İçeriğe atla
Mülk 1Cüz 29 · Sayfa 562

Mülk Sûresi 1. Âyet

الملك

Sohbete sor

Tebârake-lleżî biyedihi-lmulku ve huve ‘alâ kulli şey-in kadîr(un)

Hükümranlık elinde olan Allah, yücedir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Mülk Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(Tebârekellezî bi yedihil mülkü ve hüve alâ kulli şey’in kadîr.) Mülk (67/1) “Mülk elinde olan O mübârek'tir. Ve O, herşeye kaadirdir.”


O’nun için olur mu? Veyâ olmaz mı? şeklinde ibâreler geçerli olmayıp, herşey üzerine, bütün kainatta halketmiş olduğu varlıkların üzerine hükmünü geçirmektedir.

Cenâb-ı Hakk (c.c) kendi hakîkatinden insanın hakîkatine “ve nefahtü fihî min rûhi” hükmünce azar miktarlarda her birerlerimize dağıttı. Her birerlerimizde farklı isimlerinin ağırlıkları ortaya çıkmaktadır. Örneğin Hayat, İlim, İrâde, Kudret, Kelâm, Sem’i, Basar dediğimiz sıfat-ı subûtiyye hepimizde mevcûttur ve bu sıfatlar ile hayâttayız ve bir yaşam süresini geçiriyoruz.

İnsan, Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın kendindeki hakîkatlerin en geniş zuhur mahallidir.

Bu açıklamalar sonrası “Tebârekellezî bi yedihil mulku” ifâdesinin bir yönü Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın kendi zatına, diğer yönü ise insana dönüktür.

Kur’ân-ı Kerîm hem kâinatı, hem de insana indiği için özümüzde bizi anlatmaktadır yani hem âfâki hem enfüsîdir.

Bu durumda bu ifâde şöyle olur; “Ey insan senin elindeki mülkün o kadar değerlidir, o kadar mübarektir ki, bu

nun kıymetini bil!” Elimizdeki mülkümüz, ilk halde bedenimizdir çünkü ilâhî tecellidir. Madde mertebesinde insan bedeninden daha mükemmel bir oluşum tasavvur etmek mümkün değildir. Bâtın yönden ise Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın insandaki zâti tecellisi yani rûhaniyeti, vahdaniyyetidir.

İşte bu âyeti kerîmeye bu şekilde baktığımız zaman insanın ne kadar mükemmel bir varlık olduğunu görebiliriz. Madde bedenimiz o kadar mükemmel bir oluşumdur ki normal çalışması içinde o mükemmelliğin farkında olamıyoruz. Ne zaman ki bir arıza, hastalık ortaya çıkıyor ve biz biraz zorlanmaya başlıyoruz işte o zaman kıymetini anlıyoruz. Bu mükemmelliği madde yönüyle dahi anlamamız mümkün değilken, bu oluşumun daha ötesi olan rûhani yapımız vardır.

İçinde bulunduğumuz bu kesif olan mülk âlemi tecelli-i İlâhiyyenin madde mertebesi yönünden en kemalli zuhur halidir. Bundan sonraki zuhur âlemi ise hem lâtif hem de kesif olan İnsan-ı Kâmil âlemidir.

Fiziksel olarak insan elinden işlenmiş gözüken her şey aslında Hakk’ın elidir.

Her şeye kaadir olmak Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın bir vasfıdır. İnsan ise kendi mertebesinde ve mülkü nispetinde bir çok şeye kaadirdir.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(7)