Kul lev enne ‘indî mâ testa'cilûne bihi lekudiye-l-emru beynî ve beynekum(k) va(A)llâhu a'lemu bi-zzâlimîn(e)
De ki: "Sizin acele istediğiniz azap şayet benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu." Allah, zalimleri daha iyi bilir.
De ki: "Sizin çabuk gelmesini istediğiniz azab benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızdaki durum herhalde sonuçlanmış olurdu. Allah, zulmedenleri en iyi bilendir".
Bu ayet, peygamberin elinde olmayan bir yetkiyi ve Allah'ın mutlak ilmini vurgulamaktadır. Özellikle 'acele isteme', 'işin bitirilmesi' ve 'zulmedenler' kavramları, ilahi takdir ve insan eylemleri arasındaki ilişkiyi dilbilimsel olarak derinleştirmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'acele' (عجل) kelimesinin bir şeyin vaktinden önce talep edilmesi veya gerçekleşmesi olduğunu belirtir. Ayetteki 'tasta'cilûn' (تستعجلون) formu, muhatapların azabın veya vaat edilen şeyin bir an önce gelmesini talep etmelerini, yani aceleci bir beklenti içinde olmalarını ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'acele isteme' fiilinin, genellikle alaycı veya meydan okuyucu bir tavırla, vaat edilen bir şeyin gerçekleşmesini talep etme anlamında kullanıldığını belirtir. Burada müşriklerin, azabın hemen gelmesini istemeleri bu bağlamdadır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'acele' kavramının Kur'an'da genellikle insanın sabırsızlığını, ilahi takdire karşı gelme eğilimini ve geleceği kontrol etme arzusunu yansıttığını ifade eder. Bu ayette, muhatapların ilahi hükmün hemen tecelli etmesini istemeleri, bu insani zaafı gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'kadâ' (قضى) fiilinin 'bir şeyi tamamlamak, bitirmek, hükmetmek' anlamlarına geldiğini açıklar. Ayetteki 'lekudıye' (لَقُضِيَ) ifadesi, eğer peygamberin elinde olsaydı, aralarındaki ihtilafın ve beklenen azabın kesin bir şekilde sonuçlandırılacağını, hükme bağlanacağını belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kadâ' kelimesinin farklı kullanımlarını sıralarken, 'bir işi bitirmek, tamamlamak' anlamının öne çıktığını belirtir. Burada 'işin bitirilmesi', yani azapla ilgili meselenin nihai bir karara bağlanması ve sonuçlanması kastedilmektedir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'kadâ' fiilinin Kur'an'da hem ilahi hükmün tecellisi hem de bir işin sonuca bağlanması anlamlarında kullanıldığını vurgular. Bu ayette, peygamberin yetkisinde olsaydı, ilahi hükmün hemen tecelli edeceği ve ihtilafın sona ereceği anlamını taşır.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'emr' (أمر) kelimesinin hem 'iş, durum' hem de 'emir, hüküm' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'el-emr' (الْأَمْرُ), müşriklerin aceleyle istediği azap meselesini ve peygamber ile aralarındaki ihtilafı kapsayan genel durumu ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'emr' kelimesinin geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu, 'şân' (durum), 'hâl' (hal), 'kavl' (söz) ve 'fiil' (eylem) gibi anlamları içerdiğini belirtir. Burada 'benimle aranızdaki iş', yani azabın gelip gelmemesiyle ilgili tüm meseleyi ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'emr' kavramının Kur'an'da bazen 'ilahi emir, hüküm' anlamında, bazen de 'evrensel düzen, kozmik işleyiş' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, daha çok 'içinde bulunulan durum, mesele' anlamında olup, ilahi takdirle ilgili bir boyutu da ima eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'zulüm' (ظلم) kelimesinin bir şeyi ait olmadığı yere koymak, haddi aşmak olduğunu belirtir. 'Zâlimîn' (الظالمين) ise, Allah'ın birliğini inkâr ederek, peygamberi yalanlayarak ve azabı acele isteyerek haddi aşan, haksızlık eden kimseleri ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'zulüm'ün en geniş anlamıyla 'hakkı yerine koymamak, haksızlık etmek' olduğunu belirtir. Ayetteki 'zâlimîn', Allah'ın ayetlerini inkâr eden, peygambere karşı çıkan ve bu şekilde kendilerine ve başkalarına zulmeden müşrikleri işaret eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'zulüm' kavramının Kur'an'da sadece başkalarına haksızlık etmekle sınırlı olmadığını, aynı zamanda Allah'a karşı gelmek, O'nun birliğini inkâr etmek ve O'nun koyduğu sınırları aşmak gibi en büyük günahları da kapsadığını ifade eder. Bu ayetteki 'zâlimîn', bu geniş anlamıyla Allah'ın hükmüne karşı çıkanları ifade eder.
En'âm Sûresi
“Kul lev enne ‘indî mâ testa’cilûne bihi lekudiye-l-emru beynî ve beynekum(k) va(A)llâhu a’lemu bi-zzâlimîn(e)” De ki: “Sizin acele istediğiniz azap şayet benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu.” Allah, zalimleri daha iyi bilir. (6/58)