İçeriğe atla
Mülk 5Cüz 29 · Sayfa 562

Mülk Sûresi 5. Âyet

الملك

Sohbete sor

Ve lekad zeyyennâ-ssemâe-ddunyâ bimesâbîha ve ce'alnâhâ rucûmen lişşeyâtîn(i)(s) ve a'tednâ lehum ‘ażâbe-sse'îr(i)

Andolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık. Onları şeytanlara atılan taşlar yaptık ve (ahirette de) onlara alevli ateş azabını hazırladık.

Mülk Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(Ve lekad zeyyennes semâed dunyâ bi mesâbîha ve cealnâhâ rucûmen liş şeyâtîni ve a’tednâ lehum azâbes saîr.) Mülk (67/5) “Ve andolsun ki, dünyânın semâsını kandillerle süsledik. Ve onları, şeytanlar için (atılacak) taşlar kıldık. Ve onlar için alevli ateşin azâbını hazırladık.”


Dünyâ semâsına baktığımız zaman yıldızları görüyoruz. Efendimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor, “Benim ashabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine baksanız yolunuz bulursunuz.” Yıldızlar gibi olan sahabe’nin yaptığı işler ve bizlere bıraktıkları hayât hikâyeleri ve sözleri bizim gönül göğümüzde yıldızlar hükmündedir. Efendimiz (s.a.v)’in sözleri ise (nur-u Muhammed-î) ay gibidir. Bizler bu ay ve yıldızlar ile süslü olan gönül göğümüze bakarsak eğer, kolaylıkla yolumuzu buluruz. Ayrıca bizim kendimizden doğan hakîkatlerimiz yani yıldızlarda vardır. Sonuç olarak gönlümüze bir şey sorduğumuz zaman buralardan cevaplarını alabiliriz. Gönül semasını süsleyen o yıldızların her biri göneş misali olan ilmi İlâhiyyeden akseden ilâhi bilgilerdir.

Hz .Resûlullah (s.a.v)’ın dünyâya gelişinden belli bir müddet önceye kadar, şeytanlar gökyüzüne çıkarak meleklerin konuşmalarından haberler çalıyorlardı. Ve bu haberleri kâhinler vâsıtasıyla insanlara bildiriyorlardı.

Efendimizin (s.a.v) dünyâya gelişi yaklaşınca Cenâb-ı Hakk (c.c) şeytanların bu şekilde çıkışlarını kesinlikle yasaklamıştır. Yakıcı ateş anlamına gelen “şihab” ile bu tür girişimlerde bulunan şeytanlar yok ediliyor.

Ve alevli ateşin azâbı bir anlamda bu faaliyetin gösterilememesinin ifâdesidir. Bir işi çok yapmak isteyen bir kişinin onu yapamaması onun için azâbtır. Şeytanlar içinde kendilerindeki fiilleri insanlara aktaramamak azâb olmaktadır.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(4)