Ve meryeme-bnete ‘imrâne-lletî ahsanet fercehâ fenefaḣnâ fîhi min rûhinâ ve saddekat bikelimâti rabbihâ ve kutubihi ve kânet mine-lkânitîn(e)
Allah, bir de iffetini sapasağlam koruyan ve bizim de kendisine ruhumuzdan üflediğimiz, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını doğrulayan İmran kızı Meryem'i de (inananlara) örnek gösterdi. O itaat edenlerdendi.
Irzını korumuş olan, İmrân kızı Meryem'i de Allah örnek gösterdi. Biz, ona ruhumuzdan üfledik ve Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti. O, gönülden itaat edenlerdendi.
Bu ayet, Hz. Meryem'in iffetini, Allah'ın ona ruhundan üflemesini, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etmesini ve Allah'a gönülden itaatini vurgulayarak, onun örnek şahsiyetini dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İhsan (إحصان), bir şeyi korumak, muhafaza etmek anlamına gelir. Kadın için kullanıldığında, iffetini korumak, zinadan uzak durmak demektir. Ayetteki 'ahsanet fercehâ' ifadesi, Meryem'in cinsel organını haramdan koruduğunu, iffetli olduğunu belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Bu fiil, kadının kendini zinadan koruması, iffetli olması anlamında mecazi bir kullanımdır. Meryem'in ferci, yani namusu ve iffeti korunmuştur, bu da onun temizliğini ve masumiyetini ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'h-s-n' kökünden türeyen kelimeler genellikle sağlamlık, korunmuşluk ve iffet gibi anlamları taşır. 'İhsan' kavramı, özellikle kadınlar bağlamında, cinsel saflığı ve namusu ifade eden temel bir ahlaki değerdir. Meryem'in bu fiili, onun örnek bir iffet timsali olduğunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Nefh (نفخ), bir şeye üflemek, ruh vermek anlamına gelir. Ayetteki 'fenefahnâ fîhi min rûhinâ' ifadesi, Allah'ın kudretiyle Cebrail aracılığıyla Meryem'e ruh üflemesini ve bu sayede İsa'nın babasız dünyaya gelmesini anlatır. Bu, ilahi bir yaratma eylemidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nefh, bir şeyi canlandırmak, ona hayat vermek anlamında kullanılır. Allah'ın ruhundan üflemesi, O'nun kudretinin bir tecellisi olup, İsa'nın yaratılışındaki olağanüstülüğü ve ilahi müdahaleyi vurgular. Bu, Meryem'in iffetinin bir kanıtı olarak da sunulur.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): 'Nefh' kelimesi, Kur'an'da genellikle ilahi bir yaratma veya canlandırma eylemini ifade eder. Burada, Allah'ın ruhundan üflemesi, İsa'nın doğuşunun beşeri normların ötesinde, doğrudan ilahi bir iradeyle gerçekleştiğini gösterir ve Meryem'in masumiyetini pekiştirir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Ruh (روح), Allah'ın emrinden olan, mahiyeti tam olarak bilinemeyen bir varlıktır. Ayetteki 'rûhinâ' ifadesi, Allah'ın kudretinin bir tecellisi olarak, İsa'nın yaratılışında kullanılan ilahi bir nefes veya canı ifade eder. Bu, İsa'nın babasız doğumunun ilahi bir mucize olduğunu vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Ruh, Allah'ın yarattığı ve can verdiği her şeyde bulunan ilahi bir öz veya güçtür. 'Rûhinâ' ifadesi, Allah'a izafe edilerek şereflendirilmiş ve yüceltilmiştir. Bu, İsa'nın yaratılışının sıradan bir olay olmadığını, ilahi bir kudretle gerçekleştiğini gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'ruh' kavramı, genellikle Allah'ın hayat veren gücünü, ilahi emrini ve vahyi ifade eder. 'Rûhinâ' ifadesi, Allah'ın doğrudan müdahalesini ve İsa'nın yaratılışının tamamen ilahi bir iradeye bağlı olduğunu vurgular. Bu, Meryem'in iffetini korumasına rağmen hamile kalmasının ilahi bir mucize olduğunu açıklar.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Tasdik (تصديق), bir şeyi doğru kabul etmek, onaylamak ve ona inanmaktır. Meryem'in Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etmesi, onun Allah'ın gönderdiği vahiylere ve peygamberlere olan tam imanını gösterir. Bu, onun salih bir kul olduğunu pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sıdk (صدق) kökünden türeyen tasdik, bir haberin veya bilginin doğruluğunu kabul etmek, onu onaylamak anlamına gelir. Meryem'in tasdiki, sadece sözlü bir onay değil, aynı zamanda kalbi bir iman ve teslimiyettir. Bu, onun Allah'ın emirlerine ve vahyine olan bağlılığını ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Tasdik fiili, Kur'an'da genellikle peygamberlerin getirdiği mesajlara ve ilahi kitaplara iman etme bağlamında kullanılır. Meryem'in tasdiki, onun Allah'ın birliğini, peygamberlerini ve kitaplarını tereddütsüz kabul ettiğini, böylece imanının sağlamlığını ortaya koyduğunu gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Kunût (قنوت), Allah'a itaat etmek, boyun eğmek ve ibadette devamlı olmak anlamına gelir. Ayetteki 'el-kânitîn' ifadesi, Meryem'in Allah'a tam bir teslimiyetle itaat eden, ibadetlerini aksatmayan ve O'nun emirlerine gönülden bağlı olanlardan olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kunût, hem itaat hem de ibadette devamlılık ve huşu anlamlarını içerir. Meryem'in kânitîn'den olması, onun sadece Allah'a itaat etmekle kalmayıp, aynı zamanda ibadetlerinde de samimi ve sürekli olduğunu, Allah'a karşı derin bir saygı ve bağlılık içinde bulunduğunu gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kunût, Allah'a karşı tam bir teslimiyet ve huşu içinde bulunmak, O'nun emirlerine boyun eğmek ve ibadetlerini düzenli bir şekilde yerine getirmektir. Meryem'in bu vasfa sahip olması, onun Allah katındaki yüksek mertebesini ve örnek bir mümin olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): 'Kunût' kavramı, Kur'an'da genellikle Allah'a karşı tam bir teslimiyet, itaat ve ibadette süreklilik anlamında kullanılır. Meryem'in 'kânitîn'den olması, onun sadece iffetli ve imanlı olmakla kalmayıp, aynı zamanda Allah'a karşı derin bir bağlılık ve ibadet hayatına sahip olduğunu gösterir, bu da onun örnek bir şahsiyet olmasının temelini oluşturur.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.