Velev nezzelnâ ‘aleyke kitâben fî kirtâsin felemesûhu bi-eydîhim lekâle-lleżîne keferû in hâżâ illâ sihrun mubîn(un)
(Ey Muhammed!) Eğer sana kağıda yazılı bir kitap indirseydik, onlar da elleriyle ona dokunsalardı, yine o inkar edenler, "Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir" diyeceklerdi.
Eğer sana kağıtta yazılı bir kitap indirmiş olsak da onu elleriyle tutsalardı, yine de o kâfirler: "Muhakkak ki bu, apaçık bir sihirdir" derlerdi.
En'âm Suresi 7. ayet, inkarcıların hakikati kabul etmedeki inatçılıklarını ve mucizelere dahi nasıl karşı çıktıklarını dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır. Ayet, 'kitap', 'kırtas', 'lemes' ve 'sihr' gibi temel kavramlar üzerinden, vahyin somut delillerle sunulsa bile, kalpleri mühürlenmiş kimseler için bir anlam ifade etmeyeceğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kitâb' kelimesinin asıl anlamının 'harfleri bir araya getirmek' olduğunu belirtir ve Kur'an'da bu kelimenin hem yazılı metin hem de Allah'ın hükmü ve takdiri anlamlarında kullanıldığını açıklar. Bu ayette ise, somut bir metin olarak indirilen vahyi ifade eder, inkarcıların gözleriyle görüp elleriyle dokunabilecekleri bir 'kitap'tan bahsedilir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'kitâb' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını, bu ayette ise 'yazılı bir metin' olarak somut bir delil sunma potansiyelini vurguladığını belirtir. İnkarcıların bu somut delile rağmen inanmayacakları gerçeğini pekiştirir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'kitâb' kavramının Kur'an'da sadece bir metin olmanın ötesinde, ilahi bir mesaj ve rehberlik kaynağı olarak merkezi bir rol oynadığını ifade eder. Bu ayette, 'kitâb'ın fiziksel varlığının bile inkarcıları ikna etmeye yetmeyeceği, onların zihinsel ve ruhsal körlüklerine işaret ettiğini belirtir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'kırtas' kelimesinin 'yazı yazılan kağıt' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, vahyin sadece sözlü değil, aynı zamanda elle tutulur, gözle görülür bir şekilde, yani yazılı bir metin olarak indirilmesi durumunu tasvir eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'kırtas' kelimesinin o dönemde bilinen yazı materyallerinden biri olduğunu ve ayetteki kullanımının, mucizenin somutluğunu ve elle tutulabilirliğini vurgulamak için mecazi bir anlatım olduğunu belirtir. İnkarcıların bu denli somut bir delile bile 'sihir' diyeceklerini ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'kırtas'ın 'yazı yazılan her şey' anlamına geldiğini ve bu ayette, vahyin fiziksel bir nesne üzerinde tecelli etmesi durumunu tasvir ettiğini açıklar. Bu, inkarcıların inatçılığını göstermek için kullanılan bir abartı ve varsayımsal bir durumdur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'lemes' kelimesinin 'elle dokunmak' anlamına geldiğini ve bu ayette, inkarcıların vahyin somutluğunu bizzat deneyimlemeleri durumunu ifade ettiğini belirtir. Buna rağmen inkarlarının devam edeceğine vurgu yapar.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'lemes'in hem fiziksel dokunma hem de mecazi olarak bir şeyi anlamaya çalışma anlamlarına gelebileceğini belirtir. Ancak bu ayette, 'bi-eydihim' (elleriyle) ifadesiyle birlikte kullanılması, fiziksel ve doğrudan teması vurgular, yani inkarcıların vahyin somutluğunu bizzat hissetmeleri durumunu anlatır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'lemes' fiilinin Kur'an'da genellikle fiziksel teması ifade ettiğini ve bu ayette, inkarcıların vahyin somut bir delil olarak karşılarına çıkması durumunda dahi, inançsızlıklarını sürdüreceklerini göstermek için kullanıldığını belirtir. Dokunma eylemi, delilin inkar edilemezliğini pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'küfr' kelimesinin asıl anlamının 'örtmek' olduğunu ve dinî bağlamda ise 'Allah'ın nimetlerini veya hakikati örtmek, inkar etmek' anlamına geldiğini açıklar. Bu ayette, inkarcıların, en somut deliller karşısında bile hakikati örtmeye devam edeceklerini ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'küfr' kavramının Kur'an'da sadece inanmamak değil, aynı zamanda Allah'ın lütuflarına karşı nankörlük etmek ve hakikati bile bile reddetmek anlamlarını taşıdığını belirtir. Bu ayette, inkarcıların, Kitab'ın somut bir şekilde indirilmesi ve ona dokunmaları durumunda dahi, inatla hakikati reddedecekleri vurgulanır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'küfr'ün 'imanın zıddı' olduğunu ve 'hakikati gizlemek' manasına geldiğini belirtir. Ayetteki 'kefarû' ifadesi, inkarcıların, mucizevi bir olaya şahit olsalar bile, kalplerindeki inkarı sürdüreceklerini ve bu gerçeği 'sihir' olarak nitelendirerek örtbas edeceklerini gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'sihr'in 'göz boyama, aldatma' anlamına geldiğini ve inkarcıların, peygamberlerin getirdiği mucizeleri bu şekilde nitelendirerek, onların ilahi kaynaklı olduğunu reddettiklerini belirtir. Bu ayette de, Kitab'ın somut bir şekilde indirilmesini 'apaçık bir büyü' olarak görmeleri, onların hakikati çarpıtma eğilimlerini gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'sihr'in 'gerçeği gizleyen, aldatıcı bir şey' olduğunu ve inkarcıların, peygamberin getirdiği her türlü delili bu kelimeyle geçersiz kılmaya çalıştıklarını ifade eder. Ayetteki 'sihrun mübîn' (apaçık bir büyü) ifadesi, onların bu inkarı ne kadar pervasızca yaptıklarını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sihr'in 'gizli ve ince bir şekilde yapılan, gerçeği değiştiren veya öyle gösteren eylem' olduğunu belirtir. Bu ayette, inkarcıların, Allah'ın ayetlerini ve mucizelerini, kendi inançsızlıklarını haklı çıkarmak için 'sihir' olarak yaftaladıklarını ve böylece hakikati reddettiklerini açıklar.
En'âm Sûresi
(Ey Muhammed!) Eğer sana kâğıda yazılı bir kitap indirseydik, onlar da elleriyle ona dokunsalardı, yine o inkâr edenler, “Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir” diyeceklerdi. (6/7)
Âyet sayısına bakarsak, 6 ve 7 yan yana dizilimiyle 67 bilindiği gibi Allah c.c. isminin sayısal ifadesidir. Toplamı ise 6+7= 13 ile efendimizin sayısal şifre değeridir.
(67) Allah c.c. den (13) şifre sayısılı efendimiz (s.a.v.) sadrına yani gönlüne inmiştir. Bir bakıma 13 ten 13 e inmiştir.
“kirtâsin” kitabın bir kağıda, pörşemene vs. madde bir yerin içine yazılı olarak inmesi somutlaşması ile onların buna dokunması yine içine nüfuz ve kendi içlerine nüfuz ettiremediklerinden bu mucizeyi bile sihir olarak değerlendireceklerdir.
قِرْطَاسٍ “Kırtasin” “Kaf” “Rı” “Tı” “Elif” Sin harflerinden oluşur.
Kaf; Esre ile okunuş ile Kûr’ânın nuzül etmesi, yani ma’nâsının hafilemesi,
Rı; Cezm ile yazılarak, Rahmân’ın Kûr’ân-ı talim ederek sükûn haline geçmesi… Kûr’ân-ı Samit…
Ta; Tahakkuk, bu hakikatleri içinde barındırması…
Elif; 12 zahir ve 1 bâtın şifresi ile Kûr’ân-ın “Euzu billahimineşşeytanirracim” diye şeytandan Allah cc. sığınarak Elif harfi ile sözlü başlayara natık hale geçmesi, Sin; Esre okunuşuyla, Rahmânın insan-ı halk edip ona beyan (kûr’ân-ı açıklamayı öğreterek) ederek, Kûr’ân-ı sözlü olarak yani Kûr’ân-ı natık olarak insanda (gönlünde) faaliyete geçirmesidir.[9]
İşte kırtasin kelimesi ile “Kûr’ân-ı Kerim’in” kağıdının mahluk ma’nâsının ise halık olduğu da anlaşılmatadır.