Velekad erselnâ ilâ umemin min kablike feeḣażnâhum bilbe/sâ-i ve-ddarrâ-i le'allehum yetedarra'ûn(e)
Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık.
En'âm Sûresi
“Velekad erselnâ ilâ umemin min kablike feehaznâhum bilbe/sâ-i ve-ddarrâ-i le’allehum yetedarra’ûn(e)” Andolsun, senden önce bir takım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık. (6/42)
Zâhir anlamda böyle, dervişler içinde, gönül âlemine hemen kolayca gireceğinizi mi zannettiniz, bu imtihanlardan geçmeden, bu incelmeden geçmeden, bu eğitimden geçmeden.
İşte bizim bedenimizi ve varlığımızı fakirlik ve sıkıntı tutacaktır, fiziksel darlık bedenimize olacak, iç bünyemizde de kabz hali olacaktır. Esmâ-i İlâhiyye den her bir celâlî esmânın bu vücûdu kendi istikametinde kullanmaya çalışması bünyedeki darlık ve fakirlitir, o kadar çok darlık vardır, bu içerdeki kabz bedenle harekete geçiyor, eğer Esmâ-i İlâhiyye terbiyesinde iseniz Hakikat-i Muhammediyeyi idrak edemediğinizden tevbe edersiniz ve bu kabz hali sizden geçer. Ve bast hali oluşur.