Kad na'lemu innehu leyahzunuke-lleżî yekûlûn(e)(s) fe-innehum lâ yukeżżibûneke velâkinne-zzâlimîne bi-âyâti(A)llâhi yechadûn(e)
Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar; fakat o zalimler Allah'ın ayetlerini inadına inkar ediyorlar.
En'âm Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Kad na’lemu innehu leyahzunuke-llezî yekûlûn(e) fe-innehum lâ yukezzibûneke velâkinne-zzâlimîne bi-âyâti(A)llâhi yechadûn(e)” Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar; fakat o zalimler Allah’ın âyetlerini inadına inkâr ediyorlar. (6/33)
“na’lemu” Biz biliyoruz âyetin bu bölümü zâtidir. Ve devamı ile Uluhiyet mertebesinin haberi ahadiyet mertebesinden anlatılmaktadır. İlmi olarak Muhammediyet mertebesinin idrak edenin kendi varlığında bu incinmeyi anlaması gereklidir. Ahadiyet mertebesinde nefsi emmarenin zulmet karanlığı içinde olaranlar Allah’lık işaretlerini inkar edip yalanlamaktadırlar…
Efendimiz (s.a.v.) i tasdik edip onaylayanlar olduğu gibi inkar edenler olmuştur. Bu irfaniyet yolunda olanlar içinde geçerlidir. Her ne kadar sevenleri olduğu gibi, kendilerinin inarcılarıda olmaktadır. Ahmed Avni Konuk’un bu konuda yazdığı şerhlerde açıklamaları mevcuttur.