Velehu mâ sekene fî-lleyli ve-nnehâr(i)(c) vehuve-ssemî'u-l'alîm(u)
Gece ve gündüzde barınan her şey O'nundur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Gecede, gündüzde barınan her şey O'nundur. O, işitendir, bilendir.
Bu ayet, Allah'ın evren üzerindeki mutlak egemenliğini ve her şeyi kuşatan ilmini vurgulamaktadır. 'Seken' kelimesiyle zamanın ve mekanın tüm unsurlarının O'na ait olduğu ifade edilirken, 'Semî'' ve 'Alîm' isimleriyle O'nun her şeyi işiten ve bilen olduğu pekiştirilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Seken (سكن) kelimesi, hareketin zıddı olan sükûneti ifade eder. Ayetteki 'mâ sekene' ifadesi, gece ve gündüzde var olan, duran, yerleşen her şeyi kapsar. Bu, hem canlıları hem de cansız varlıkları içerir ve Allah'ın mülkiyetinin ve kudretinin her şeye şamil olduğunu gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Buradaki 'mâ sekene' (ما سكن), gece ve gündüzde bulunan, yerleşen, sakin olan her şey demektir. Bu ifade, Allah'ın mülkiyetinin ve hükümranlığının, zamanın ve mekanın tüm unsurlarını kuşattığını mecazi bir anlatımla ortaya koyar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): S-k-n kökünden türeyen 'seken' kelimesi, Kur'an'da genellikle 'sükûnet, huzur, yerleşme' anlamlarında kullanılır. Bu ayette ise 'mâ sekene' ifadesiyle, gece ve gündüzde var olan, hareket eden veya duran her şeyin Allah'a ait olduğu vurgulanarak, O'nun yaratıcı ve sahip olma gücü ortaya konur.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Leyl (الليل), güneşin batışından şafağın sökmesine kadar olan zamandır. Ayetteki kullanımı, Allah'ın mülkiyetinin ve kudretinin, zamanın bu karanlık dilimini de kapsadığını, hiçbir şeyin O'nun bilgisi ve kontrolü dışında olmadığını ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Leyl (الليل), karanlığın hakim olduğu, dinlenmenin ve sükûnetin vuku bulduğu zaman dilimidir. Ayette 'mâ sekene fi'l-leyl' ifadesiyle, geceleyin var olan, hareket eden veya duran tüm varlıkların Allah'ın tasarrufunda olduğu belirtilir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Nehâr (النهار), güneşin doğuşundan batışına kadar olan aydınlık vakittir. Ayetteki 'mâ sekene fi'n-nehâr' ifadesi, gündüzleyin var olan, hareket eden veya duran her şeyin Allah'ın mülkünde olduğunu ve O'nun kudretinin bu aydınlık zaman dilimini de kuşattığını vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Nehâr (النهار), aydınlığın ve faaliyetin zamanıdır. Ayetteki bağlamda, Allah'ın mülkiyetinin ve ilminin, gündüz vakti meydana gelen tüm olayları ve varlıkları kapsadığı, hiçbir şeyin O'nun bilgisinden gizli kalmadığı anlatılır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Semî' (السميع), işitme fiilinden türeyen bir sıfattır. Allah için kullanıldığında, O'nun her şeyi, gizli veya açık, yakın veya uzak, işittiğini ifade eder. Bu ayette, gece ve gündüzde var olan her şeyin O'na ait olduğu belirtildikten sonra, O'nun Semî' olması, tüm varlıkların seslerini ve hallerini işittiğini pekiştirir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Semî' (السميع), Allah'ın sıfatlarından olup, O'nun tüm sesleri, fısıltıları ve duaları işittiğini gösterir. Ayetteki 'Ve Huve's-Semî'u'l-Alîm' ifadesi, Allah'ın sadece mülk sahibi olmakla kalmayıp, aynı zamanda yarattığı her şeyin her anından haberdar olduğunu, hiçbir şeyin O'nun işitmesinden kaçamayacağını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Semî' kavramı, Kur'an'da Allah'ın mutlak işitme gücünü ifade eder. Bu, sadece fiziksel sesleri değil, aynı zamanda kalplerdeki niyetleri ve düşünceleri de işitme anlamını taşır. Ayetteki kullanımı, Allah'ın evrendeki her şeyin sahibi olmasının yanı sıra, her şeyi işiten ve dolayısıyla her şeyden haberdar olan bir varlık olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Alîm (العليم), ilimden türeyen bir sıfattır. Allah için kullanıldığında, O'nun geçmişi, şimdiyi ve geleceği, görüneni ve görünmeyeni, açığı ve gizliyi, her şeyi kuşatan mutlak bir ilme sahip olduğunu ifade eder. Ayetteki 'Ve Huve's-Semî'u'l-Alîm' ifadesi, Allah'ın işitmesi gibi, ilminin de sınırsız olduğunu, gece ve gündüzde var olan hiçbir şeyin O'nun bilgisinden gizli kalmadığını belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Alîm (العليم) ismi, Allah'ın her şeyi en ince ayrıntısına kadar bildiğini, ilminin mutlak ve sınırsız olduğunu ifade eder. Bu ayette, Allah'ın gece ve gündüzde var olan her şeye sahip olmasının yanı sıra, onların tüm hallerini, hareketlerini ve sükûnetlerini de bildiği vurgulanarak, O'nun kudreti ve ilmi arasındaki ilişki ortaya konur.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Alîm kavramı, Kur'an'da Allah'ın her şeyi kuşatan, mutlak ve eksiksiz ilmini ifade eder. Bu, sadece olayları bilmekle kalmayıp, onların nedenlerini, sonuçlarını ve tüm boyutlarını da bilmek anlamına gelir. Ayetteki 'Alîm' sıfatı, Allah'ın evren üzerindeki egemenliğinin ve mülkiyetinin, aynı zamanda her şeyi kapsayan bir bilgiyle desteklendiğini gösterir.
En'âm Sûresi
“Velehu mâ sekene fî-lleyli ve-nnehâr(i) vehuve-ssemî’u-l’alîm(u)” Gece ve gündüzde barınan her şey O’nundur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. (6/13)
Gece, Fenâfillah hakikatlerini, gündüz ise bekabillah hakikatlerini ifade etmektedir. Bu hakikatler içinde “sekene” olan, sakini olup oturan O’nun hakikatiyle birlikte oturmatadır. Bu mertebelerin sakinlerini “Huve” O işitir ve bilir. Kendi kimlilerinden fani olmuşlar, “Huve” O’nun kimliği ile vardırlar.