İçeriğe atla
Hadîd 20Cüz 27 · Sayfa 540

Hadîd Sûresi 20. Âyet

الحديد

Sohbete sor

İ'lemû ennemâ-lhayâtu-ddunyâ le'ibun ve lehvun ve zînetun ve tefâḣurun beynekum ve tekâśurun fî-l-emvâli vel-evlâd(i)(s) kemeśeli ġayśin a'cebe-lkuffâra nebâtuhu śümme yehîcu feterâhu musferran śümme yekûnu hutâmâ(en)(s) vefî-l-âḣirati ‘ażâbun şedîdun ve maġfiratun mina(A)llâhi ve ridvân(un)(c) vemâ-lhayâtu-ddunyâ illâ metâ'u-lġurûr(i)

Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah'ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir.

Hadîd Sûresi

(57/20) Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteğinden ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği ziraatçilerin hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Ahirette ise çetin bir azap vardır. Yine orada Allah'ın mağfireti ve rızası vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.


Asllında dünya hayatı hakikat ehli için ahiretin tarlası ve kazanıldığı yer olan Hazret-i Şahadet tir. Nefsi emmare yaşantısı olanlar ise bu hayatı tatlı tatlı bir oyun ve eğlenceye çevirirler ama çürümüş bir ot mesabesinde olan fikir ve düşünceleri çöp mesabesinde olur ve sonlarında onları Hakk’tan ayrılık ateşinin azabına götürür. (M.D.) Her mes’ele de olduğu gibi, güzel bir netice alınabilinmesi için, üç ögeninde kemalde olması lâzımdır. Bunlar da “fiil, fâil, mef’ul, dür.” Yani evvelâ işlenecek bir işin olması sonra da onu işleyen birinin olması ve işlenecek yerin olması lâzımdır. Meselâ (ekin- ziraat gibi.) Ekim işinin olabilmesi için, (1) tohum, (2) ekici, (3) ekilen yer, gerekmektedir. Ayrıca bunlar en güzel bir şekilde uygulanmalıdır ki, en verimli ve kaliteli ürün elde edilmiş olsun.

(1) Tohum-ekilecek şey’in, çok iyi seçilmesi lâzımdır.

(2) O tohumu çok iyi bir ekicinin uygulaması lâzımdır.

(3) Ekilecek yerin’de, çok iyi temizlenmiş-tımar edilmiş olması lâzımdır. Ancak bu tür bir ekimden sonra verimli ve kaliteli ürün beklemek mümkün olabilecektir. Bu kalitenin aslı da, meyvesi de, Hakikat-i Muhammed-î dir.

Bizler ki hasbel kader, sûret olarak, Sûret-i Muhammed-î den sonra dünya ya geldiğimiz için, zâhiren Sûret-i Muhammed-î ile şereflenmiş isekte bu dünya hayatı bir rû’ya, hayali bir yaşam, olduğundan gerçek olarak bunun farkında değiliz, ve bu yüzden çok şey kaybetmekteyiz.

Bu güzel dünya da bulunan o, gerçekten çok güzel olan (Hakikat-i Muhammediyye) ye ulaşamadan gidersek, bizlere çok yazık olacağı aşikârdır.[84] “ İz- -T-B- ” Yolumuza Mesnev-i Şerif beyitleri ile devam edelim.

Onun tanesi aşikâr ve tuzağı gizlidir, onun in’âmı evvelden sana hoş görünür.

Dünyânın malı ve mülkü ve kadınları ve rütbe ve mansıbı meydanda olan tânedir. Bunlann altında da gizli tuzak vardır. Dünyânın bu zikrolunan in’âm ve ihsânına nâiliyet evvelden sana hoş görünür. Fakat bunlara gönül verip meclûb olduğun vakit bil ki, bunların altındaki gizli tuzağa tutuldun. Nitekim i “Biliniz ki, dünyâ hayâtı ancak oyundur ve boş meşguliyettir ve zînettir ve aranızda tefâhürdür; emvâlde ve evlâdda çoğalmaktır. O hayât-ı dünyâ bitirdiği nebâtı görüp ekincilerin taaccüb ederek mesrûr olduklan yağmura benzer. Sonra o nebâtı kuruyup sararmış görürsün. Sonra da kuruluğundan un-ufak olur."[85]

Hak sarhoşunun gayri olan halk çocukdurlar, hevâdan kurtulmuş olandan gayrisi baliğ değildir.

Bu nefsânî olan insanlar henüz çocuk hükmündedirler; zîrâ sıfât-ı nefsâniyyelerinin vesâyeti altındadırlar ve onlann velîleri, nefs-i emmâreleridir; bu velîlerinin hükmü ile oturup kalkarlar. Allah sarhoşlan ise, sıfât-ı nefsâniyye vesâyeti altından çıkmışlar ve hevâ-yı nefsânilerinden kurtulmuşlardır. Binâenaleyh nefislerinin hevâsından kurtulmuş olan kimselerden başkası bâliğ değildir.

Hak Teâlâ buyurdu ki: "Dünyâ laib ve lehvdir ve siz çocuklarsınız; ve Uiak Teâlâ doğruyu buyurur." Bu beyt-i şerîfde sûre-i Hadîd’de (57/20) ya’nî “Hayât-ı dünyâ ancak oyun ve lehvdir.” Ve sûre-i En’âm’da (6/32) [Dünyâ hayâtı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir] âyet-i kerîmelerine işâret buyrulur; ve oyuncak ve mâlâya'nî ile meşgûliyet ise ancak çocuklara mahsûstur. Ve laib u lehvden ibâret bulunan dünyânın lezzât ve şehevâtında müstağrak olan insanların çocuklardan farkı olmadığından, Hak Teâlâ dünyânın ahvâlini Kurân-ı Kerîm’ de pek doğru olarak buyurdu.[86]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(6)