Ve keżâlike fetennâ ba'dahum biba'din liyekûlû ehâulâ-i menna(A)llâhu ‘aleyhim min beyninâ(k) eleysa(A)llâhu bi-a'leme bi-şşâkirîn(e)
Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki, "Allah, aramızdan şu adamları mı iman nimetine layık gördü?" desinler. Allah, şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi?
Biz onlardan kimini kimi ile, "Allah aramızdan bunlara mı lutfunu layık gördü" desinler diye, işte böyle imtihan ettik. Allah, şükredenleri daha iyi bilen değil midir?
En'âm Suresi 53. ayet, Allah'ın insanları birbirleriyle imtihan etme ve bu imtihanın bir sonucu olarak ortaya çıkan inkarcı söylemleri ele almaktadır. Ayet, 'fitne' kavramı üzerinden deneme ve sınama olgusunu, 'menn' kavramı üzerinden ilahi lütfu ve 'şükür' kavramı üzerinden de Allah'ın şükredenleri bilmesini vurgulamaktadır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'fitne' kelimesinin asıl anlamının altını ateşte eritmek olduğunu belirtir. Ayetteki 'fetennâ' ifadesi ise, insanları zorluklarla, sıkıntılarla veya birbirleriyle sınayarak onların imanlarını ve sabırlarını ortaya çıkarmak anlamında kullanılmıştır. Bu, Allah'ın kullarını denemesinin bir biçimidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'fitne' kelimesinin hem hayır hem de şer ile imtihan anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayetteki bağlamda, fakir müminlerin zengin müşriklerle karşılaştırılması ve müşriklerin bu durumu küçümsemesi, bir imtihan vesilesi olarak sunulmuştur. Allah, bu durumla insanların tepkilerini ölçmektedir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'fitne' kavramının Kur'an'da genellikle 'deneme, sınama, imtihan' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'fetennâ' fiili, Allah'ın insanları birbirleri aracılığıyla bir sınava tabi tuttuğunu, bu sınavın amacının ise insanların iç yüzlerini, imanlarını veya inkarlarını ortaya çıkarmak olduğunu gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'menn' kelimesinin burada 'ihsan etmek, nimet vermek' anlamında kullanıldığını belirtir. Müşriklerin 'Allah bunlara mı iyilikte bulundu?' sözü, Allah'ın fakir müminlere lütfunu küçümseme ve sorgulama ifadesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'menn' kelimesinin hem 'nimet vermek' hem de 'başa kakmak' anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayetteki kullanımda, müşriklerin ağzından çıkan bu söz, Allah'ın fakir müminlere olan lütfunu küçümseyerek, sanki Allah'ın onlara bir 'minnet' yüklediğini ima edercesine bir alay ve inkâr ifadesidir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'menn' kelimesinin Allah'a nispet edildiğinde 'ihsan ve nimet' anlamına geldiğini, insanlara nispet edildiğinde ise 'başa kakma' anlamına gelebileceğini açıklar. Ayetteki 'menne' fiili, müşriklerin Allah'ın fakir müminlere olan lütfunu küçümseyerek, bu lütfu sorgulamalarını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'şükür' kelimesinin, nimetin sahibini bilmek ve ona minnettarlık göstermek olduğunu belirtir. Ayetteki 'şâkirîn' ifadesi, Allah'ın verdiği nimetlere karşılık minnettarlık duyan, bu nimetleri doğru yolda kullanan ve Allah'ın lütfunu takdir eden kimseleri ifade eder. Allah, kimin gerçekten şükrettiğini en iyi bilendir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'şükür'ün, nimetin sahibini övmek ve ona itaat etmekle gerçekleştiğini ifade eder. Ayetteki 'şâkirîn' kavramı, Allah'ın nimetlerini idrak eden, bu nimetlere karşılık O'na hamd eden ve O'nun emirlerine uyan müminleri işaret eder. Allah, bu kişilerin samimiyetini ve minnettarlığını en iyi bilendir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'şükür' kavramının Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu, sadece sözlü bir teşekkürden ibaret olmayıp, nimetin gereğini yerine getirme ve onu Allah yolunda kullanma eylemini de kapsadığını belirtir. Ayetteki 'şâkirîn', Allah'ın lütfettiği imkanları ve nimetleri doğru değerlendiren, bu sayede Allah'ın rızasını kazanan kimselerdir.
En'âm Sûresi
“Ve kezâlike fetennâ ba’dahum biba’din liyekûlû ehâulâ-i menna(A)llâhu ‘aleyhim min beyninâ eleysa(A)llâhu bi-a’leme bi-şşâkirîn(e)” Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki, “Allah, aramızdan şu adamları mı iman nimetine lâyık gördü?” desinler. Allah, şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi? (6/53)
Bu âyeti kerimenin 19/53 Terzi Baba yolu ile bağlantısı ne olduğunu anlamamız için (23) numaralı “Değmez” dosyasında yazılanların bir bölümünü hatırlamamız yerinde olacaktır. Bu dosyanın kahramanı olan Mu… adlı kişi Efendi Baba’mın görev verdiği kişileri kendi aklınca görmüş olduğu yanlışlıklara eleştiride bulunarak bu kişilere Efendi Baba’mın nasıl görev verdiğini sorgulamış ve Efendi Babam da gerekli cevabı Mu… ya vermiştir. Bu kişilerde yanlış hareketler görülse dahi Efendi Babamın eleştiriye muhatab olması doğru değildir. Bu kardeşlerimizde şeriata, yolumuza örf ve âdetlerimize uymayan davranışlar var ise Efendi Babamıza usulünce bildirilir. O da yapacağı araştırma ve tatkikatlar sonucunda bu kişilerde uygun olmayan davranışlar var ise haklarında gerekli müeeyideyi uygulamakta gerekirse yol ile ilişiğini kesmektedir. “Darılan darılsın, yolumuz yürüsün” düsturuyla hareket etmektedir. Âyette lütuf ve ihsânda bulunulan bu dervişler ile diğer dervişlerin imtihan edildiği görülmektedir. Cenâb-ı Hakk ve Efendi Babamız şükür-şeker ehli yani, şeker-fıtır bayramı yaparak hâlife-i şahsiye olanları iyi bilmez mi?
Zâten Mu… adlı kişinin eleştirdiği, İ… adlı kişi de bir müddet sonra yaptığı olumsuz hareketlerden ötürü Efendi Babamız tarafından hakkında 3 kitâb yazılarak yolumuzdan uzaklaştırılmıştır.[31] Görüldüğü gibi, “vardır bir hikmetini bünyemize monte edip oturtabilirsek”, aslında olumsuz gibi olan hadiselerin bize ve bizden sonraki nesillere bir bir ibret vesikası olarak miras bırakıldığı görülecektir.
Biraz yukarda Efendi Babamız şükür bayramını yapan hâlife-i şahsiye olanları bilmez mi? Diye olan ifâdenin bu sûre isminin ma’nâsı ve sayısal değeri ile daha ileri boyutu vardır.
“En’âm” dört ayaklı eti yenen hayvanlar demektir. Bilindiği gibi bunlar aynı zamanda evcil olanlar ise kurb’an eğer evcil değil ise av hayvanı olmaktadır.
“653” sayısı daha önce “Merkez tefekkür” dosyasında incelememde “Center” İngilizce “Elif, Nun” hakîkatleri ile sayısal değerine eşit olduğunu tesbit etmiştim.
Merkez ve Kurb’an bayramı bağlantıları (12) Terzi Baba 1 ve Ben’deki Terzi Babam 126-14-1 adlı Terzi Baba çalışma kitaplarına bakılabilir.[32]