İçeriğe atla
Rahmân 70Cüz 27 · Sayfa 534

Rahmân Sûresi 70. Âyet

الرحمن

Sohbete sor

Fîhinne ḣayrâtun hisân(un)

Onlarda huyları güzel, yüzleri güzel dilberler vardır.

Er-Rahmân

Terzibaba - Necdet Ardıç

fiyhinne hayra­tün nisanün fiyhinne/onların içinde/hakkında (ikisinde)

“hayra­tün hısanün” hayra­t/allah rızası için yapılan iyilikler, haseneler hısan/güzel, münasib kadınlar “İçlerinde iyi huylu, güzel yüzlü kadınlar vardır.

Her ne kadar ayette kadından bahsedilmiyorsa da hayratün (hayırlılar), hisanün (güzeller) ifadesiyle şöyle anlaşılması mümkün olabilmektedir:

Her şeyde olduğu gibi hayırda da mertebeler vardır.

Fiilî hayırlardan başka bir de manevi hayırlar vardır.

Bunların en üstünü de, idrak mertebesinde olan hayırlardır.

Kadın dünyada iken kendi hakikatini irfaniyeti ile idrak edebilmişse, bu hayırların en güzelidir. Bunun üstünde hayır tasavvur edilemediği gibi, daha üstün bir mükafat da düşünülemez. Böyle yaşayanların güzellikleri de tartışılamaz.

Dünyada irfaniyet üzere yaşayan bir saliha hanımın sıfat ve zat cennetine dahil olması çok büyük bir olaydır. Nasıl ki dünyamıza (marslı, uzaylı gibi) yabancı varlıklar geldiğinde, heyecan ve merakla onları izleyeceğimiz şüphesiz ise, sonsuz fezada dolaşan milyarlarca gezegenden bir tanesi olan, içinde halifetullah yaşayan ve onun diğer cinsinden bir varlığın bu cennetlere dahil olması çok büyük bir olaydır.

Bu cennetlerin görevli sakinleri, dünya nimetlerine iltifat etmeyip nefisleriyle mücadele ederek, büyük savaşı kazanarak buralara dahil olan hanımları çok büyük bir merak ve heyecan içinde izleyecekler ve bunlardaki güzellikleri hiçbir cennet sakinindc göremeyeceklerdir. Çünkü bu güzellik ve güzel huyluluğu dünyade kazanarak oraya getirmişler, burada sonsuz değer kazanmışlardır Meseleye diğer bir yönüyle baktığımızda, kadının bu dünyada “nefs-i kül” mertebesinin en kemalli zuhuru olduğunu görmekteyiz.

Bu zuhur mahalli müthiş bir dünya tecrübesi de geçirdiğinde. ahirette de daha kemalli bir “nefs-i küll”ün zuhuru olup, onun sonsuz güzelliklerim taşıyarak “akl-ı kül”e yani “rical”e (er’e) ayna ve tecelli yeri olacaktır.

Bu oluşumlar da ancak sıfat ve zat mertebesinin cennetlerinde yaşanabilecektir.

Elmalı’lı Hamdi Yazır bu ayet hakkında özetle şöyle diyor.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)