Efemen yemşî mukibben ‘alâ vechihi ehdâ emmen yemşî seviyyen ‘alâ sirâtin mustekîm(in)
Şimdi, yüzüstü kapanarak düşe kalka yürüyen mi daha doğru gider, yoksa dosdoğru bir yolda dimdik yürüyen mi?
Mülk Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(E fe men yemşî mukibben alâ vechihî ehdâ emmen yemşî seviyyen alâ sırâtın mustekîm.) Mülk (67/22) “Öyleyse yüzüstü sürünerek yürüyen kimse mi daha çok hidâyete ermiştir, yoksa Sıratı Mustakîm üzerinde düzgün yürüyen mi?”
İnkâr ehli burada yerde sürünenler hükmünde, tasdik ehli ise ayakta yürüyenler olarak kabul edilmektedir.
Rahmân’ın hakîkatini idrâk edemeyen kişiler hakîkati ters gördükleri için baş üstünde yürüyenlerdir.
Yüzün yere sürülmesi iki türlüdür, birisi asaleti yönünden sadece secdede, diğeri ise nefsi yönünden isteklerini yaptırması yönüyle tabiatine yönelmesi ve a’lâ ile tamamen ilgisini kesip “esfeli sâfilin” dünya ehli olmasıdır. “yüzüstü sürünerek yürüyen” den kasıt tabiat zindanında kalmış yüzünü ve gönlünü Hakk’a döndüremeyen kimselerdir.
“düzgün yürüyen” ise nefsinin ve dünyanın, tabiatının, önünde baş eğmeyen kendi hakikati itibari ile kendi sıratında yürüyen kimsedir. İşte bunlar, “hidâyete ermiştir.”