Ulâ-ike-lleżîne âteynâhumu-lkitâbe velhukme ve-nnubuvve(te)(c) fe-in yekfur bihâ hâulâ-i fekad vekkelnâ bihâ kavmen leysû bihâ bikâfirîn(e)
Onlar kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Eğer şunlar (inanmayanlar) bunları tanımayıp inkar ederlerse, biz onları inkar etmeyecek olan bir kavmi, onlara vekil kılmışızdır.
En'âm Sûresi
“Ulâ-ike-llezîne âteynâhumu-lkitâbe velhukme ve-nnubuvve(te) fe-in yekfur bihâ hâulâ-i fekad vekkelnâ bihâ kavmen leysû bihâ bikâfirîn(e)” Onlar kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Eğer şunlar (inanmayanlar) bunları tanımayıp inkâr ederlerse, biz onları inkâr etmeyecek olan bir kavmi, onlara vekil kılmışızdır. (6/89)
Kendilerine vahiy ilmi, ilmi ledün ve haber getirme verilen kimselerdir. Salik bu peygamber hazeratının mertebelerine geldiğinde bu mertebelerin ilhamını, mertebeyi yerli yerine koyan ledün ilminin haberini yine kendi gönül ve aklında alır. İşte bunları inkar etmeyenler bu mertebelere vekil kılınmıştır.