

En uzun ve en kısa günlerde güneşin doğduğu ve battığı yerler değişiklik arz etmektedir.

İşte doğuda bu iki sınır “maşrikayni” (iki doğuş), batıda ise “mağribeyni” (iki batış) olarak ifade edilmektedir.

Bu kısa izahtan sonra biz bu ayetin batini manasını anlamaya çalışalım.

“İki doğu ve iki batı” Bu oluşumların zahirde zuhur yerleri olduğu gibi batında da zuhur yerleri vardır, İki doğu veya “doğuş”tan ikincisi gerçek;

tasarruf yaşantısında, “Nur-u Muhammedi”nin bir bedenden, bir de ruhtan (gönülden) doğuşudur.

Yani “Nur-u Muhammedi”yi bedensel olarak algılamaya ve bedensel mertebede faaliyete geçirmeye çalışmamız;

bir de ruhsal olarak (gönül mertebesinde) idrak etmeye ve faaliyete geçirmeye çalışmamızdır.

İşte bunlardan birisi “salsalın maşrıkı”, birisi de yukarıda bahsedilen “ruhaniyetin maşrıkı”dır.

1 - Bedensel doğan “Hakikat-i Muhammedi”;

îman etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, haccetmek, zekat vermek, çevre ile iyi muamelede bulunmak, anne babaya karşı hürmetli olmak, çocuklara sevgi ve muhabbet beslemek vs.

Bunları yaparak yaşayan insanın beden güneşi, “şark”tan doğmuştur. Bunun akşamı da güzel olur. Güzel yaşanan bir ömrün sonu da güzel olur ki; buna da “hüsnü hatime” (güzel son) denir.

2 - Ruhaniyetimizin, gerçek ruhumuzun Hakk’ın ruhundan olduğunu idrak ettiğimizde de “ruhani maşrık” yani (ruhani doğuş) gerçekleşmiş olur.

Bunun neticesinde hayatını bu istikamet üzere sona erdiren kimse de “ruhani batıya” ulaşmış olur.

İki doğunun ve iki batının Rabbi:

Bedensel ve ruhsal doğuş;

bedensel ve ruhsal varış. Hakk’ın huzuruna eren, Hakk’a ulaşan sondur.

Bu hal ayrıca “doğusuz” ve “batısız” bir alemin de başlangıcıdır.

Elmalı’lı Hamdi Yazır bu ayet hakkında özetle şöyle diyor:

[O yaratıcı Rahman, yani yalnız insan ve cinin başlangıcından yaratıcı olmakla kalmayıp, bütün varlık yönlerinin hatta varlık ve yokluk nimetlerinin hepsinin sahibi ve bütün tekamül (gelişme) mertebelerinin Rabbi’dir.

Ayetteki iki doğunun ve iki batının manaları şöyle de açıklanabilir:

1 – “Güneş ve ay bir hesap iledir.” ayetinden anlaşılacağı gibi güneş ve ayın doğuları ve batıları demektir.

2 - Yukarıda da denildiği gibi yaz ve kış mevsimlerinde günlerin uzayıp kısalmasına göre olan doğular ve batılar, en son noktalarını zikretmekle aralarındakileri de içine aldığı anlaşılmaktadır.

Nitekim, “bütün doğu ve batı O’nundur.” denildiği vakit, bunlar arasında kalan bütün yönler kastedilmiş olmaktadır.

3 – Nev’i kastedilerek gerek güneş ve gerek diğerlerinin doğuşu demek olabilir ki bununla bütün cisimlerin doğu ve batısına işaret edilmiş olur.

4 - Arz’ın yukarıda da değinildiği gibi kürevî olması nedeniyle her yarısına nazaran bir doğu ve batıya işaret edilmiş olur, ki bunda doğu kabul edilen nokta da aynı zamanda batı; batı kabul edilen nokta da doğu olmuş olur.

5 - Güneş ve ay gibi görünen ışıklarla, akıl ve şuur gibi görünmeyen ışıkların doğuş ve batış noktalarına işaret olabilir, ki bunu bir yönüyle üçüncü kısma dahil etmek mümkündür.

Bunlardan hangisi olursa olsun asıl kastedilen mana; Allah’ın var olan ve olmayan bütün nimetlerin sahibi ve yöneticisi olduğunu beyan etmektedir.

Görülüyor ki bu ayetler hem nimeti hem kudreti hatırlatmaktadır.

“Nimet”i tenbih şükrü gerektirir; “kudret”i tenbih de nankörlüğe karşı kınamayı takviye eder.]

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)