İçeriğe atla
Hadîd 19Cüz 27 · Sayfa 540

Hadîd Sûresi 19. Âyet

الحديد

Sohbete sor

Velleżîne âmenû bi(A)llâhi ve rusulihi ulâ-ike humu-ssiddîkûn(e)(s) ve-şşuhedâu ‘inde rabbihim lehum ecruhum ve nûruhum(s) velleżîne keferû ve keżżebû bi-âyâtinâ ulâ-ike ashâbu-lcahîm(i)

Allah'a ve Peygamberlerine iman edenler var ya, işte onlar sıddiklar (sözü özü doğru kimseler) ve Allah katında şahitlerdir. Onların mükafatları ve nurları vardır. İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar cehennemliklerdir.

Hadîd Sûresi

Âyeti kerime rububiyet mertebesi âyetlerindendir.


Allah (c.c.), Uluhiyet mertebesi ve Resûlühi, resülleri Hakikat-i Muhammediyenin mertebeleridir. Bunlara iman edenler sıddık ve şahit olanlardır.

Sıddık tasdik edici demektir, resülün, risalet mertebesini getirmiş olduğu haberi-haberleri tasdi eden Fenâfillah mertebesinde olanlardır.

Şahitler ise varlığında ve âlemde Hakk’ı müşahade eden ve varlığına şahit olan bakabillah mertebesinde olanlardır.

Onların mükafatları Hakk ile olmak ve Hakk ile baki olmaktır. Nurları, ise eşyanın hakikatine vakıf olmak ile Hakk’ın nuru ile bakmalarıdır.

Hakikat-i İlahiyyeyi perdeleyip örtüp gizleyenler ise nefsi emmarenin ayrılık ve nefsi levvamenin pişmanlık ateşi içindedirler. (M.D.)

"Rusul, Hakk'ın isimlerinin mazharlarıdır. Onlara iman, her ismin tecellîsini kabul edip Hakk'ı o isimle bilmektir."[79]

"Sıddîk, Hakk'ın 'Sâdık' isminin tecellî ettiği kimsedir. O, her şeyde Hakk'ı müşahede eder.

Sıddîk, "sadâkat" kökünden gelir; yani nefsin her hâlinde Hakk'ın hükmüne ve tecellîsine tam bir uyum ve doğruluk içinde olmasıdır. Bu, "fenâ fillâh" makamından sonraki "bekā billâh" halidir.[80]

Şehit, yalnızca savaşta ölen değil; her an Hakk'ın şahitliğinde (müşahedesinde) olan demektir. Bu, "daimî huzur ve murakabe" halidir.

"Şehîd, Hakk'ın 'Şehîd' ismiyle tahakkuk edendir. O, her şeyde Hakk'ı görür ve Hakk da onu görür."[81]

"Ashâbu’l-cahîm, nefsin 'ene' (benlik) ateşinde yananlardır. Onların cehennemi, Hakk'ı unutmanın verdiği içsel ızdıraptır."[82]

"Hakikat ehli, sıddîk ve şehîddir; nefsi Hakk'ın hüviyetinde fânî, isimlerinde bâkîdir. Onun nûru, tevhid nûrudur; cehennem ise 'ene'sinden kurtuluşudur."[83]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)