İçeriğe atla
En'âm 39Cüz 7 · Sayfa 132

En'âm Sûresi 39. Âyet

الأنعام

Sohbete sor

Velleżîne keżżebû bi-âyâtinâ summun vebukmun fî-zzulumât(i)(k) men yeşe-i(A)llâhu yudlilhu vemen yeşe/ yec'alhu ‘alâ sirâtin mustekîm(in)

Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içerisindeki birtakım sağırlar ve dilsizlerdir. Allah, kimi dilerse onu şaşırtır. Kimi de dilerse onu dosdoğru yol üzere kılar.

En'âm Sûresi

“Vellezîne kezzebû bi-âyâtinâ summun vebukmun fî-zzulumât(i) men yeşe-i(A)llâhu yudlilhu vemen yeşe/ yec’alhu ‘alâ sirâtin mustekîm(in)” Âyetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içerisindeki birtakım sağırlar ve dilsizlerdir. Allah, kimi dilerse onu şaşırtır. Kimi de dilerse onu dosdoğru yol üzere kılar. (6/39)


O kimseler biz ile birlikte âyetlerimizi yalanlarlar. Zâti olan bu âyet zâtımız ile işaretlerimizi yalanlatılırlar. Bir bakıma kendilerinde bulunan zât-i işaretlerimizi inkar ettiler. Nefsi emarenin zulmeti ve karanlığı içinde konuşup, duysalar bile hakikati söylemezler, dilsizdirler. Hakikati duymadıklarından sağırdırlar. Kişinin mudil veya hadi esmâsı üzerine olması “şae” dileyip onu o mertebe üzerine “ceal” kılması üzere ayan-ı sabite programına bağlıdır.


قُلْ أَرَأَيْتُكُم إِنْ أَتَاكُمْ عَذَابُ اللّهِ أَوْ أَتَتْكُمُ السَّاعَةُ أَغَيْرَ اللّهِ تَدْعُونَ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ {الأنعام/40}

“Kul eraeytekum in etâkum ‘azâbu(A)llâhi ev etetkumu-ssâ’atu eġayra(A)llâhi ted’ûne in kuntum sâdikîn(e)”

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)